RSS
20 Haziran 2010 | kırçiceği | 0 Yorum Var.
Yazdır

Savaş İkinci Perdede Çıkacak (Valka Vypukne Po Prestevce)

Yazarı: Oldrich Danek

Çeviren: Yücel Erten

Ben bir oyuncuyum.
Oyuncu olamadan önce,
insandım sadece.
Sonra,
bir çok insan oldum,
bir tek insandan daha çok
doğdum-hatırladım-öldüm.
Ben bir insandım, sonra oyuncu oldum.
Alpay İzbırak

Savaş İkinci Perdede Çıkacak oyunu yaptığımız işi anlatır aslında, yani tiyatroyu. Tiyatro için nelere katlanılacağını, nelerden vazgeçilebileceğini, nelerin göze alınabileceğini sergiler izleyiciye.

Oyun Yahudilerin Hitler’in işkencelerine maruz kaldığı dönemde geçer. Nazi gölgesi altında hala tiyatro yapılmaya çalışıldığı dönemde… O dönemde Almanya’nın her yerinde Yahudilere karşı ağır bir ambargo uygulanmaktadır.

Oyunun baş karakteri Vladimir Bendl, tiyatroya aşık bir karakterdir. Oyun onun ömrünün son günlerinde yattığı hastaneden başlar ve geri dönüşlerle Bendl’ın bütün hayatını önümüze koyar. Hayatına giren çıkan insanlar: ona tiyatroculuğu öğreten yaşlı bir oyuncu, tiyatro uğruna kaybettiği tek aşkı, kendisine aşık olduğunu düşündüğü ancak aslında kendisini kullanan bir kadın, hayatının kabusu haline gelen bir Nazi subayı teker teker Bendl’ın çevresindeki doktor ve hemşirelerde hayat bulurlar. Ve Bendl ölmeden önce hayatının en büyük özeleştirisini yaparak tiyatroyu, tiyatroculuğu anlatır bizlere.

Bendl’ın hayalinde yarattığı üç melek; Eva, Ela ve Ema da bu özeleştiriyi somutlaştırırlar bize. Yeri gelir onun en büyük hayranı olurlar, yeri gelir onu eleştirip yerden yere vururlar. Bir sahnede onu sakinleştirmeye çabalarken diğerinde onun için gözyaşı dökerler. Ve bir süre sonra onlardan başka kimse kalmaz Bendl’ın etrafında. Sadece bir kişi asla terk etmez onu; o da en yakın arkadaşı Struna’dır. Olan biten her şeye rağmen asla bırakmaz dostunu ve Bendl ölürken onu herkese karşı savunur. O an söylediği sözler de bunu çok güzel gösterir zaten.

“Yaşamasını istiyorum! Hayatta değilsen hiçbir şeyi düzeltemezsin artık. Yaşamasını istiyorum!”

Oyunda en sevdiğim sahne Yaşlı Oyuncu’nun Bendl’a kızdığı sahnedir. Yaşlı Oyuncu tiradında oyunu ve tiyatroyu özetler sanki seyirciye.

“Şuna bak hele! Ulan ne çabuk adam oldun da ahkam kesiyorsun. Bir kere sen oyunculuk hakkında ne bilirsin ha?! Başlangıç hep kolay görünür delikanlı! Ama asıl savaş aradan sonra başlar, ikinci perdede. Çocuk götü gibi suratına hele bir kırışıklıklar oturmaya başlasın, o zaman anlarsın. Bu koşu çok uzun mesafede koşulur. O mesafeyi biliyor musun bakalım?”

“Pekala! Işıkta dur! Spotların ışığını yakala! Zamane rejisörleri sahneyi yarı karanlığa boğmaya pek meraklılar. Sanırsın, ne kadar çok yarı karanlık yaparlarsa o kadar iyi rejisör sayılacaklar. Bırak onlar öyle düşünedursun. Sen kendini aydınlatacak bir spot bul, orada dikil ve oradan ayrılma! Bırak ötekiler yarı karanlıkta gezinsiznler ve laflarını döktürsünler. Ama ışığına girmeye yeltenen olursa anında kovala onu! Nasıl yaparsan yap ama kovala gitsin. Yeter ki sen ışıkta dur ve görün! Zaten bu yarı karanlığı rejisörler icat etti. Aktör görünmesin, daha çok kendileri görünsün diye. Olur a bir gün yine böyle bizimki gibi tapon bir tiyatroya düşersin, yarı karanlığı bile beceremeyen bir tiyatroya… O zaman da geriye doğru bir adım at! Karşındaki oyuncu seyirciye sırtını dönmeye mecbur kalsın. Belki bir adım arkadasın ama görünüyorsun, ışıktasın! İşte bu kadar! Şehir tiyatrosuna gidiyorsun ya bir bakıma ışığa gidiyorsun. Hadi şimdi bir şişe votka al getir bakalım acemi çaylak.”

Bence herkesin kesinlikle izlemesi, izleyemiyorsa okuması gereken bir oyun.

Ve, perde!

Yazı Hakkında

Kategoriler: Film ve Oyun İncelemesi

Etiketler:

Yazar Hakkında: Soma Anadolu Öğretmen Lisesi mezunu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü öğrencisi. İlgi alanları: Tarih, edebiyat ve müzik

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL