<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ütopyam.Com &#187; Spor</title>
	<atom:link href="http://www.utopyam.com/kategori/spor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.utopyam.com</link>
	<description>Gençlik ve Genel Kültür Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 21:51:06 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Karpatların Maradonası: Hagi</title>
		<link>http://www.utopyam.com/karpatlarin-maradonasi-hagi/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/karpatlarin-maradonasi-hagi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2008 10:45:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşeyazıları ve Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[hagi]]></category>
		<category><![CDATA[karpatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[1965&#8242;te Köstence&#8217;de doğan Gheorghe Hagi, futbola 1979-80 sezonunda Farul Köstence takımında başladı.
1983-84 sezonunda Spartul&#8217;a transfer olan Gheorghe Hagi 1985 yılında Romanya&#8217;nın en iyi oyuncusu olarak seçildi. Daha sonra Steaua&#8217;ya geçen Hagi bu takımla 3 lig şampiyonluğu bir de Avrupa Süper Kupası&#8217;nı kazandı.
1990 Dünya Kupası&#8217;nda sergilediği futbol ile dikkatleri üzerine çeken Gheorghe Hagi, Real Madrid&#8217;e transfer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/georgehagigalatasaraykugg1.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/georgehagigalatasaraykugg1-225x300.jpg" alt="" title="georgehagigalatasaraykugg1" width="225" height="300" class="alignright size-medium wp-image-983" /></a>1965&#8242;te Köstence&#8217;de doğan Gheorghe Hagi, futbola 1979-80 sezonunda Farul Köstence takımında başladı.</p>
<p>1983-84 sezonunda Spartul&#8217;a transfer olan Gheorghe Hagi 1985 yılında Romanya&#8217;nın en iyi oyuncusu olarak seçildi. Daha sonra Steaua&#8217;ya geçen Hagi bu takımla 3 lig şampiyonluğu bir de Avrupa Süper Kupası&#8217;nı kazandı.</p>
<p>1990 Dünya Kupası&#8217;nda sergilediği futbol ile dikkatleri üzerine çeken Gheorghe Hagi, Real Madrid&#8217;e transfer oldu. Bu forma altında 64 lig maçına çıkan Gheorghe Hagi 1992 yılında İtalya&#8217;nın Brescia takımına geçti.</p>
<p>1994 Dünya Kupası&#8217;nda yine nefis bir performans sergileyen Gheorghe Hagi İspanya&#8217;ya geri dönerek Barcelona&#8217;da forma giymeye başladı.</p>
<p>Geroge Hagi 1996 yılında Galatasaray&#8217;a katıldığında futbol otoritelerinin olduğu gibi hayranlarının da kafalarında çok sayıda soru işareti vardı.</p>
<p>Gheorghe Hagi kendisini eleştirenlere karşın, ilk üç maçındaki galibiyet golleriyle Galatasaray&#8217;da etkisini kısa süre içinde gösterdi. Metin Oktay, Turgay Şeren veya Fatih Terim gibi kült oyuncuların ölesiye özlemini çeken taraftar Gheorghe Hagi&#8217;yi bağrına bastı. Çok geçmeden Ali Sami Yen&#8217;in yanısıra dört bir yandaki stadyumlar <em>&#8216;I Love You Hagi&#8217;</em> şarkıları ve sloganlarıyla yankılanmaya başladı. Ama bunun esas sebebi futbolcuyken yaptıklarıydı çoğunlukla.. 4 Lig Şampiyonluğu, UEFA Kupası ve Süper Kupa&#8217;nın kazanılmasında büyük rol oynadı. Futbola veda ettikten sonra Romanya Milli Takımı&#8217;nın başına geçen Hagi takım finale çıkamayınca görevinden ayrıldı. 2003-2004 sezonunda Bursaspor ile anlaşan Gheorghe Hagi, 12. hafta sonunda yeşil-beyazlı kulüpten istifa etti. Aynı sezonun sonunda Fatih Terim&#8217;in Galatasaray&#8217;dan ayrılmasıyla 27. Hafta&#8217;da Galatasaray&#8217;ın yeni teknik direktörü olan Hagi, Galatasaray&#8217;ı 2004-2005 sezonu boyunca çalıştırdı. Bu süreçte Fenerbahçe’yi tarihi farkla yenerek 5-1 kazanılan final maçının sonucunda Galatasaray’a 14. Türkiye Kupası’nı kazandıran kadronun da başındaydı.</p>
<p>Çoğu insan onu <em>&#8216;Türkiye&#8217;de oynayan gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncu&#8217;</em> diye tarif ediyordu. Nefes kesen serbest vuruşları, zarif çalımları, öldüren sol ayağı, dayanıklı mizacı ve kişiliği dünyanın her yanındaki Galatasaray hayranlarının aklında ve gönlündekini yerini hala koruyor. Bugün 10 numaralı forması Galatasaray Müzesi&#8217;nin duvarlarında asılı duran iki formadan biri; öteki de Metin Oktay&#8217;a ait.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye geldiğinde adı sanı bilinimioyordu. Geçmişine meraklı olanlar oradan bir Barcelona ismini çıkarmışlardı sadece. Yaşı da taraftarları ve otoriteleri endişelendiriyordu. Ama o bize futbolun yaşla değil, zeka, azim, hırs ile oynandığını gösterdi. Taraftar o kadar alışmıştı ki Hagi&#8217;ye nerdeyse sahada onunla birlikte maça çıkıyolardı. Avrupada sayısız başarının ligdeki üst üste şampiyonlukların baş mimarıydı Hagi. Galatasaray&#8217;a Metin Oktay&#8217;dan sonraki en büyük hediye idi. Aynısı bir daha kolay kolay geleceğede benzemiyor. Son Ali Sami Yen&#8217;deki jübile maçında attığı golden sonra tüm tribünler sevinirken ben ağlıyordum. Çünkü onu bir daha bu sahalarda göremeyecektim. Artık o zamanın teknolojisi nasıl olur bilemem ama, yaşı bizlerden epey büyük abilerimiz ablalarımız bize nasıl Metin Oktay&#8217;ları anlatıyorsa, ben de bundan 30 sene 40 sene sonra Hagi&#8217;yi anlatacağım inşallah. Tekrar onu bir şekilde bu klüpte bir yerlerde görmek istiyor tüm Galatasaraylılar.</p>
<p>Metin Oktay&#8217;in dediği gibi Galatasaraylılık bir din ise sen de son peygamberdin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/karpatlarin-maradonasi-hagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbol ve Şiddet</title>
		<link>http://www.utopyam.com/futbol-ve-siddet/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/futbol-ve-siddet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2008 10:44:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşeyazıları ve Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=973</guid>
		<description><![CDATA[
Futbolun şiddetle beraber anılması çok kötü bir olay gibi gözüksede maalesef bu iki olgu birbiriyle iç içe yaşamaya çalışmaktadır. Şiddetin en büyük kaynağı ve beslenme nedeni de fanatizm olarak gözükmektedir. Ülkemizde az gelişmişliğin olumsuz sonuçları ne yazık ki futbolda şiddete dönüşmektedir. Bunun nedenlerinden biri de sosyo-ekonomik nedenlere dayanmaktadır. Her az gelişmiş ülkeler gibi biz de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/images2.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/images2.jpg" alt="" title="images2" width="130" height="99" class="alignright size-medium wp-image-980" /></a>
<p class="MsoNormal">Futbolun şiddetle beraber anılması çok kötü bir olay gibi gözüksede maalesef bu iki olgu birbiriyle iç içe yaşamaya çalışmaktadır. Şiddetin en büyük kaynağı ve beslenme nedeni de fanatizm olarak gözükmektedir. Ülkemizde az gelişmişliğin olumsuz sonuçları ne yazık ki futbolda şiddete dönüşmektedir. Bunun nedenlerinden biri de sosyo-ekonomik nedenlere dayanmaktadır. Her az gelişmiş ülkeler gibi biz de yolsuzlukların, hırsızlığın, kapkaç gibi çeşitli suçların kol gezdiği, yiyenin yanına kar kaldığı ortamda futbolda şiddeti yaşamamız gayet normaldir. İnsanların büyük çoğunluğunun açlık ve sefalet içinde gezdiği, zenginle fakirin arasının bu kadar açıldığı zaman doğal olarak sokaktaki suç işleme stadlara da şiddet olarak yansımaktadır. İnsanlar ömür boyu ulaşamayacakları şeyleri önce kıskançlıkla sonrada çeşitli eylemlerle onda var bende niye yok hesabı yakıp yıkmaya çalışmaktadır. Tabi ki bunlar herkes için geçerli değil ama açlık ve sefaletin insanlara her şeyi yaptırabileceğini unutmayalım. Stadlara bu düşünceyle gelenler kalabalık grup olmanın ve tribünde dokunulmazlık edasıyla her şeyi yapmayı kendine görev kabul ederek zarar vermeye başlıyor.</p>
<p class="MsoNormal">
<p><span style="black;">Futbol, tabiatı gereği bir tür şiddeti içinde taşır. Vücut vücuda mücadele edilen erkek sporudur&#8230; Milyonlarca insanın kendisine bir kimlik bulduğu takım rekabetine dayanır&#8230; Bu yanıyla, hayatın başka alanlarında yenilmiş olanlara ‘kazanmanın’ fırsatını sunar vb. İşin teorik yanı daha da uzatılabilir. Buna gerek yok. Çünkü, sadece Türkiye değil, dünya futbol tarihine bakıldığında da, şiddetin başrolde olduğu uzun bir hikaye yazmak mümkündür.<br />
Bu gerçeği, yaşadığımız ülkenin kendine özgü gerçekleriyle üstüste getirdiğimizde tablo daha bir netlik kazanıyor. Sayısız araştırma, son 10 yılda ülkenin muazzam bir suç patlaması yaşadığına işaret ediyor. İşsiz, beş parasız, milyonlarca genç insan, kendi ülkesinde bir başka toplum kesimine mensup yaşıtlarının, eşine az rastlanır bir tüketim ve eğlence curcunası içinde yaşayıp gittiğine tanıklık ediyor. Bu koşullar altında, içindeki nefreti, öfkeyi dışa vuracağı yegane kamusal alana yöneliyor. Yani, tıpkı kendisi gibi ‘yenilmişlerle’ buluştuğu tribünlere&#8230; Sesini orada yükseltiyor, çünkü sesi orada daha gür çıkıyor. Orada küfür ediyor, çünkü topluluk olmanın verdiği güce yaslanıyor. Orada dayanışıyor, orada döğüşüyor.</span></p>
<p><span style="black;"><br />
Şimdi, bazı aklı evveller çıkıp, bu durumu olumladığımız sonucu çıkarabilir. Her an şiddete dönüşme potansiyeli taşıyan kör bir öfkenin, nefretin onaylanacak yanı yok. Ama sorunu çözmeye niyeti olan varsa (görüldüğü kadarıyla bu işin talibi çok), önce sorunu anlamak zorunda.<br />
“Bu adamlar stada alınmasın” diyorlar&#8230; Tamam, alınmasın&#8230; Nerede seyredecekler maçı? Meyhanelerde, kahvelerde, barlarda&#8230; Ardından gelecekleri hemen söyleyeyim: “Bu adamlar meyhanelere, kahvelere, barlara alınmasın!”<br />
“Bu adamlar bu ülkeye alınmasın” deyin de </span><span class="detayhaber"><span style="&quot;Times New Roman&quot;;">futbol artık milyonlarca dolarlık bir endüstri ülkemizde.</span></span><span style="&quot;Times New Roman&quot;;"><br />
<span class="detayhaber">Ancak bu endüstri ve ona gönül veren milyonları yanlış yönlendiren, rakibine taş, çakmak, cep telefonu atmaya yönlendiren insanlar var.</span><br />
<span class="detayhaber">Küfürü veri kabul eden, anlayış gösteren bir anlayış var.</span><br />
<span class="detayhaber">Tribün terörüne kendine yakın kulüplere ayrı, karşı kulüplere ayrı ceza uygulayan bir yönetim anlayışı var.</span><br />
<span class="detayhaber">Oysa eğer şiddeti, terörü bu topraklardan kovmak, yok etmek istiyorsak, şiddet atmosferini ortadan kaldırmamız gerekir. </span><span class="detayhaber">Futbol kulübü yöneticileri, tribündeki şiddetin sonunda başka amaçlara yönlendirilebileceğini gözden uzak tutmamalı.</span></span><span style="black;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/futbol-ve-siddet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaray ve Transfer Politikası</title>
		<link>http://www.utopyam.com/galatasaray/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/galatasaray/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2008 21:53:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rapdolf</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[transfer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=927</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişteki hatalarından ders alan Galatasaray Yönetimi, transfer adına akıllı işler yapmaya başladı. Bir sezonda 6-7 vasat futbolcu almak yerine, tıpkı 2000&#8242;ler de olduğu gibi az ve öz , Avrupa karnesi sağlam olan futbolcularla anlaşıldı. Özellikle Harry Kewell ve Milan Baros transferleri, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarına bile parmak ısırttı. Bunun en güzel örneği, Milan Baros transferi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/gs.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/gs.jpg" alt="" title="gs" width="135" height="124" class="alignright size-thumbnail wp-image-935" /></a>Geçmişteki hatalarından ders alan Galatasaray Yönetimi, transfer adına akıllı işler yapmaya başladı. Bir sezonda 6-7 vasat futbolcu almak yerine, tıpkı 2000&#8242;ler de olduğu gibi az ve öz , Avrupa karnesi sağlam olan futbolcularla anlaşıldı. Özellikle Harry Kewell ve Milan Baros transferleri, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarına bile parmak ısırttı. Bunun en güzel örneği, Milan Baros transferi sırasında Fenerbahçe fan sitelerinden <strong>Antu</strong>&#8216;da gözler önüne serildi. Aynen kopyalıyorum.</p>
<p>    başlık : baros‚ g.saray´da gibiymiş !!!!</p>
<p>white : yuh derim<br />
anelka_anelkaaa_ : alamazlarki artık satacakları neyleri kaldı borç gırtlakta saten<br />
ismozka : muhahahaaaaaaaaaa derim<br />
backagain : balonun önde gideni..<br />
özgün bozkurt : uçakta mı <img src='http://www.utopyam.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
ingfener :<br />
baros 6s´de gibiymiş &#8230;. miş miş<br />
her an istanbul havalimanina inebilirmiş miş miş<br />
2 gün sonra: aaahhh&#8230; baros niye gelmedi?</p>
<p>lacisari : onu zor alırlar ıste<br />
mcv : yoksa ucaga da binmis mi???</p>
<p>saat 01.00 suları :</p>
<p>başlık : milan baros gese de<br />
leandnt : renkdaşlar eğri oturalım ama doğru konuşalım&#8230; rakibimiz aldığı için oyuncuyu küçük görmeye‚ kötülemeye çalışsakta‚ eski formundan uzak da olsa milan baros dünya çapında tanınan‚ süper bir forvettir. türk futboluna hayırlı olur inşallah&#8230; adamların 3 yabancı (meira‚ kewell‚ baros) transferide çok iyi&#8230;</p>
<p>lion trainer : camiamıza geçmiş olsun. bu sezon için beklentilerinizi yavaş yavaş düşürün derim</p>
<p>blue_torch : köküne kadar tebrik ediyorum aldı adamlar işte iyi veya kötü ne olursa olsun ama belirsizlikten daha iyidir!!!!!!! artık yeter 3.ligten bi oyuncumu alıcaz yoksa barcelonadan bilmem kimi mi alıcaz ne yapıcaksak yapalım yeter artık!!!!!</p>
<p>ontheline : baros nokta ve çok iyi bir transfer.<br />
gecen gün gsnin macını seyrederken forvetleri yok en azından diyordum.<br />
şimdi o da var. </p>
<p>    Yıllardan sonra, transfer dönemi sonrası Galatasaray taraftarının yüzü güldü.  Fakat Skibbe&#8217;nin hataları, takımın tecrübesizliği ve uyum sorunu nedeniyle daha asıl Galatasaray&#8217;ı göremediğimizi düşünüyorum. Lincoln kendine gelirse, Kewell performansını sürdürürse, Baros&#8217;ta takıma uyum sağlarsa, Arda-Lincoln-Kewell-Baros dörtlüsü rakiplerinin korkulu rüyası haline gelecek bir forvet hattı olur. Taraftarın, takımın arkasında olması ve takıma biraz zaman vermesi gerekiyor. Çok güzel günler görecekler çünkü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/galatasaray/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Taçsız Kral&#8217; Metin Oktay</title>
		<link>http://www.utopyam.com/tacsiz-kral-metin-oktay/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/tacsiz-kral-metin-oktay/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 21:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[metin oktay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=921</guid>
		<description><![CDATA[* * *
Çocukluğumuzu devrederken zamanın akışına ; usumuzda kalan en önemli hatıralardandır büyüklerimizin dizlerinde dinlediğimiz öyküler , efsaneler.. bu öykülerin gerçek hayatla bağdaşmadığını adına &#8216; büyümek &#8216; denen illet yapışınca yakanıza anlamaya başlarsınız..
Ancak efsaneler de durum biraz farklıdır ; kulaktan kulağa devredilen ve nesillere aktarılan &#8216;anlatı&#8217;dır efsaneler ve öykülerden farkı gerçekten yaşanmış kabul edilmesi , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/metin-oktay.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/09/metin-oktay-150x150.jpg" alt="" title="metin-oktay" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-937" /></a>* * *</p>
<p>Çocukluğumuzu devrederken zamanın akışına ; usumuzda kalan en önemli hatıralardandır büyüklerimizin dizlerinde dinlediğimiz öyküler , efsaneler.. bu öykülerin gerçek hayatla bağdaşmadığını adına &#8216; büyümek &#8216; denen illet yapışınca yakanıza anlamaya başlarsınız..</p>
<p>Ancak efsaneler de durum biraz farklıdır ; kulaktan kulağa devredilen ve nesillere aktarılan &#8216;anlatı&#8217;dır efsaneler ve öykülerden farkı gerçekten yaşanmış kabul edilmesi , çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanması ve abartılarak , doğa üstü olaylarla süslenerek , özlemler de içine katılarak anlatılageliyor olmasıdır..</p>
<p>Türk futbol tarihinin &#8216; efsane &#8216; ismidir <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> ve 1965 yılında Atıf Yılmaz &#8216;ın yönetmenliğinde çevirdiği <em>Taçsız Kral</em> isimli filmle ; ismiyle özdeşleşen mahlasını da kazanmıştır.. Ne yazık ki birçoğumuzun gözleriyle görmeye nail olamadığı ancak bize anlatılanlar ile yürekten bağlandığımız büyük bir efsanedir ve o &#8216;na duyulan saygının yegane sebebi büyük golcülüğü değil , efendi , centilmen ve sportmen kişiliğidir..</p>
<p>Hayatının bir kenarına futbol bulaşmış insanların meşin yuvarlağa ve etrafında gelişenlere ilgisini anlayabilirsiniz ancak öyle isimler vardı ki bu işlerle ilgisi &#8211; alakası olmayan insanların dahi ezberindedir.. İşte <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> ismi hafızalara ve yüreklerin en derin köşelerine silinmez altın harfler ile kazınmıştır..</p>
<p>Göztepe&#8217;nin Galatasaray&#8217;a karşı kazandığı bir kupa maçı bitiminde, maçta kendisini tutan ve &#8216;adım attırmayan&#8217; 18 yaşındaki Özer &#8216;in, <em>&#8220;M<span class="highlight">etin</span> abi, sizin bir hayranınızım. ne olur benimle bir resim çektirir misin?&#8221;</em> sorusuna, <em>&#8220;sen benimle değil, ben seninle fotoğraf çektiriyorum, çünkü maçın kahramani sensin&#8221;</em> diye cevap verecek kadar engin yürekli , meşhur zenginlerden Fenerbahçeli Müslim Bağcılar’ın <em>&#8220;rakamları sen yaz!&#8221;</em> diyerek uzattığı transfer sözleşmesini <em>&#8220;bizi sevenlere ihânet etmeyelim baba!&#8221;</em> sözleriyle reddedecek kadar takımına yürekten bağlı kişiliğinin , herdem sporculara örnek teşkil etmesini umuyoruz..</p>
<p>Sadece eski siyah &#8211; beyaz film kayıtlarında izleyebildik bazılarımız onu ve büyüklerimizin ona dair anlattıklarıyla sevdik daha da yürekten bağlandık.. Günümüz sporcularını gördükçe ebediyete dek &#8216;kral&#8217; kalacağını çocuklarımızın kulağından yüreklerine devretmeye devam edeceğiz..</p>
<p>Galatasaray Dergisinden alınan biyografisi ise şu şekildedir:</p>
<p>2 Şubat 1936&#8242;da İzmir&#8217;de (Karşıyaka-Çiftefırınlar) doğdu.        Karşıyaka Soğukkuyu İlkokulu, Alsancak İlkokulu, İnönü Lisesi ve Mithatpaşa        Erkek Sanat Enstitüsü&#8217;nde (Mobilya bölümü) okudu. 15 yaşında Damlacık Kulübünde        8 numaralaı formayı ( 8 numaraları forma çok sevdiği Sait Altınordu&#8217;un forma        numarasıydı) giyerek futbola başladı. Adnan Suvari&#8217;nin futbolcu-antrenör        olarak görev yaptığı Yün Mensucat&#8217;a transfer oldu ve yeni forması altında        14 gol attı ve Genç Milli Takım aday kadrosuna çağrıldı. 11 Nisan 1954&#8242;        te Belçika maçında ilk kez milli oldu ve 4-0 kazanılan maçın 2 golünü o        attı. Aynı yıl İzmirspor&#8217;a transfer oldu ve bu forma altında 17 gol atarak        gol kralı oldu. İzmirspor da Mahalli Lig&#8217;i şampiyon bitirdi.</p>
<p>1955&#8242;te 19 yaşında Galatasaray&#8217; a transfer oldu. Galatasaray formasıyla          ilk kez (28 Ağustos 1955) Beyoğluspor&#8217;a karşı oynadı ve ilk golünü attı.          1956 yılının Şubat ayında Millilerimiz macarları 3-1 yenerken, 2 golü          Lefter 1 golü Metin attı. 29 Ocak 1959&#8242;da İzmir&#8217;de Oya Sarı ile evlendi.          10 Haziran 1959&#8242;da Fenerbahçe ile oynananTürkiye ligi finalinin ilk maçının          37. dakikasında rakip kaleye ünlü ağları yırtan gol&#8221; ünü attı. 22          Haziran 1959&#8242; da babasını yitirdi. Transfer döneminde İzmirspor&#8217;un o gün          için büyük bir tutar olan 30.000 TL&#8217;lik transfer teklifini reddederek          çok sevdiği kulübünde kaldı ve bu nedenle eşinden ayrıldı. 14 Eylül 196&#8242;ta          eksik askerlik yaptı savıyla tutuklandı ve toplam 45 gün Paşakapısı ve          Toptaşı Cezaevlerinde kaldı.</p>
<p>18 Aralık 1960&#8242;ta İnönü Stadı&#8217;nda oynanan maçta Galatasaray-Fenerbahçeyi          5-0 yendi ve Metin 4 golün sahibi oldu. Temmuz 1961&#8242;de italyanın Palermo          Kulübü&#8217;ne transfer oldu. Haziran 1962&#8242;de yeniden Galatasaray&#8217;a döndü.          12 Mayıs 1965&#8242;te İstanbul&#8217;da Servet Kardıçalı ile evlendi. Aynı yıl &#8220;Taçız          Kral&#8221; filminde başrol oynadı. 9 Şubat 1966&#8242;da Zeynep adını verdikleri          bir kız çocuğu oldu ama Servet Metin Oktay çiftinin &#8220;prenses&#8221;i          ancak 6 saat yaşadı. 1969&#8242;da Galatasaray şampiyon, kendiside gol kralı          olduktan sonra, İstanbul ve İzmir&#8217;de yapılan jübilelerle futbolu bıraktı.          13 Eylül 1991 &#8216;de bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı.</p>
<p>Futbol yaşamı boyunca rakip fileleri tam 608 kez havalandırdı.<br />
1 kez İzmirspor&#8217;da, 10 kez Galatasaray&#8217;da şampiyonluk gördü.<br />
10 kez gol kralı oldu ( Biri İzmir Profesyonel liginde&#8230;)<br />
1956-57 İstanbul Profesyonel Ligi 17 gol<br />
1957-58 İstanbul Profesyonel Ligi 19 gol<br />
1958-59 İstanbul Profesyonel Ligi 22 gol<br />
1959 Türkiye Ligi 11 gol<br />
1959-60 Türkiye Ligi 33 gol<br />
1960-61 Türkiye Ligi 36 gol<br />
1962-63 Türkiye Ligi 38 gol<br />
1964-65 Türkiye Ligi 17 gol<br />
1968-69 Türkiye Ligi 17 gol</p>
<p>Maç başına 1.6&#8242;lık gol ortalaması kırılamadı.<br />
40 Kez milli oldu (4&#8242;ü Genç Milli Takım). 7 kez kaptanlık yaptı ve toplam          17 gol attı. Tüm futbol yaşamında 1 kez oyundan ihraç edildi(Bir Fenerbahçe          maçında)</p>
<blockquote><p><strong>Metin Oktay&#8217;ın Kendi Kaleminden:</strong></p>
<p>Sarı-kırmızılı renklere küçüktenberi hayrandım. Galatasaray İzmir&#8217;e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. <em>Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır.</em> Galatasaray&#8217;ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım.</p>
<p>Fenerbahçe 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün mutluluktan uçuyordum.</p>
<p>Sahaya çıkmadan önce Allah&#8217;a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım. aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım. Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım&#8230; Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde &#8216;allah&#8217;ım sen bacaklarımı koru&#8217; diye dua ederdim.</p>
<p>Galatasaray&#8217;ın alt yapısında 18 tane <span class="highlight">Metin</span> vardı&#8230; Galatasaray&#8217;daki bu M<span class="highlight">etin</span>&#8216;lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. Futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu <span class="highlight">Metin</span> ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. Sonra da bana haber verdiler, gittim hepsini kucakladım.</p>
<p>Fenerbahçe&#8217;ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu. Hikayesi ise şöyledir ; fenerbahçe ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig&#8217;in ilk final maçının önemi çok büyüktü. Futbol federasyonu bu kritik maça Yugoslavya&#8217;dan hakem getirmişti. Tansiyon yüksekti. Maçtan bir gece önce Çınar Otelde Yugoslav hakemin üç Fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul&#8217;da kıyamet koptu. Galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu: &#8216; maç çınar otel&#8217;de masa başında satıldı&#8230;Yugoslav hakem Fenerbahçe&#8217;yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..&#8217;<br />
bunun üzerine Galatasaray Kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. Hakem şaşırmıştı ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. &#8216;ne olur galatasaraylılar&#8217;a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim. &#8216;</p>
<p>Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o Yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959&#8230; Dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. Sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk&#8230; Oyun hızlı başlamıştı. Maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık&#8230; Turgay uzun bir degaj yaptı. Boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. Topa kaleci Özcan Arkoç ile birlikte yükseldik.<br />
Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı.<br />
O anda Fenerbahçe tribünleri benim Özcan&#8217;a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. O çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. Suçlu olmamama rağmen utanmıştım. O sırada yanıma Fenerbahçeli Nazi Erdem ve Basri Dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı.<br />
Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi.  Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim. Acıyla tekmeyi vurana baktım. Bana vuran, kendine Fenerbahçe&#8217;de yer edinmeye çalışan Avni idi. O acıyla ben de Avniye bir yumruk attım. Yumruğu Avni&#8217;nin suratına indirince saha karıştı. Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç, Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. O kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili Yugoslav hakeme kızıyorlardı. Aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. Yugoslav hakem hışımla yanıma yaklaştı ve saha dışını gösterdi. O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum. Sahadan çıkmadan önce gidip Fenerbahçe tribünü önünde çakıldım. Ben gidince onlar da şaşırdı. Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar. Durdum. Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.</p>
<p>Ortalık sakinleşmişti. Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat, Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdantutup &#8220;dur, hakem kararını değiştiridi galiba&#8221; dediler. Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra Yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti. Karar değişince Fenerbahçeli futbolcular kahroldular. Bundan sonra yüzbinleri ağlatan tek golü ben atacaktım. 37.dakikada ağları parçalayan bazukayı Fenerbahçe kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an&#8230;</p>
<p>Nuri bir pas atmıştı, sola doğru kaçtım. Osman hızla üzerime geldi, onu atlatmak benim için zor olmadı. Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim. en büyük korkum Naci idi. Naci Erdem Ekseri bu toplara çift dalardı. fakat ondan da sıyrıldım. Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım. Bu bir an meselesiydi. Bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum. Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı. buna rağmen top hızla kaleye girdi. İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. Golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. Tribünlerden &#8216;cim bom bom&#8230;&#8221; sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü Dolmabahçe Stadındaki kimse farketmemişti. Hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. Maçtan sonra Fenerbahçe&#8217;nin eski kaptanlarında Fikret Arıcan &#8216;vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir&#8217;di&#8230;ama itiraf edeyim ki <span class="highlight">Metin</span> daha iyi vuruyor&#8230;&#8217; diyordu.</p></blockquote>
<p><strong>16 Mayıs 2008 tarihli Siyaset Meydanında <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span>&#8216;ın manevi oğlu Rıfat Pala&#8217;nın anlatığı bir anı:</strong></p>
<blockquote><p>&#8221; <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> bir GS yöneticisini hastanede ziyaret ediyor. Hasta odasında bitişik yatakta yatan bir hasta kendisine çok hasta olduğunu, oğlunun <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span>&#8216;a aşık olduğunu, odasının her tarafının posterleriyle dolu olduğunu söylüyor. Hasta eğer kendisine bir şey olursa oğluyla ilgilenmesini istiyor.</p>
<p>Bir hafta sonra <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> tekrar hastaneye GS yöneticisini ziyarete geldiğinde bitişik yataktaki hastanın öldüğünü öğreniyor. <span class="highlight">Metin</span> <span class="highlight">Oktay</span> o hastanın oğlunu buluyor. Kendisi şuan karikatürist. Biz onunla aynı masada yedik, aynı giysileri giydik, aynı okullara gittik.&#8221;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/tacsiz-kral-metin-oktay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mahalle Takımı&#8221;</title>
		<link>http://www.utopyam.com/mahalle-takimi/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/mahalle-takimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 04:24:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşeyazıları ve Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[Futbolumuz 90&#8242;lı yıllardan sonra belirli gelişme içine girince ve özellikle 2000&#8242;li yıllardan G.Saray ve Milli Takımın başarılarından sonra, gerek kulüplerimizin Avrupa maçlarında, gerekse Milli Takımımızın maçlarında önümüze çıkan her takımı küçümser olduk. Ve genelde de her defasında tokadı yiyen olduk! Her kuradan sonra medyada &#8220;lokum gibi kura&#8221; başlıklarını görmeye alıştık. Sözde daha önceleri var olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Futbolumuz 90&#8242;lı yıllardan sonra belirli gelişme içine girince ve özellikle 2000&#8242;li yıllardan G.Saray ve Milli Takımın başarılarından sonra, gerek kulüplerimizin Avrupa maçlarında, gerekse Milli Takımımızın maçlarında önümüze çıkan her takımı küçümser olduk. Ve genelde de her defasında tokadı yiyen olduk! Her kuradan sonra medyada &#8220;lokum gibi kura&#8221; başlıklarını görmeye alıştık. Sözde daha önceleri var olan küçüklük kompleksimizden kurtulup, özgüvenimizi kazanmış olacağız. Maalesef millet olarak bir türlü ortayı bulamıyoruz ya yere batırırız ya da göklere çıkartırız.</p>
<p>Geçen akşam Fenerbahçe&#8217;nin Şampiyonlar Ligi kuralarını değerlerindiren bir spor programında, bir yorumcumuz (isim vermiyorum) Dinamo Kiev den &#8220;son 10 yıl adını duyuran takım” olarak bahsetti.  Yine çeşitli gazetelerin, internet sitelerinin bir kısmı Dinamo Kiev veya Porto&#8217;dan &#8220;<span class="highlight">mahalle</span> takımı&#8221; olarak bahsediyor.Maalesef bir &#8220;<span class="highlight">mahalle</span> takımı&#8221; dilimize yerleşti gitti. Bir çok şeyde olduğu gibi yer ve zamana vede ne ile kıyaslandığına göre &#8220;büyüklük&#8221; kavramı izafidir. <em>Malta da Sliema Wonderers</em> takımı &#8220;büyük&#8221; ama Avrupada adı hiç yok. Yurt dışında yaşayanlar veya uzun yıllar orada kalanlar bilir, bizim büyük dediklerimizin oralarda fazla kıymeti harbiyesi yoktur. Başarılarından dolayı doğal olarak bir tek Galatasaray’ı bilirler ve onun dışında örneğin bir Fenerbahçe&#8217;yi doğru dürüst bilmezler bile. Ancak son yıllardaki &#8220;sanzasyonel&#8221; transferlerinden ve başarıarından dolayı duymaya yeni başlamışlardır.</p>
<p>Ama yeri geldi mi ölçüsüz atarız ve önüne gelene &#8220;<span class="highlight">mahalle</span> takımı&#8221; yaftasını yapıştırırız. Dinamo Kiev’e &#8220;<span class="highlight">mahalle</span> takımı&#8221; diyenler acaba bu takımın geçmişini biraz da olsa biliyor mu. Bir defa Dinamo son 10 yılda adını duyurmuş bir takım hiç değil. Hatta son yıllarda Dinamo örneğin 1970li ve 1980 li yıllara kıyasla daha az başarılı denilebilir. &#8220;<span class="highlight">Mahalle</span> takımı&#8221; diyenler biliyorlar mı acaba Dinamo&#8217;nun 1975 yılı İsviçrede oynanan finalde Ferenzvaroş’u Onişçenko’nun 2 golü ile yenip de Kupa Galipleri Kupasını kazandığını. Dinamo Kiev 1920 li yıllarda (sanırım 1926) da kurulmuş olup, uzun yıllar Sovyet futbolun ve şimdi de Ukrayina futbolun lokomotifliğini yaptığını. Örneğin 1980 li yıllarda artık hayatta olmayan Valeri Lobanovski önderliğinde nerdeyse Sovyetler Milli takımının tamamını oluşturuyordu! Ve daha o zamanlar bazı futbol otoriteleri Dinamo’nun &#8220;21. yy futbolunu&#8221; oynadığını söylüyordu. Aynı şekilde Porto&#8217;ya da bu yakıştırmayı yapmamalıyız, ona fazla değinmiyorum çünkü yaptıklarını hemen hemen herkes biliyor (2003 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu gibi).</p>
<p>Bunları bilmeyenler, veya işine gelenler her önüne gelen takıma &#8220;<span class="highlight">mahalle</span> takımı&#8221; demekte hiçbir sakınca görmüyor. Adama sorarlar madem <span class="highlight">mahalle</span> takımlarıydı sadece son 10 yılda neden Sigma Olomouc, MTK, Steaua, Real Betis, Real Saragoza, Trömsö, Famagusta gibi takımlara elendiniz?<br />
Dövüş sanatları olan Uzakdoğu sporları bile rakibe selam ve saygı ile başlarken, spor kültüründen yoksun ve sporda rakip kim olursa olsun saygıyı gerektiğini bilmeyen, yeterli bilgi donanımına sahip olmayan bir çok spor yazarı ve yorumcusu toplumumuzu &#8220;futbol cahilliğine&#8221; sürüklerken, bundan hiç ders almadıkları belli. Ta ki önlerine çıkan bir sonraki &#8220;<span class="highlight">mahalle</span> takımından&#8221; tokadı yiyene kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/mahalle-takimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Evleri, &#8220;Üç Direk Arası&#8221;</title>
		<link>http://www.utopyam.com/ikinci-evleri-uc-direk-arasi/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/ikinci-evleri-uc-direk-arasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 04:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşeyazıları ve Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[kaleci]]></category>
		<category><![CDATA[maç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=904</guid>
		<description><![CDATA[Kaleciler bir ülkenin kralına benzer: mağrur ve gururlu. Çünkü kimsenin cesaret edemediği bir işle uğraşıp adeta ateşten gömlek giyiyorlar ve her maçta yerden yere vuruluyorlar. Bir kalecinin en nefret ettiği kelime ise &#8220;O golü nasıl yedin?&#8221; kelimesi olmuştur. Hadi bakalım bir hafta moraller sıfır.
Genelde sırtında taşıdığı &#8220;1&#8243; numara, sanki takımının yediği her golde &#8220;Bir numarali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="postbody">Kaleciler bir ülkenin kralına benzer: mağrur ve gururlu. Çünkü kimsenin cesaret edemediği bir işle uğraşıp adeta ateşten gömlek giyiyorlar ve her maçta yerden yere vuruluyorlar. Bir kalecinin en nefret ettiği kelime ise &#8220;O golü nasıl yedin?&#8221; kelimesi olmuştur. Hadi bakalım bir hafta moraller sıfır.</span></p>
<p>Genelde sırtında taşıdığı &#8220;1&#8243; numara, sanki takımının yediği her golde &#8220;Bir numarali suçlu&#8221; oluşunun kötü kaderi midir, bilinmez. Ancak gerçek şudur ki, ilk ödüllendirilen asla &#8220;O&#8221; olmaz ama, suçu olmasa dahi fatura nedense hep &#8220;ONA&#8221; kesilir. O daima yapayalnızdır. Hatta oyunu bile hep uzaktan izler.</p>
<p>Gol, futbolun meyvesi, coşkusu olduğu halde, Onun gol atma şansı pek yoktur. Yani bir bakıma, golcü mutluluk yaratırken &#8220;O&#8221; oyun bozucudur. Takım arkadaşları bir yada birkaç kez affedilmeyecek hata yapabilir.Ama güzel bir pas, zarif bir çalım, isabetli bir şut ve en önemlisi attığı bir golle kendilerini affettirebilirler. Ancak &#8220;Onun&#8221; böyle bir olanağı yoktur.</p>
<p>Kalesinde yapayalnız, karşısındaki celladıyla baş başa kalır.Tek bir hatasıyla maçı mahvedebilir, koca şampiyonluk kaybedilir! Seyirci tüm geçmis başarıilarını unutup &#8220;Onu&#8221; günah keçisi yapıverir!</p>
<p>Hakları en çok onların yense bile futbolun yıldızları onlardır, Beckhamlar, Zidanelar, Alexler ya da Hakan Şükürlerden çok! Bir yalnız adam, ne yapsa gözümüze giremediği, ilk fırsatta eleştirdiğimiz için; aslında hepsi birer panter ve kaplan…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/ikinci-evleri-uc-direk-arasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbolun Güzelliklerinden: Sunucular ve Yorumcular</title>
		<link>http://www.utopyam.com/futbolun-guzelliklerinden-sunucular-ve-yorumcular/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/futbolun-guzelliklerinden-sunucular-ve-yorumcular/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 04:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşeyazıları ve Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[maç]]></category>
		<category><![CDATA[spiker]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=905</guid>
		<description><![CDATA[Futbolu eğlenceli hale getiren etkenlerden birisi de kuşkusuz ki spikerler.
Ama şöyle bir baktığımızda maç yayınlarının yoğun olduğu kanallarda, özellikle Lig Tv&#8217;de, spiker sıkıntısının olduğunu görüyoruz.
Sporseverin beğendiği isimler genelde Ntv&#8217;de.
Ntv&#8217;de Ersin Düzen, Ercan Taner, Güntekin Onay, Murat Kosova, Ender Bilgin;
Lig Tv&#8217;de Öztürk Pekin, Melih Şendil, Melih Gümüşbıçak, Onur Şahin;
Star, Kanal D ve D Smart&#8217;ta Ertem Şener, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="postbody">Futbolu eğlenceli hale getiren etkenlerden birisi de kuşkusuz ki spikerler.<br />
Ama şöyle bir baktığımızda maç yayınlarının yoğun olduğu kanallarda, özellikle Lig Tv&#8217;de, spiker sıkıntısının olduğunu görüyoruz.<br />
Sporseverin beğendiği isimler genelde Ntv&#8217;de.</p>
<p>Ntv&#8217;de Ersin Düzen, Ercan Taner, Güntekin Onay, Murat Kosova, Ender Bilgin;<br />
Lig Tv&#8217;de Öztürk Pekin, Melih Şendil, Melih Gümüşbıçak, Onur Şahin;<br />
Star, Kanal D ve D Smart&#8217;ta Ertem Şener, İlker Yasin, Emre Tilev, Gökhan Telkenar, Sabri Ugan, Nebil Evren;<br />
Show TV&#8217;de Melih Gümüşbıçak, Orhan Şengürbüz (Televole seslendirmesi kendisine daha çok yakışıyor bence);<br />
TRT&#8217;de Yalçın Çetin, Levent Özçelik, Kerem Öncel, Erdoğan Arıkan, Tansu Polatkan, Hüseyin Başaran, Abidin Aydoğdu, Birol Reçber, Alper Bakırcıgil;<br />
TV 8&#8242;de Fikret Engin, Akın Göksu, Onur Yıldız;<br />
Kanal A&#8217;da Ümit Aktan, Murat Çimen;<br />
Atv&#8217;de ise organizasyonlara göre diğer kanallardan kiralanan spikerler maçları anlatıyor. Son örneklerini de Avrupa Şampiyonası&#8217;nda gördük.</p>
<p>Bunun dışında spikerlerin çoğunun yetersiz kaldığını ve Türkçe&#8217;yi de yanlış kullandığını düşünüyorum.<br />
Mesela 70. dakikası oynanan bir maçta &#8220;Geride 20 dakika kaldı&#8221; diyebiliyorlar.<br />
Ben mi yanlış düşünüyorum bilmiyorum ama maçın 70. dakikası oynanıyorsa geride 20 dakika değil, 70 dakika kalmıştır; yani geriye 20 dakika kalmıştır.</p>
<p>Öztürk Pekin&#8217;in artık klasikleşmiş Mehmet Topal&#8217;a Lincoln, Aurelio&#8217;ya Alex deme hadiselerini;<br />
Hüseyin Başaran&#8217;ın 6-1&#8242;lik Parma maçında altıncı golden sonra gelişen her atakta &#8220;7 mi, hahah yemedi&#8221; geyiklerini;<br />
Akın Göksu&#8217;nun Trabzonspor&#8217;un bir Avrupa maçında yardımcı hakemin sarı kırmızı bayrağını elinden düşürmesi sonucunda &#8220;Yapmayın! Seyircilerimiz sahaya Galatasaray bayrağı attı şimdi de!&#8221; saçmalıklarını (efsane Ümit Aktan&#8217;a değinmiyorum bile) anlatmaya gerek bile yoktur sanırım.<br />
Yine de Güntekin Onay, Murat Kosova, Ercan Taner, Okay Karacan gibi isimlerin hakkını da vermek gerekir.</p>
<p>Özellikle dayanılmyacaklar vardır ki, şöyle;</p>
<p>Abidin Aydoğdu : DÜnya kupası anlatırdı, yok böyle telaffuzlar.<br />
Tansu Polatkan : Spor stüdyosunun resmi sesidir.<br />
Fikret Engin: Çakma Ercan Taner<br />
Emre Tilev : Diyecek laf yok ya.<br />
Ertem Şener: Luzumsuz ayrıntıların adamı, Ronaldinho&#8217;nun amcaoğlu ne iş yapar hangi takımı tutar hep bu ayrıntılardadır. Maçı renklerdirdiğini zanneder ama 10. dakikada kumandanın &#8220;mute&#8221; tuşuna basmışımdır bile.<br />
İlker Yasin: Gerçek bir efsane. Rastgele sahadan isimler söylüyor, adamların ne tipi benziyor ne rengi, birşey anlatıyor ama ne anlattığını kendisi de bilmiyor. Çekilecek gibi değil. =D</p>
<p>Yorumcu konusu da ilginç bir hal almaya başladı bu sezon.<br />
Lig TV yeni sezona yeni isimlerle başladı.<br />
Mustafa Denizli kuşkusuz ilk maçında sınıfta kaldı. İlker Yağcıoğlu&#8217;nun da pek başarılı olduğu söylenemez, futbolun içinden daha yeni kopmuş aklı başında bir Ergün Penbe&#8217;yi görmekteyiz.<br />
Diğer kanallarda, genellikle Avrupa maçlarında yine İlker Yasin ve Ömer Üründül gibi isimleri yorumcu olarak izleyeceğiz gibi görünüyor. özellikle Ömer Abi&#8217;nin &#8220;Mançester&#8221; ve &#8220;Liverpul&#8221;larına hayranım. =D</p>
<p>Yeni bir sezon başladı ve TV kanalları da yorumcularıyla, spikerleriyle yeni bir sezona girdi.<br />
Bakalım spikerlerin ve yorumcularımızın yeni sezonu nasıl geçecek ?</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/futbolun-guzelliklerinden-sunucular-ve-yorumcular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
