RSS
30 Ağustos 2008 | Ütopyam | 0 Yorum Var.
Yazdır

Şairler ve Yazarlar Hakkında Kısa Metrajlı Bir Yazı

Kağıdım kalemim ile sevişir. Ortaya çıkan orgazm sayesinde tarih sayfalarında yer alma çabam başlar. Yazar olmak çabası ile çizilen bir gelecek. Aslında olası gerçeklerden biraz uzak aynı zamanda bir fantezi gibi duruyor. Fakat hayat başlı başına hayal peşinden koşmak iken ufak biraz elimdeki hayal kırıntısı ile yazdıklarım ile düşündüklerim arasında kusur ilişkiyi kurmam ile olası sonuç olarak bir sayfada bana derim. Fakat kağıdın ve kalemin kölesi olduğum şu günlerde gözlerim âmâ misali bir sürme var ve etrafı görmekte zorluk çekiyorum.

Sonsuz kelime hazinesinden mükemmel olanları yan yana getirip noktası ile bütünleşen cümlelerimde zorluk çekmekteyim.

Fakat parmaklarım kırılana dek yılmayacağım savaşımda küçük bir taarruza mahsur kaldım. Fakat imza günlerini düşleyerek bundan sıyrılma çabası içerisinde farkındayım biraz başarılıyım.

Müsvette kağıtlarımın arasından çıkardığım bir tanesine düzeltmeler yaparak topal olan tek ayağıma bir nevi pansuman yapıyorum. Daktilomdan çıkan ses ile buğulu camıma yazdığım birkaç kelime ile mükemmelle ulaşmak için zihnim en dem noktalarında gezinmekteyim. Kendimi aramaktayım.

Necip Fazıl kendini kaldırımlarda ararken zihnin derinlerinde bulduğu ölüm isteği ve yalnızlık korkusu ile kağıdı döktürdükleri ilham kaynağı için somut bir varlık.

”Evdeyim karanlık bir oda da bir mum ışığı bir açacak deydikten sonra bitecek kurşun kalem ile duruşlarımı kağıda dökmekteyim ölümü bekleyen biri gibi kağıda vasiyet yazar bir halim var ancak umutluyum. Tırnak uçlarımdan çıkan birkaç damla kan ile yazmaya devam ediyorum çıkacak olan sonucu sabırsızlık ile bekliyorum. Belki bir yarınıım belki sabahı olmayan bir gecenin parçasıyım. Sonuç olarak varım.Varlığım yazdıklarım ile somutlaşıyor fakat ömür belli değil ölümsüz değil belki. Mum az sonra bitecek ve karanlık üstümü bir çarşaf misali örtecek korkum yok tek korkum ben kalıntı olarak son noktası olmayan bir yazı bırakmak.’’

Şairlerin hepsi yalancı Necip Fazıl Kısakürek’te dahil olmak üzere. Şairlerin ruhları fakirdir yazıkları cümlelerin sonu hiçbir zaman gelmez uçsuz bucaksın bilgi hazineleri yerine züğürt birikimleri vardır. Bilmediklerini biliyormuş hissetmediklerini hissediyormuş taklidi yapar. Son noktayı koymaktan ürkerler çünkü nokta ile yazdıkları son bulur ve yalanı ile yanlışını kabullenmek zorunda kalır.

Üstüne ekleyecek mısrası olmaz. Çoğu kadınlar ile yaşarlar şarap ile meşk ederler. Düşünmeden yazarlar kaldırımlarda dolaşıp kalemlerini serseri mayın gibi kullanırlar. Mavi gözlü dev olanları Zerdüşt olanları vardır. Hepsi aşıktır. Minnacık kadınlar severler.

En karanlık noktalara ineler. Her baktıkları noktada mükemmel kadınları görürler. Karagözlü olanları makbuldür. Şair yalancılar yazalar ise dünyalar kurarlar gerçek olma ihtimali olan dünyalar.

‘’Bıraktığım cümleler kalıcı olmam için yeterli olacak mı merak içerisindeyim. Çok koştum çok yoruldum öldüm ama kalemle var oldum.’’

(1)Zerdüşt başını salladı ve gülümsedi.
“İnanman, hele bana inanman, beni mesut etmez. Fakat, birisi ciddiyetle, şairler çok yalan söylerler diyorsa haklıdır. Biz çok yalan söyleriz. Biz pek az şey biliriz. Ve güç öğreniriz. Onun için yalan söylemeye mecburuz. Biz şairlerden, şarabını tağşiş etmeyen kim var? Kilerimizde nice zehirli karıştırmalar yaptık. Tarif edilmez nice işler yaptık. Çok az şey bildiğimiz için ruhça züğürt olanlar hoşumuza gider.”
(1)Friedrich Nietzsche Şairlere Dair yazsınında alıntı.

Ali Yıldırım

Yazı Hakkında

Kategoriler: Makale

Etiketler:

Yazar Hakkında:

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL