RSS
30 Ağustos 2008 | Ütopyam | 0 Yorum Var.
Yazdır

Kültür ve Kitap Üzerine

Kitaplar üzerine…

Kültür, bir toplumun birikiminin günümüze ve geleceğe yönelik yansıması olduğuna göre bu yansımanın çeşitli araçları olduğu da bir gerçektir. Bu araçlardan biri de “kitap”tır. Kitaplardan öğrenmez miyiz birçok bilgiyi ve hayal gücünün sınır(sızlık)larını? Kitaplar, evrensel kültürden de yerel kültürlerden de çeşitli parçalar taşır. Bu nedenle hayatımızda önemli bir araçtır.

Sık sık uğradığım üniversite kütüphanesinde bir konu hakkında 1940lı yıllardan kalma, dili eski ancak bugüne kadar gelen kitaplarla beraber yakın zamanda basılmış ve okurlara sunulmuş taze eserlere de erişebiliyorum. Bu eserler de ilk önce anlattıklarım gibi zamanla eski ancak belli bir birikimi yansıtan eserler olacak, gelecek kuşaklara bugün hakkında yol gösterecek. Şüphesiz kulaktan dolma bilgi yerine kayda geçen birikimler daha inandırıcı ve yol gösterici olur.

Kitaplar, her şeyi içermeyebilir. İçermek zorunda da değildir. Ancak yol gösterici, ipucu veren kaynaklar olmak onların önemli görevidir. Günümüzde kitaplardan daha basit yollar da var, bu yazıyı okuduğunuz internet bunların en önemlilerinden ve en geniş kapsamlılarından. Peki bunlar kitap kadar kalıcı olabiliyor mu? Tartışılır. 20. yüzyıldan bu yana büyük gelişmeler gösteren görsel ve işitsel araçlar ve internet teknolojisi, kitaplara nazaran daha çok bilgiyi daha kısa zamanda yansıtsa ve kullandırsa da sistemleri çöktüğü anda işlevlerini yitirdiği aşikar. Ya kitaplar? Onlar ise imha edilmedikleri sürece eninde sonunda bize ışık tutarlar. Yeter ki kullanıma açık olsun, süs gibi bir köşede beklemesin. Halen kütüphaneler pek çok meraklı için en önemli kaynak merkezleri olma özelliğini de diğer teknolojik araçların bu kadar kapsamlı olmaması nedeniyle önemini korumaktadır.

Kitaplar hepimizin bildiği gibi edebi, bilimsel, vs… pek çok amaçla yazılabiliyor. En çok ilgimizi çekenler ise doğal olarak edebi eserler oluyor, duygu ve düşünce dünyamızdan en yakın izleri bulduğumuz ve hayattan kesitlerle karşılaştırabildiğimiz için. Attila İlhan’ın “Ben Sana Mecburum”unu pek çok liseli aşık bilmez mi? Orhan Veli’nin “İstanbul’u Dinliyorum”u İstanbul sevdasını en yalın haliyle anlatmaz mı? Yakup Kadri’nin “Yaban”ında o saygıdeğer “Kurtuluş Savaşı”mızın tahlilleri görülmez mi? Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ında iç dünyamızdan yansımaları yüzümüzde hissetmez miyiz? Sait Faik’in “Simitle Çay”ındaki o küçük ama değerli tebessüme ne demeli? Duygu Asena “Kadının Adı Yok” derken Türk kadınına bir seslenişte bulunmadı mı? Bunlar gibi pek çok değerli eserimizi o tuhaf matbaa kokusu sinmiş kitaplar yoluyla tanıdık. Keza internet yoluyla da bazı eserlere ulaşılabiliyor, insanlar kitap basmak yerine yakın çevresiyle bu yolla paylaşabiliyor. İnternet sayesinde içimizde ne kadar çok yazar olduğunu da gördük, görüyoruz. Demek ki teknolojik araçlar ile kitaplar arasında gelişen bu bağ da gün geçtikçe kuvvetlenerek hayatımızda kolaylıklar sağlayabiliyor.

Kitapların kültür ve teknoloji ile olan bağına bu kadar değinmek yeterlidir herhalde dostlar. Hepinize okudukça zenginleştiğiniz ve büyüdüğünüz günler dilerim.=)

Ariesman (Deniz Aktaş)
Ütopyam Forum Kitap Ayracı Moderatörü

Yazı Hakkında

Kategoriler: Edebiyat

Etiketler:

Yazar Hakkında:

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL