“Mahalle Takımı”
Futbolumuz 90′lı yıllardan sonra belirli gelişme içine girince ve özellikle 2000′li yıllardan G.Saray ve Milli Takımın başarılarından sonra, gerek kulüplerimizin Avrupa maçlarında, gerekse Milli Takımımızın maçlarında önümüze çıkan her takımı küçümser olduk. Ve genelde de her defasında tokadı yiyen olduk! Her kuradan sonra medyada “lokum gibi kura” başlıklarını görmeye alıştık. Sözde daha önceleri var olan küçüklük kompleksimizden kurtulup, özgüvenimizi kazanmış olacağız. Maalesef millet olarak bir türlü ortayı bulamıyoruz ya yere batırırız ya da göklere çıkartırız.
Geçen akşam Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi kuralarını değerlerindiren bir spor programında, bir yorumcumuz (isim vermiyorum) Dinamo Kiev den “son 10 yıl adını duyuran takım” olarak bahsetti. Yine çeşitli gazetelerin, internet sitelerinin bir kısmı Dinamo Kiev veya Porto’dan “mahalle takımı” olarak bahsediyor.Maalesef bir “mahalle takımı” dilimize yerleşti gitti. Bir çok şeyde olduğu gibi yer ve zamana vede ne ile kıyaslandığına göre “büyüklük” kavramı izafidir. Malta da Sliema Wonderers takımı “büyük” ama Avrupada adı hiç yok. Yurt dışında yaşayanlar veya uzun yıllar orada kalanlar bilir, bizim büyük dediklerimizin oralarda fazla kıymeti harbiyesi yoktur. Başarılarından dolayı doğal olarak bir tek Galatasaray’ı bilirler ve onun dışında örneğin bir Fenerbahçe’yi doğru dürüst bilmezler bile. Ancak son yıllardaki “sanzasyonel” transferlerinden ve başarıarından dolayı duymaya yeni başlamışlardır.
Ama yeri geldi mi ölçüsüz atarız ve önüne gelene “mahalle takımı” yaftasını yapıştırırız. Dinamo Kiev’e “mahalle takımı” diyenler acaba bu takımın geçmişini biraz da olsa biliyor mu. Bir defa Dinamo son 10 yılda adını duyurmuş bir takım hiç değil. Hatta son yıllarda Dinamo örneğin 1970li ve 1980 li yıllara kıyasla daha az başarılı denilebilir. “Mahalle takımı” diyenler biliyorlar mı acaba Dinamo’nun 1975 yılı İsviçrede oynanan finalde Ferenzvaroş’u Onişçenko’nun 2 golü ile yenip de Kupa Galipleri Kupasını kazandığını. Dinamo Kiev 1920 li yıllarda (sanırım 1926) da kurulmuş olup, uzun yıllar Sovyet futbolun ve şimdi de Ukrayina futbolun lokomotifliğini yaptığını. Örneğin 1980 li yıllarda artık hayatta olmayan Valeri Lobanovski önderliğinde nerdeyse Sovyetler Milli takımının tamamını oluşturuyordu! Ve daha o zamanlar bazı futbol otoriteleri Dinamo’nun “21. yy futbolunu” oynadığını söylüyordu. Aynı şekilde Porto’ya da bu yakıştırmayı yapmamalıyız, ona fazla değinmiyorum çünkü yaptıklarını hemen hemen herkes biliyor (2003 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu gibi).
Bunları bilmeyenler, veya işine gelenler her önüne gelen takıma “mahalle takımı” demekte hiçbir sakınca görmüyor. Adama sorarlar madem mahalle takımlarıydı sadece son 10 yılda neden Sigma Olomouc, MTK, Steaua, Real Betis, Real Saragoza, Trömsö, Famagusta gibi takımlara elendiniz?
Dövüş sanatları olan Uzakdoğu sporları bile rakibe selam ve saygı ile başlarken, spor kültüründen yoksun ve sporda rakip kim olursa olsun saygıyı gerektiğini bilmeyen, yeterli bilgi donanımına sahip olmayan bir çok spor yazarı ve yorumcusu toplumumuzu “futbol cahilliğine” sürüklerken, bundan hiç ders almadıkları belli. Ta ki önlerine çıkan bir sonraki “mahalle takımından” tokadı yiyene kadar.



