RSS
21 Ağustos 2009 | Ahmet Türkan | 0 Yorum Var.
Yazdır

Twilight (Alacakaranlık)

Bazı alt türler evrim geçirmeye müsaittir. Hatta her 10 senede bir, yeni bir şekle girmeyi dahi ihmal etmezler. Ancak bazıları da öylesine geleneksel kalıplara sahiptirler ki bu tür bir değişime direnirler. Oldukları yerde kaldıkları gibi, zamanla da ‘yenilik’lerini yitirip geriye doğru gitmeye başlarlar. Fakat kesinlikle vampirlerin evrim değiştirmesine karşıyım. Şimdiye kadar bütün filmlerdeki tabuları yıkmaya çalışan Alacakaranlık sadece bir hayal kırıklığı olarak sinema dünyasında yerini aldı. Romanların fanlarını arkasına alarak sanki sinema dünyasının en iyi filmi geliyormuşcasına galası yapılan film sadece gençlik/korku diye adlandırılan çoğunlukla hayal kırıklığı örneklerine sahip türe balıklama atladı. Vampirlerin gün ışığında parlayan son derece yakışıklı/güzel olduklarını savunan film bu da yetmezmiş gibi tabut ve kazıkın işe yaramadığını da savunuyor. Öncelikle bütün korku türlerinin bukalemun gibi şekilden şekile sokulabildiklerini, bu sebeple de ilgi çekici olduklarını belirtelim. Bu bağlamda hayalet, slasher, gotik, şeytan ve daha nice alt tür de ‘yenilikçi filmler’ ile onurlandırılıyor zamanı geldiğinde. Vampir alt türü ise belki bunların içinde en gelenekseli. Çünkü vampir mitinin temelinde aristokrasi var. O da ancak 17.-18. yüzyılda aktif olan bir sosyal sınıf. Yani aristokrasinin temsili olan Dracula karakteriyle ya da vampir prototipini taşlamaya yönelik motiflerle yürüyor alt tür. Ayna, tabut, sarımsak ve haç; inançsız ve sadece geceleri sokağa çıkan yozlaşmış aristokratları temsil ediyor.

Sen bu tabuları normalmiş gibi birden yok etmeye çalışamazsınız. Çünkü türün gerçekten takipçileri kesinlikle bunu filme yakıştıramaz. Hatta filme vampir diyerek korku türünde algılamakta çok yanlış. İçinde az yoğun bir gerilim havası, orta aksiyon ve yüksek romantizim var. Film akıldan kızları tavlamaya çalışıyor. Bu yüzden çoğu sinema sitesinde deneyimli incelemeciler filmi kötü bulurken kandırılan izleyiciler 10 veriyorlar. İşşallah yazım en azından bir kandırılan izleyicinin uyandırılmasını sağlar.

17 yaşında bir kız olan Bella’nın (’güzel’ anlamına gelen ismi bile manalı) (Kirsten Stewart), yeni geldiği okulun en yakışıklı çocuğuna aşık olmasını, klişeleşmiş motifleri de es geçmeyerek anlatıyor film görünüşte. Ancak bu klişelerin tamamını kullanırken okul atmosferini de gri bulutlarla sarıyor. Çünkü vampirler güneş olunca dışarı çıkamıyorlar. Bu sebeple de okul ortamı zaman zaman X-Men serisindeki mutant yetiştiren okulu andırdığı gibi, aslında güneşsiz ve soluk haliyle de bir yabancılaşma hissi yaratıyor. Bu arada belirmek isterim ki Kristen Stewart’ın oyunculuğu kitaptaki bella karakteri ile uyaşarak harikalar yaratırken Robert Pattison oyunculuk namına hiçbir kırıntı göstermiyor. Mtv ödüllerinde Alacakaranlık ödüllerin çoğunu alırken Milyoner’e ödül verilmemesi çok büyük bir ayıp olarak algılanmalı…
Başarılı bir roman uyarlaması olabilir. Çünkü kitaptaki çoğu şey eklenebilmiş. Güzel bir gençlik romanı olan alacakaranlık serisini bütün gençlere tavsiye ederim.

Bunun dışında bizim gibi yaşlılar uzak dursunlar bunun yerine gençler beğeniyorsa bize laf düşmez diyerek işşallah böyle kötü filmlere devam edilmez diye umalım. Türlerin geleneksel yapısının bozulmamasını istemeyenlerin asla yaklaşmaması gereken filmlerinden biri. Vampir neree aşk nerede diye düşünenlerde filmden uzak dursun bunun dışındakiler izleyebilirler. 80′lerin “Karanlık Bastığında”sı, 90′ların “Bıçağın İki Yüzü”sü var ise 2000′lerin de “Alacakaranlık”ı olacak, orası kesin. 10/4

Yazı Hakkında

Kategoriler: Film ve Oyun İncelemesiSinema ve Tiyatro

Etiketler:

Yazar Hakkında: Ben 1959 doğumluyum. Çanakkale'nin küçük ilçesi Lapseki'de doğdum. Şu an eskişehirde yaşıyorum. Evliyim ve 1 çocuğum var. Çocuğumun adı mustafa'dır. Beşikteşlıyım. Erkek adam renkli takım tutmaz diyenlerden biriyim. Özellikle sinema ve edebiyata büyük bir ilgim vardır. Ama her zaman korku filmlerini severim. Belki de meleğim yüzündendir. Mesleğin patalogve ben mesleğini çok sevenlerdenim.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL