<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ütopyam.Com &#187; Sporcular</title>
	<atom:link href="http://www.utopyam.com/kategori/spor/sporcular/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.utopyam.com</link>
	<description>Gençlik ve Genel Kültür Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 21:51:06 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Karpatların Maradonası: Hagi</title>
		<link>http://www.utopyam.com/karpatlarin-maradonasi-hagi/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/karpatlarin-maradonasi-hagi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2008 10:45:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşeyazıları ve Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[hagi]]></category>
		<category><![CDATA[karpatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[1965&#8242;te Köstence&#8217;de doğan Gheorghe Hagi, futbola 1979-80 sezonunda Farul Köstence takımında başladı.
1983-84 sezonunda Spartul&#8217;a transfer olan Gheorghe Hagi 1985 yılında Romanya&#8217;nın en iyi oyuncusu olarak seçildi. Daha sonra Steaua&#8217;ya geçen Hagi bu takımla 3 lig şampiyonluğu bir de Avrupa Süper Kupası&#8217;nı kazandı.
1990 Dünya Kupası&#8217;nda sergilediği futbol ile dikkatleri üzerine çeken Gheorghe Hagi, Real Madrid&#8217;e transfer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/georgehagigalatasaraykugg1.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/georgehagigalatasaraykugg1-225x300.jpg" alt="" title="georgehagigalatasaraykugg1" width="225" height="300" class="alignright size-medium wp-image-983" /></a>1965&#8242;te Köstence&#8217;de doğan Gheorghe Hagi, futbola 1979-80 sezonunda Farul Köstence takımında başladı.</p>
<p>1983-84 sezonunda Spartul&#8217;a transfer olan Gheorghe Hagi 1985 yılında Romanya&#8217;nın en iyi oyuncusu olarak seçildi. Daha sonra Steaua&#8217;ya geçen Hagi bu takımla 3 lig şampiyonluğu bir de Avrupa Süper Kupası&#8217;nı kazandı.</p>
<p>1990 Dünya Kupası&#8217;nda sergilediği futbol ile dikkatleri üzerine çeken Gheorghe Hagi, Real Madrid&#8217;e transfer oldu. Bu forma altında 64 lig maçına çıkan Gheorghe Hagi 1992 yılında İtalya&#8217;nın Brescia takımına geçti.</p>
<p>1994 Dünya Kupası&#8217;nda yine nefis bir performans sergileyen Gheorghe Hagi İspanya&#8217;ya geri dönerek Barcelona&#8217;da forma giymeye başladı.</p>
<p>Geroge Hagi 1996 yılında Galatasaray&#8217;a katıldığında futbol otoritelerinin olduğu gibi hayranlarının da kafalarında çok sayıda soru işareti vardı.</p>
<p>Gheorghe Hagi kendisini eleştirenlere karşın, ilk üç maçındaki galibiyet golleriyle Galatasaray&#8217;da etkisini kısa süre içinde gösterdi. Metin Oktay, Turgay Şeren veya Fatih Terim gibi kült oyuncuların ölesiye özlemini çeken taraftar Gheorghe Hagi&#8217;yi bağrına bastı. Çok geçmeden Ali Sami Yen&#8217;in yanısıra dört bir yandaki stadyumlar <em>&#8216;I Love You Hagi&#8217;</em> şarkıları ve sloganlarıyla yankılanmaya başladı. Ama bunun esas sebebi futbolcuyken yaptıklarıydı çoğunlukla.. 4 Lig Şampiyonluğu, UEFA Kupası ve Süper Kupa&#8217;nın kazanılmasında büyük rol oynadı. Futbola veda ettikten sonra Romanya Milli Takımı&#8217;nın başına geçen Hagi takım finale çıkamayınca görevinden ayrıldı. 2003-2004 sezonunda Bursaspor ile anlaşan Gheorghe Hagi, 12. hafta sonunda yeşil-beyazlı kulüpten istifa etti. Aynı sezonun sonunda Fatih Terim&#8217;in Galatasaray&#8217;dan ayrılmasıyla 27. Hafta&#8217;da Galatasaray&#8217;ın yeni teknik direktörü olan Hagi, Galatasaray&#8217;ı 2004-2005 sezonu boyunca çalıştırdı. Bu süreçte Fenerbahçe’yi tarihi farkla yenerek 5-1 kazanılan final maçının sonucunda Galatasaray’a 14. Türkiye Kupası’nı kazandıran kadronun da başındaydı.</p>
<p>Çoğu insan onu <em>&#8216;Türkiye&#8217;de oynayan gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncu&#8217;</em> diye tarif ediyordu. Nefes kesen serbest vuruşları, zarif çalımları, öldüren sol ayağı, dayanıklı mizacı ve kişiliği dünyanın her yanındaki Galatasaray hayranlarının aklında ve gönlündekini yerini hala koruyor. Bugün 10 numaralı forması Galatasaray Müzesi&#8217;nin duvarlarında asılı duran iki formadan biri; öteki de Metin Oktay&#8217;a ait.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye geldiğinde adı sanı bilinimioyordu. Geçmişine meraklı olanlar oradan bir Barcelona ismini çıkarmışlardı sadece. Yaşı da taraftarları ve otoriteleri endişelendiriyordu. Ama o bize futbolun yaşla değil, zeka, azim, hırs ile oynandığını gösterdi. Taraftar o kadar alışmıştı ki Hagi&#8217;ye nerdeyse sahada onunla birlikte maça çıkıyolardı. Avrupada sayısız başarının ligdeki üst üste şampiyonlukların baş mimarıydı Hagi. Galatasaray&#8217;a Metin Oktay&#8217;dan sonraki en büyük hediye idi. Aynısı bir daha kolay kolay geleceğede benzemiyor. Son Ali Sami Yen&#8217;deki jübile maçında attığı golden sonra tüm tribünler sevinirken ben ağlıyordum. Çünkü onu bir daha bu sahalarda göremeyecektim. Artık o zamanın teknolojisi nasıl olur bilemem ama, yaşı bizlerden epey büyük abilerimiz ablalarımız bize nasıl Metin Oktay&#8217;ları anlatıyorsa, ben de bundan 30 sene 40 sene sonra Hagi&#8217;yi anlatacağım inşallah. Tekrar onu bir şekilde bu klüpte bir yerlerde görmek istiyor tüm Galatasaraylılar.</p>
<p>Metin Oktay&#8217;in dediği gibi Galatasaraylılık bir din ise sen de son peygamberdin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/karpatlarin-maradonasi-hagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Taçsız Kral&#8217; Metin Oktay</title>
		<link>http://www.utopyam.com/tacsiz-kral-metin-oktay/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/tacsiz-kral-metin-oktay/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 21:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[metin oktay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=921</guid>
		<description><![CDATA[* * *
Çocukluğumuzu devrederken zamanın akışına ; usumuzda kalan en önemli hatıralardandır büyüklerimizin dizlerinde dinlediğimiz öyküler , efsaneler.. bu öykülerin gerçek hayatla bağdaşmadığını adına &#8216; büyümek &#8216; denen illet yapışınca yakanıza anlamaya başlarsınız..
Ancak efsaneler de durum biraz farklıdır ; kulaktan kulağa devredilen ve nesillere aktarılan &#8216;anlatı&#8217;dır efsaneler ve öykülerden farkı gerçekten yaşanmış kabul edilmesi , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/metin-oktay.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/metin-oktay-150x150.jpg" alt="" title="metin-oktay" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-937" /></a>* * *</p>
<p>Çocukluğumuzu devrederken zamanın akışına ; usumuzda kalan en önemli hatıralardandır büyüklerimizin dizlerinde dinlediğimiz öyküler , efsaneler.. bu öykülerin gerçek hayatla bağdaşmadığını adına &#8216; büyümek &#8216; denen illet yapışınca yakanıza anlamaya başlarsınız..</p>
<p>Ancak efsaneler de durum biraz farklıdır ; kulaktan kulağa devredilen ve nesillere aktarılan &#8216;anlatı&#8217;dır efsaneler ve öykülerden farkı gerçekten yaşanmış kabul edilmesi , çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanması ve abartılarak , doğa üstü olaylarla süslenerek , özlemler de içine katılarak anlatılageliyor olmasıdır..</p>
<p>Türk futbol tarihinin &#8216; efsane &#8216; ismidir <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> ve 1965 yılında Atıf Yılmaz &#8216;ın yönetmenliğinde çevirdiği <em>Taçsız Kral</em> isimli filmle ; ismiyle özdeşleşen mahlasını da kazanmıştır.. Ne yazık ki birçoğumuzun gözleriyle görmeye nail olamadığı ancak bize anlatılanlar ile yürekten bağlandığımız büyük bir efsanedir ve o &#8216;na duyulan saygının yegane sebebi büyük golcülüğü değil , efendi , centilmen ve sportmen kişiliğidir..</p>
<p>Hayatının bir kenarına futbol bulaşmış insanların meşin yuvarlağa ve etrafında gelişenlere ilgisini anlayabilirsiniz ancak öyle isimler vardı ki bu işlerle ilgisi &#8211; alakası olmayan insanların dahi ezberindedir.. İşte <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> ismi hafızalara ve yüreklerin en derin köşelerine silinmez altın harfler ile kazınmıştır..</p>
<p>Göztepe&#8217;nin Galatasaray&#8217;a karşı kazandığı bir kupa maçı bitiminde, maçta kendisini tutan ve &#8216;adım attırmayan&#8217; 18 yaşındaki Özer &#8216;in, <em>&#8220;M<span class="highlight">etin</span> abi, sizin bir hayranınızım. ne olur benimle bir resim çektirir misin?&#8221;</em> sorusuna, <em>&#8220;sen benimle değil, ben seninle fotoğraf çektiriyorum, çünkü maçın kahramani sensin&#8221;</em> diye cevap verecek kadar engin yürekli , meşhur zenginlerden Fenerbahçeli Müslim Bağcılar’ın <em>&#8220;rakamları sen yaz!&#8221;</em> diyerek uzattığı transfer sözleşmesini <em>&#8220;bizi sevenlere ihânet etmeyelim baba!&#8221;</em> sözleriyle reddedecek kadar takımına yürekten bağlı kişiliğinin , herdem sporculara örnek teşkil etmesini umuyoruz..</p>
<p>Sadece eski siyah &#8211; beyaz film kayıtlarında izleyebildik bazılarımız onu ve büyüklerimizin ona dair anlattıklarıyla sevdik daha da yürekten bağlandık.. Günümüz sporcularını gördükçe ebediyete dek &#8216;kral&#8217; kalacağını çocuklarımızın kulağından yüreklerine devretmeye devam edeceğiz..</p>
<p>Galatasaray Dergisinden alınan biyografisi ise şu şekildedir:</p>
<p>2 Şubat 1936&#8242;da İzmir&#8217;de (Karşıyaka-Çiftefırınlar) doğdu.        Karşıyaka Soğukkuyu İlkokulu, Alsancak İlkokulu, İnönü Lisesi ve Mithatpaşa        Erkek Sanat Enstitüsü&#8217;nde (Mobilya bölümü) okudu. 15 yaşında Damlacık Kulübünde        8 numaralaı formayı ( 8 numaraları forma çok sevdiği Sait Altınordu&#8217;un forma        numarasıydı) giyerek futbola başladı. Adnan Suvari&#8217;nin futbolcu-antrenör        olarak görev yaptığı Yün Mensucat&#8217;a transfer oldu ve yeni forması altında        14 gol attı ve Genç Milli Takım aday kadrosuna çağrıldı. 11 Nisan 1954&#8242;        te Belçika maçında ilk kez milli oldu ve 4-0 kazanılan maçın 2 golünü o        attı. Aynı yıl İzmirspor&#8217;a transfer oldu ve bu forma altında 17 gol atarak        gol kralı oldu. İzmirspor da Mahalli Lig&#8217;i şampiyon bitirdi.</p>
<p>1955&#8242;te 19 yaşında Galatasaray&#8217; a transfer oldu. Galatasaray formasıyla          ilk kez (28 Ağustos 1955) Beyoğluspor&#8217;a karşı oynadı ve ilk golünü attı.          1956 yılının Şubat ayında Millilerimiz macarları 3-1 yenerken, 2 golü          Lefter 1 golü Metin attı. 29 Ocak 1959&#8242;da İzmir&#8217;de Oya Sarı ile evlendi.          10 Haziran 1959&#8242;da Fenerbahçe ile oynananTürkiye ligi finalinin ilk maçının          37. dakikasında rakip kaleye ünlü ağları yırtan gol&#8221; ünü attı. 22          Haziran 1959&#8242; da babasını yitirdi. Transfer döneminde İzmirspor&#8217;un o gün          için büyük bir tutar olan 30.000 TL&#8217;lik transfer teklifini reddederek          çok sevdiği kulübünde kaldı ve bu nedenle eşinden ayrıldı. 14 Eylül 196&#8242;ta          eksik askerlik yaptı savıyla tutuklandı ve toplam 45 gün Paşakapısı ve          Toptaşı Cezaevlerinde kaldı.</p>
<p>18 Aralık 1960&#8242;ta İnönü Stadı&#8217;nda oynanan maçta Galatasaray-Fenerbahçeyi          5-0 yendi ve Metin 4 golün sahibi oldu. Temmuz 1961&#8242;de italyanın Palermo          Kulübü&#8217;ne transfer oldu. Haziran 1962&#8242;de yeniden Galatasaray&#8217;a döndü.          12 Mayıs 1965&#8242;te İstanbul&#8217;da Servet Kardıçalı ile evlendi. Aynı yıl &#8220;Taçız          Kral&#8221; filminde başrol oynadı. 9 Şubat 1966&#8242;da Zeynep adını verdikleri          bir kız çocuğu oldu ama Servet Metin Oktay çiftinin &#8220;prenses&#8221;i          ancak 6 saat yaşadı. 1969&#8242;da Galatasaray şampiyon, kendiside gol kralı          olduktan sonra, İstanbul ve İzmir&#8217;de yapılan jübilelerle futbolu bıraktı.          13 Eylül 1991 &#8216;de bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı.</p>
<p>Futbol yaşamı boyunca rakip fileleri tam 608 kez havalandırdı.<br />
1 kez İzmirspor&#8217;da, 10 kez Galatasaray&#8217;da şampiyonluk gördü.<br />
10 kez gol kralı oldu ( Biri İzmir Profesyonel liginde&#8230;)<br />
1956-57 İstanbul Profesyonel Ligi 17 gol<br />
1957-58 İstanbul Profesyonel Ligi 19 gol<br />
1958-59 İstanbul Profesyonel Ligi 22 gol<br />
1959 Türkiye Ligi 11 gol<br />
1959-60 Türkiye Ligi 33 gol<br />
1960-61 Türkiye Ligi 36 gol<br />
1962-63 Türkiye Ligi 38 gol<br />
1964-65 Türkiye Ligi 17 gol<br />
1968-69 Türkiye Ligi 17 gol</p>
<p>Maç başına 1.6&#8242;lık gol ortalaması kırılamadı.<br />
40 Kez milli oldu (4&#8242;ü Genç Milli Takım). 7 kez kaptanlık yaptı ve toplam          17 gol attı. Tüm futbol yaşamında 1 kez oyundan ihraç edildi(Bir Fenerbahçe          maçında)</p>
<blockquote><p><strong>Metin Oktay&#8217;ın Kendi Kaleminden:</strong></p>
<p>Sarı-kırmızılı renklere küçüktenberi hayrandım. Galatasaray İzmir&#8217;e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. <em>Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır.</em> Galatasaray&#8217;ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım.</p>
<p>Fenerbahçe 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün mutluluktan uçuyordum.</p>
<p>Sahaya çıkmadan önce Allah&#8217;a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım. aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım. Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım&#8230; Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde &#8216;allah&#8217;ım sen bacaklarımı koru&#8217; diye dua ederdim.</p>
<p>Galatasaray&#8217;ın alt yapısında 18 tane <span class="highlight">Metin</span> vardı&#8230; Galatasaray&#8217;daki bu M<span class="highlight">etin</span>&#8216;lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. Futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu <span class="highlight">Metin</span> ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. Sonra da bana haber verdiler, gittim hepsini kucakladım.</p>
<p>Fenerbahçe&#8217;ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu. Hikayesi ise şöyledir ; fenerbahçe ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig&#8217;in ilk final maçının önemi çok büyüktü. Futbol federasyonu bu kritik maça Yugoslavya&#8217;dan hakem getirmişti. Tansiyon yüksekti. Maçtan bir gece önce Çınar Otelde Yugoslav hakemin üç Fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul&#8217;da kıyamet koptu. Galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu: &#8216; maç çınar otel&#8217;de masa başında satıldı&#8230;Yugoslav hakem Fenerbahçe&#8217;yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..&#8217;<br />
bunun üzerine Galatasaray Kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. Hakem şaşırmıştı ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. &#8216;ne olur galatasaraylılar&#8217;a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim. &#8216;</p>
<p>Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o Yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959&#8230; Dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. Sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk&#8230; Oyun hızlı başlamıştı. Maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık&#8230; Turgay uzun bir degaj yaptı. Boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. Topa kaleci Özcan Arkoç ile birlikte yükseldik.<br />
Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı.<br />
O anda Fenerbahçe tribünleri benim Özcan&#8217;a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. O çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. Suçlu olmamama rağmen utanmıştım. O sırada yanıma Fenerbahçeli Nazi Erdem ve Basri Dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı.<br />
Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi.  Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim. Acıyla tekmeyi vurana baktım. Bana vuran, kendine Fenerbahçe&#8217;de yer edinmeye çalışan Avni idi. O acıyla ben de Avniye bir yumruk attım. Yumruğu Avni&#8217;nin suratına indirince saha karıştı. Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç, Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. O kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili Yugoslav hakeme kızıyorlardı. Aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. Yugoslav hakem hışımla yanıma yaklaştı ve saha dışını gösterdi. O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum. Sahadan çıkmadan önce gidip Fenerbahçe tribünü önünde çakıldım. Ben gidince onlar da şaşırdı. Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar. Durdum. Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.</p>
<p>Ortalık sakinleşmişti. Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat, Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdantutup &#8220;dur, hakem kararını değiştiridi galiba&#8221; dediler. Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra Yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti. Karar değişince Fenerbahçeli futbolcular kahroldular. Bundan sonra yüzbinleri ağlatan tek golü ben atacaktım. 37.dakikada ağları parçalayan bazukayı Fenerbahçe kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an&#8230;</p>
<p>Nuri bir pas atmıştı, sola doğru kaçtım. Osman hızla üzerime geldi, onu atlatmak benim için zor olmadı. Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim. en büyük korkum Naci idi. Naci Erdem Ekseri bu toplara çift dalardı. fakat ondan da sıyrıldım. Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım. Bu bir an meselesiydi. Bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum. Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı. buna rağmen top hızla kaleye girdi. İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. Golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. Tribünlerden &#8216;cim bom bom&#8230;&#8221; sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü Dolmabahçe Stadındaki kimse farketmemişti. Hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. Maçtan sonra Fenerbahçe&#8217;nin eski kaptanlarında Fikret Arıcan &#8216;vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir&#8217;di&#8230;ama itiraf edeyim ki <span class="highlight">Metin</span> daha iyi vuruyor&#8230;&#8217; diyordu.</p></blockquote>
<p><strong>16 Mayıs 2008 tarihli Siyaset Meydanında <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span>&#8216;ın manevi oğlu Rıfat Pala&#8217;nın anlatığı bir anı:</strong></p>
<blockquote><p>&#8221; <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> bir GS yöneticisini hastanede ziyaret ediyor. Hasta odasında bitişik yatakta yatan bir hasta kendisine çok hasta olduğunu, oğlunun <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span>&#8216;a aşık olduğunu, odasının her tarafının posterleriyle dolu olduğunu söylüyor. Hasta eğer kendisine bir şey olursa oğluyla ilgilenmesini istiyor.</p>
<p>Bir hafta sonra <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> tekrar hastaneye GS yöneticisini ziyarete geldiğinde bitişik yataktaki hastanın öldüğünü öğreniyor. <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> o hastanın oğlunu buluyor. Kendisi şuan karikatürist. Biz onunla aynı masada yedik, aynı giysileri giydik, aynı okullara gittik.&#8221;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/tacsiz-kral-metin-oktay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diego Armando Maradona (1960 &#8211; ….)</title>
		<link>http://www.utopyam.com/diego-armando-maradona-1960-%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/diego-armando-maradona-1960-%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 18:36:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ütopyam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[maradona]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=811</guid>
		<description><![CDATA[Maradona 30 Ekim 1960’ta dünyaya geldi. Futbola Boca Juniors takımında başladı ve burada 1981’e kadar oynadı. 1981’de rekor bir ücretle (12 milyon Dolar) Barcelona’ya transfer oldu.
Nou Camp’taki ilk maçını 82 dünya kupası açılışında Belçika’ya karşı oynayan Maradona beklenmedik şekilde kötü bir başlangıç yaparak karşılaşmayı izleyen Barca taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştı. 2 sezon Barca, forması giyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/maradona1.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/maradona1.jpg" alt="" title="maradona1" width="124" height="138" class="alignright size-medium wp-image-812" /></a>Maradona 30 Ekim 1960’ta dünyaya geldi. Futbola Boca Juniors takımında başladı ve burada 1981’e kadar oynadı. 1981’de rekor bir ücretle (12 milyon Dolar) Barcelona’ya transfer oldu.</p>
<p>Nou Camp’taki ilk maçını 82 dünya kupası açılışında Belçika’ya karşı oynayan Maradona beklenmedik şekilde kötü bir başlangıç yaparak karşılaşmayı izleyen Barca taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştı. 2 sezon Barca, forması giyen Maradona hastalık ve sakatlıklar dolayısıyla bekleneni tam anlamıyla veremedi. Maradona, kendisini 1978 Dünya Kupası kadrosuna almayan Menotti’nin takımın başına gelmesiyle Barcelona’dan ayrıldı. İtalya’nın Napoli takımıyla sözleşme imzalayan Maradona için altın yıllar başlıyordu.</p>
<p>Napoli formasıyla 2 şampiyonluk yaşayan Maradona, 1986 Dünya Kupasının da yıldızıydı. Arjantin, Dünya Kupasının sahibi olurken, çeyrek finalde Maradona’nın İngiltere ağlarına eliyle gönderdiği gol, üstünden uzun yıllar tartışıldı. Büyük tepki alan Maradona ise topa değen elini “tanrının eli olarak” tanımlamaktan çekinmemişti. 1990 Dünya Kupasında da takımını finale taşıyan Maradona Almanya’ya penaltı golüyle teslim oluyordu. Bu belki de, Maradona’nın yükselen kariyerinin tersine döndüğü andı.</p>
<p>1991 yılında bir İtalya lig maçı sonrası rutin bir doping kontrolünde kokain kullandığı ortaya çıkan Maradona, Arjantin’e dönüşünde de polis tarafından uyuşturucu bulundurduğu gerekçesiyle göz altına alınıyordu. Gözaltı günlerinin ardından evinin önünde bekleyen basın mensuplarına saldıran Maradona, artık çalımlarından çok olaylarıyla manşetlerden düşmüyordu. Bu olaydan sonra Maradona’nın “bittiğini” düşünenler yanılmıştı. 1993 yılında İspanya’da bu kez Sevilla’ya dönen Maradona, 1994 Dünya Kupası için yine iddialıydı. Ancak 94’ Amerika, Maradona için beklenmedik şekilde kısa sürdü. Yasak madde kullandığı tespit edilen Maradona şampiyonadan men edildi ve 15 ay ceza aldı. 15 aylık süre zarfında Deportivo Mandiyu ve Racing Clup’da teknik direktörlük yapan Maradona, cezasının bitmesiyle 1995 yılında yuvam dediği Boca Juniors’a oyuncu olarak döndü. 2 sezon Boca’da oynayan Maradona kariyerini kemiren kokain alışkanlığından kurtulamayınca 37 yaşında aktif futboldan koptu. Evine kapandı.</p>
<p>Futbolu bıraktıkna sonra sağlık problemleri yaşayan Maradona, uyuşturucuya bağlı olarak kalbiden geçirdiği rahatsızlığın ardından Küba’da 22 aylık bir tedavi gördü. Tedavinin ardından bir trafik kazası geçiren Maradona dizinden ufak bir operasyon geçirdi.</p>
<p>Bu kadar çalkantılı bir hayata rağmen Maradona 2000’de FİFA tarafından Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu seçildi. 11 Aralık 2000’de yapılan bir törenle ödülünü aldı. Fakat törende kendi ödülünü aldıktan hemen sonra Pele’nin ödül almasını beklemeden salonu terketti. Nitekin bir gün sonra yaptığı açıklamada “<em>Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım; bu yüzden de dünyanın en iyisi benim</em>” diyerek bütün spor kamuoyunun beklediği açıklamayı yapmıştı.</p>
<p><strong>Kaan Gürsoy (Malcolm)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/diego-armando-maradona-1960-%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
