RSS
30 Ağustos 2008 | ELanesse | 0 Yorum Var.
Yazdır

Milan Kundera

Hayat hikayesi: Milan Kundera 1 Nisan 1929′da Çekoslovakya’nın Brünn şehrinde doğdu. 14 kitap yazmış, sayısız ödül almış, yazarlık mesleği yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak uğraşmıştır. Çek asıllı Fransız yazar yaşamını Paris’te, eşiyle birlikte sürdürmektedir.

1929 yılında, orta halli Kundera ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Ludvík Kundera (1891-1971), 1948-1961 yılları arasında Brno Müzik Akademisi müdürlüğü yapmış olan, ünlü müzikolojist ve piyanist Leoš Janáček’in öğrencisiydi. İlk piyano derslerini babasından aldı ve ilerleyen yıllarda kendisi de müzikoloji üzerine çalışmalar yaptı.

Lise eğitimini 1948 yılında Brünn’de bitirdikten sonra, Charles Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde, edebiyat ve estetik üzerine eğitim gördü. İki dönem sonra Film Akademisine geçti ve yönetmenlik konusunda ilk makalelerini yazdı fakat daha sonra çalışmalarını politik baskı yüzünden durdurmak zorunda kaldı.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Komünist Parti’ye üye oldu. Ancak 1948′in şubat ayında partiden çıkarıldı.1950 yılında da bir diğer Çek yazar Jan Trefulka Komünist Parti’ye karşı faaliyetlerde bulunmaktan, partiden uzaklaştırıldı. Trefulka o günlerde gerçekleşen olayları 1962 yılında yazdığı Pršelo jim štěstí (Onlardan Yükselen Mutluluk) romanında anlattı, Kundera’ysa o günlerde başına gelenleri bir şaka olarak görmüş olacak ki, partiden çıkarılma sürecinde başına gelenleri anlattığı kitabının ismini Žert (Şaka) koydu. 1956 yılında Komünist Parti’ye tekrar giren Milan Kundera, 1976 yılında ikinci kez, Václav Havel gibi ünlü yazarlar ve sanatçılarla birlikte partiden ihraç edildi.

1968′deki Rus istilasından sonra, Prag Müzik ve Sanatlar Akademisindeki görevinden uzaklaştırılan Kundera, politik baskılara dayanamayarak Fransa’ya göç etti ve 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu.1979 yılında yazdığı Gülüşün ve Unutuşun kitabından sonra Çekoslovak Hükümeti, vatandaşlık hakkını geri verdi.

1980 yılında Gabriel Garcia Marquez’in aldığı Commonwealth Ödülü’nü, 1981 yılında Tenesse Williams’la paylaştı.En bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 1988 yılında Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlandı.1983 yılında Michigan Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Kundera 1985 yılında da Kudüs Ödülüne layık görüldü.

Çağımızın en başarılı düşünsel roman yazarı ve varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera’nın son kitabı Perde, 2005 yılında yayınlandı.
[Alıntı-vikipedi]
~~
İlk başta şunu belirtmek gerek; kundera çağımızın önemli düşünürlerinden ve aydınlarından biri. Anlatımı, ifadeleri, fikirleri, deha’sı… Her şeyden önce insana heyecan veren bir üslubu var, her kelimesinde farklı bir anlam ve ‘aynı’lık bulmak, varoluşunuzun hafif kılındığı bir tanıdık hissi… Ya da benim gibilerin, bunu ben düşünmeliydim/söylemeliydim hadsizliklerine yol açan etkisi, inanılmaz bir düşünür, varoluşun son temsilcisi, her şeyden önce bir yazar, kelimeleri altüst eden ve devinim katan… Hiçbir şeyi olmasa bile, düşünceleri her şeye bedel.
~~
Eserleri:
Romanları:
Şaka • Gülünesi Aşklar • Yaşam Başka Yerde • Ayrılık Valsi • Gülüşün ve Unutuşun Kitabı • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği • Ölümsüzlük • Yavaşlık • Kimlik • Bilmemek

Kurgusal olmayan kitapları: Roman Sanatı • Saptırılmış Vasiyetler • Perde
Oyunları: Jacques ve Efendisi
~~
Var olmanın dayanılmaz hafifliği’nden:
Varolmanın vazgeçilmez karmaşası…
Hayat boşluklardan oluşur; anne ve babamızın bir anlık boşluğunda, bir kadının rahim boşluğunda, kimlik arayışında düştüğümüz boşluklarda… Ve bu boşluğa hep bir anlam verme süreci olur yaşam macerası.
Doğduğumuz andan, ölmeye bir adım daha yaklaştığımız her gün aynı soruları tekrarlar beyin hücrelerimiz: Varoloşumuzun anlamı ne?

“Yavaşlığın düzeyi anın yoğunluğuyla, hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.”

Şimdi kendinize şunları sormanızı istiyorum:
İnsan gerçeği ne diye söylemeli?, Bizi böyle yapmaya zorlayan ne?, İçtenliği niçin bir erdem olarak görmemiz gerekiyor?, Başkalarının hayatı mı yaşamak istediğimiz?, Hayatımız tekrarlar karmaşası mı?, Hepimizin balık olduğunu öne süren bir deliyle karşılaşsanız, onunla tartışır mısınız ona yüzgeçleriniz olmadığını göstermek için önünde soyunur musunuz?, Sizi hayalleriniz mi yönetiyor yoksa gördükleriniz mi?, Sizin gücünüz ‘var olmanın dayanılmaz hafifliğine’ kapılıp gidiyor mu yoksa beyniniz altında ezilmekte mi bedeniniz?
Hangisi daha olumlu; ağırlık mı, hafiflik mi?
Siz kimsiniz?


~~
ELanesse

Yazı Hakkında

Kategoriler: FilozoflarYazarlar

Etiketler:

Yazar Hakkında: İstanbul üniversitesi~Hukuk Sevdiğim söz: "beni öldürmeyen şey, güçlü kılar."/Nietzsche İlgi Alanlarım:Tarih, Mitoloji, Felsefe, Epica, Yazmak, Lost, Seyahat etmek, Okumak, Siyaset...

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL