RSS
01 Aralık 2009 | Ahmet Türkan | 0 Yorum Var.
Yazdır

Let the Right One In

4481-lele-bLet the Right One In’in bildiğimiz bütün vampir öykülerini alt üst edip,türün bu zamana kadar çekilmiş bütün filmlerinden kendini ayrı bir köşeye koyan, özgün hikayesi ile türe yepyeni bir halka ekleyen çok iyi bir filmSon yıllarda Lukas Moodysson gibi ülke gençliğinin problermlerine fena halde takmış bir yönetmenden sonra bu zamana kadar ismini pek duymadığımız Tomas Alfredson imzalı Let the Right One In İsveç’in bembeyaz örtüyle kaplanmış küçük bir kasabasında ortaya çıkan 12 yaşındaki vampir ile yaşıtı bir çocuğun arasında geçen oldukça sıradışı bir öykünün üzerine kurulu…Genelde uzakdoğu sinemasından aşina olduğumuz küçük çocuk ile korkutma formatını Alfredson ters çevirip olaya tamamen duygusal açıda yaklaşımış. Çocukluğun verdiği masumiyet,gittikçe yakınlaşan bu ikilin minik kalplerinde başlayan aşkı filmi özgün yapan en büyük unsurlardan biri. Korku ile duygusallığı aynı çerçevede ve oldukça gerçekçi yansıtmayı başaran yönetmen,filmi tek bir saniye aksatmadan,akıcı bir şekilde sürdürmeyide oldukca iyi beceriyor.Birde filmdeki atmosferi oldukça iyi yansıtan müzikleride atlamak olmaz. Let the Right One In gerek özgün senaryosu,gerek anlatımındaki akıcılık,sadelik ve gerçeklikle son yıllarda öne çıkan en iyi yapımlardan.Filmde akıllarda kalacak,izleyenin asla unutamaycak gerilim dozajı oldukça yüksek sahneler var. Özellikle kedi saldırısı ve yüzme havzundaki katliam asla unutulmayacaktır. Film, ilkokul sıralarına kadar sıçrayan şiddeti anlatırken isveç’teki eğitim sisteminede hayran bırakıyor. Okulu sadece okul olarak değil günün her saati,her türlü spor faaliyetlerine açık şekilde kullanılması görmek oldukça imrendirici bir durum.Sanırım bizim eğitim alanında daha çok yol katetmemiz gerekiyor.Bu filmi görene dek bittiğinde moralimi bozan bir vampir filmi izlememiştim…Fantastik bir karakter olduğunu düşündüğümüz(zira gerçekten varolduklarını düşünmekten çok hoşlanırım)vampirlerin yaşamına son derece gerçekçi bir bakış atmış… Yavaş işleyişli filmler izlemekten hoşlanmayanlara sıkıcı olabileceğini söyleyebilirim… Japon filmlerinin yavaşlığınla aynı derecede. 2008′in en iyi filmleri arasında kabul edilen Let the Right One In, korkunç vampir filmleri ile sanat sinemasının çarpıcı bir karışımı. Görüntüleri, atmosferi ve bıçak sırtı romantik hikayesiyle unutulmaz bir çalışma olduğunu düşünüyorum.

Birde unutmadan filmin adınla ilgili açıklama yapmak isterim. Bu adın vampir efsaneleriyle doğrudan ilgisi var. Efsanelere göre vampir kurbanının penceresine gelir. İçeri girmek için izin ister. Kurban içeri gelmesine sözle izin verirse vampir içeri gelir ve kurbanın kanını emer. Kurban bir şekilde vampirin kandırıcı sesine karşı koyabilirse hiç değilse o gecelik kurtulur. Öyleyse filmin adını “Doğru Kişinin İçeri Girmesine İzin Ver” ve ya “Doğru Kişiyi İçeri Al” olarak çevirebiliriz.Twilight’tan onlarca gere daha iyi bir film ile karşı karşıyayız. Ayrıca içine girilen yer, özellikle bu film için, sadece bir oda anlamını değil kişinin kalbi anlamını da taşımaktadır. Bu durumda daha edebi çeviriyle isim “Doğru Kişiye Kalbinin Kapısını Aç” olur. Uzun zamandır aşkı bu kadar güzel ve saf anlatan bir film izlememiştim.(Filmin adını anlatan şu kısa bölümü İrfan Taşcının araştırmasından alıntıdır)

Film vampir filmleri içerisinde en değişik tarz olarak yer alıyor…Alışagelmiş hırçın vahşi vampirler yok bu kez ama yine kan var..Oskarın hikayesi çok etkileyici belki ama Eli daha bir bambaşka mutlaka izlenmeli bence -Elinin “Kendinini benim yerime koy” demesi 12 yaşında bir çocuğun başına böyle birşey gelmesi gerçekten tüyler ürpertici..ve şu sözü çok haklı galiba -Eli “Ya gidip yaşamalı, ya kalıp ölmeliyim”… Hele o kapıdan içeri giriş sahnesi… Hiçbir hollydood efekti çocuğun o anki sarılışının yerini tutamaz fikrimce… Mutlaka izleyin. İzlerken ayrıntıları gözden kaçırmayın daha da dikkat edin. Eminim ki filmden aldığınız keyif katlanarak artacak. Umarız bu ilginç arkadaşlık, yalnızlık ve cesaret öyküsü ülkemiz sinema salonlarında da kendine en kısa zamanda yer bulur. Korkudan çok küçük bir vampir ile küçük bir insanın dram yoğunluklu aşk hikayesi. İyi seyirler…

Yazı Hakkında

Kategoriler: Film ve Oyun İncelemesiSinema ve Tiyatro

Etiketler:

Yazar Hakkında: Ben 1959 doğumluyum. Çanakkale'nin küçük ilçesi Lapseki'de doğdum. Şu an eskişehirde yaşıyorum. Evliyim ve 1 çocuğum var. Çocuğumun adı mustafa'dır. Beşikteşlıyım. Erkek adam renkli takım tutmaz diyenlerden biriyim. Özellikle sinema ve edebiyata büyük bir ilgim vardır. Ama her zaman korku filmlerini severim. Belki de meleğim yüzündendir. Mesleğin patalogve ben mesleğini çok sevenlerdenim.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL