<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ütopyam.Com &#187; Makale</title>
	<atom:link href="http://www.utopyam.com/kategori/sizden-gelenler/makale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.utopyam.com</link>
	<description>Gençlik ve Genel Kültür Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 21:51:06 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Güzel Sözler</title>
		<link>http://www.utopyam.com/guzel-sozler/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/guzel-sozler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 18:14:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ütopyam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı sözler]]></category>
		<category><![CDATA[güzel sözler]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=790</guid>
		<description><![CDATA[1-En karanlık zaman şafağa en yakın olan zamandır. Herkesin hayatında bir an gelir oyuna devam etmesi için büyük riskleri göze alması gerekir. ya_sakli)
2-Her zaman için yalnızlığa zaman ayır. (ya_sakli)
3-Kimse kaderini keşfedemez, kader insanları keşfeder. ya_sakli) 
4-Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık, ömrünün sonuna geldiğinde hayallerini gerçekleştirememiş olmasıdır. (ya_sakli)
5-Öyle gözler vardır ki; sözden iyi anlatır. (C.Şahabettin) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/text_by_elizozur.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/text_by_elizozur.jpg" alt="" width="150" height="111" class="alignright size-medium wp-image-796" /></a>1-En karanlık zaman şafağa en yakın olan zamandır. Herkesin hayatında bir an gelir oyuna devam etmesi için büyük riskleri göze alması gerekir. ya_sakli)</p>
<p>2-Her zaman için yalnızlığa zaman ayır. (ya_sakli)</p>
<p>3-Kimse kaderini keşfedemez, kader insanları keşfeder. ya_sakli) </p>
<p>4-Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık, ömrünün sonuna geldiğinde hayallerini gerçekleştirememiş olmasıdır. (ya_sakli)</p>
<p>5-Öyle gözler vardır ki; sözden iyi anlatır. (C.Şahabettin) </p>
<p>6-Kader elinize bir limon tutuşturduğunda ondan bir limonata çıkarmaya çalışın. (Yazarı bilinmiyor)</p>
<p>7-Sen kendini fazla ciddiye alırsan, başkaları seni hiç ciddiye almaz.(ya_sakli)</p>
<p>8-Ümitsiz yürek hiçbirşeyle aydınlanmaz . (Yazarı bilinmiyor)</p>
<p>9-Aşk insanı aptallaştırmaya yetecek güçlü bir silahtır.(ya_sakli)</p>
<p>10-Kalbine hakim olamayan kalbindekinin mahkumu olur. (Yazarı bilinmiyor)</p>
<p>12-Çoğu insane doğarken ölür 80 yaşında gömülür. (ya_sakli)</p>
<p>11-Yürek yanmadıkça göz yaşarmaz. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>13-Küçük insanların büyük gölgelerinin olduğu yerde güneş batmak üzeredir. (Mevlana) </p>
<p>14-Yenileceğinden korkan daima yenilir. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>15-Her kalbin çarpıntısı kendi ecelinin ayak sesidir.  (Yazarı bilinmiyor)  </p>
<p>16-İyi dostluklar hesapsız kurulur. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>17-Düşmanın açık bıraktığı kapılar onun istediği yere açılır. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>18-Ayakta ölmek diz çöküp yaşamaktan iyidir. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>19-Bazıları hayattaki fırsatlarda zoruluğu bazıları her zorlukta bir fırsat görür. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>20-Birine perdeler harika görünürken birine harikalar perde görünür. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>21-Sevginin gücünü bilmeyenler sevgiyle hiç güçlenmemiş olanlardır. (ya_sakli)</p>
<p>22-Kalp denize benzer; fırtınaları, sakin zamanları ve taşkınlıkları vardır; bazen de derinliklerinde kıymetli bir inci gizlidir. (Yazarı bilinmiyor)</p>
<p>23- Hayalci ay ışığında yolunu bulan insandır, cezası da şafağı başka herkesten önce görmesidir. Oscar Wilde) </p>
<p>24-Gerçeğin yolunda yürümeyenler daima yolda kalırlar. (ya_sakli) </p>
<p>25- Felsefen yoksa, hayatı başkalarının isteklerine gore yaşıyorsun demektir. Kalabalığa katılıp uçuruma atlayarak ölen sıçanlar gibi olursun. Bir felsefen yoksa, bir gün kendini ölüm döşeğinde, tüm hayatınbir yalan olup olmadığını merak ederken bulabilirsin.(Julian Mantle) </p>
<p>26- Korkularına doğru yürü o zaman uçmayı öğrenirsin. (Robin Sharma) </p>
<p>27- Sen elinden gelenin en iyisini yap, gerisini de bırak hayat yapsın. (robin Sharma) </p>
<p>28-Işığı yaymanın iki yolu vardır; kandil olmak ya da onu yansıtan ayna. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>29-‘’Herşey bitti ’’ sandığımız yerde aslında yeni bir hayat başlıyor. (ya_sakli)</p>
<p>30-Uğrunda çaba gösterilmeyen fikirler rüzgardan yoksun yelkenlere benzer. (C.Şahbettin) </p>
<p>31- Uyudum, rüyamda hayatın sevinç olduğunu gördüm, sonra uyandım, hayatın görev olduğunu anladım. Çalışmaya başladığımda bir de baktım, görev de sevinç olabiliyormuş. (Rabindranath Tagore) </p>
<p>32- Rotanı bir yıldıza bağlarsan, her fırtınayı aşarsın. (Leonardo Da Vinci) </p>
<p>33-Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur. (ya_sakli) </p>
<p>34-Nice kan vardır ki;onu dil döker. (Hz. Ali) </p>
<p>35-Sesini değil sözünü yükselt, yağmurlardır büyüten zambakları gök gürültüleri değil. (Yazarı bilinmiyor)</p>
<p>36-Işık dolu bir yağmur yağacak bir gün… Sevgiyi, gayreti,gözyaşını bilirsek. (ya_sakli) </p>
<p>37-Koza için hayatın sonu olarak görülen şeyi, ustalar kelebek olarak görür. (Robin Sharma) </p>
<p>38-Düşündüğünüzden daima daha büyüksünüzdür. (Robin Sharma) </p>
<p>39-Bir dağın doruğu sonraki dağın eteğidir. (Robin Sharma) </p>
<p>40-Hayatınızda güvenli kıyılara tutunup kalmak korkularınıza hapsolmayı seçmekten başka bir şey değildir. (Yazarı bilinmiyor) </p>
<p>41-Cesaret, korkunun yokluğu değil, korkunun içinden yürüyüp sizing için önemli amacı kovalamaktır. (Robin Sharma) </p>
<p>42-Ölüm, hayatı kaybetmenin yollarından sadece biridir. (Alvah Simon) </p>
<p>43-İnsan yükseldikçe düşüşü sert olur. (Robin Sharma)</p>
<p><strong>ya_sakli</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/guzel-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karabasandan korkmayın!</title>
		<link>http://www.utopyam.com/karabasandan-korkmayin/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/karabasandan-korkmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 17:17:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ütopyam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[karabasan]]></category>
		<category><![CDATA[korkmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[
Korkarsınız. Kim bilir gördüğünüz bir cisimden, ya da peşinizde olan insanlardan…Deliler gibi koşarsınız takip edilmektesinizdir. Ardınızdakiler sizi yakalarsa olacaklardan tedirginsinizdir. Ve düşersiniz. Fakat bir problem vardır; çünkü düştüğünüz yerden kalkamazsınız. Bağırmak “imdat” diye haykırmak  istersiniz tüm gücünüzle; sesiniz çıkmaz. Çılgınlar gibi debelenirsiniz; oysa ki çabalarınız boşunadır. Kıpırdayamaz, konuşamaz ve nefes nefese uyanırsınız…
Hemen hemen hepimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img134.imageshack.us/img134/8026/eternalfearbym0thyykuss6.jpg" alt="." /></p>
<p>Korkarsınız. Kim bilir gördüğünüz bir cisimden, ya da peşinizde olan insanlardan…Deliler gibi koşarsınız takip edilmektesinizdir. Ardınızdakiler sizi yakalarsa olacaklardan tedirginsinizdir. Ve düşersiniz. Fakat bir problem vardır; çünkü düştüğünüz yerden kalkamazsınız. Bağırmak “imdat” diye haykırmak  istersiniz tüm gücünüzle; sesiniz çıkmaz. Çılgınlar gibi debelenirsiniz; oysa ki çabalarınız boşunadır. Kıpırdayamaz, konuşamaz ve nefes nefese uyanırsınız…<br />
Hemen hemen hepimiz karabasan diye adlandırdığımız bu durumu hayatımız boyunca bir kez olsun yaşarız. Veya yatakta uyandığımızı sandığımız anda göğsümüze bir şey oturmuşçasına bir hisse kapılıp bağırmak isteyip sesimizin çıkmaması ile paniğe kapılırız. Uyanık olduğumuzdan emin olduğumuz bu kısacık süre içerisinde çeşitli halisünasyonlar görürüz. Oysa ki birkaç dakika; hatta saniyeler içerisinde bu durum kendiliğinden kaybolacaktır.<br />
İşte insanlar yıllar boyu okudukları dini hikayelerin de etkilerinde kalarak aslında tıpta çok basit bir açıklaması olan “karabasan”ı bir 3. boyut varlık olarak tanımış, çeşitli dua ve muskalarla göndermeye çalışmışlardır. Oysa ki yatağınızın altında Kuran-ı Kerim ile de uyusanız, hocalara gidip özel muskalar da yazdırsanız, kapı eşiğine şeker de dökseniz fayda etmeyecek olduğunu birkaç tecrübeyle kendiniz de görebilirsiniz. Kimi zaman karabasanın bastığı(!) anda dualar okumaya çalışarak onu ekarte etmeye çalışır, karşılıklı büyük bir savaşa girersiniz. O da ne, okumak istediğiniz dua bir türlü aklınıza gelmez. Ve nihayet dudaklarınızdan çıktığı an üzerinizdeki ağırlık yavaşça kalkar ve normale dönersiniz.<br />
Şimdi din alimlerinin karabasan için yaptıkları açıklamalara kısaca bir göz atalım.Alimlerin bir kısmı böyle bir varlık olduğunu reddederken kimi alim hakkında bir şey bilmediğini ifade etmiş; geri kalan alimler de genelde karabasanı bir cin olarak tarif etmenin yanı sıra, ancak manyetik yönü ağır basan hassas insanların görebileceklerini dile getirmişlerdir. Korunma yolları olarak ise 2 rekat namaz kılıp abdestli yatmak, 33’er kere “sübhanallah” ve “elhamdülillah” diyip üzerine 34 kez de “Allahüekber” demek; çeşitli duaları okuyarak üflemek ve üzerinizde cevşen bulundurmak gibi yöntemler gösterilmiştir. Hmm peki. Bu şekilde korunacağına inananlara denemek de serbest.<br />
Bir de bilimin , psikolojinin ne dediğine oradan buradan çalıp çırparak harmanladığım, içine kendi yorumlarımı da kattığım ufak bir alıntıyla değinelim o halde:<br />
 “Psikolojide, yaşanan karabasan durumu uyku felci olarak adlandırılmıştır. Uyku felci, uyandıktan hemen sonra veya, seyrek olarak, uykuya dalmadan hemen önce bedenin geçici olarak hareket edememesi ile karakterize edilen bir durumdur. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kasları çalışmaz. Böyle olmasaydı, rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz.  Uyku felcinin sebep olduğu halisünasyonlar ,bazen durumun normal bir rüya olarak algılanmasına, bazen de oda içerisinde hayali şeyler görülmesine sebep olur. Yani kısacası en basit açıklaması ile  “uykudan uyandığımız anda beyin uyanıyor ama vücut uyanmıyor” diyebiliriz. Ayrıca çeşitli araştırmalarda uyku felcinin oluşmasında rolü olan bir takım etmenlere de yer verilmiş: Stres, düzensiz uyku, şekerleme uykuları , yorgunluk, sırtüstü yatmak, uyku ilaçları ve amfetaminler….”<br />
Şahsen bu olayı uzun zamandır defalarca kez yaşadım. Üstelik karabasan göndermeye<br />
yönelik dua okuma salavat getirme gibi yöntemlere de senelerce inandım. Fakat siz bir dua yerine İstiklal Marşının bir kıtasını dahi okusanız bilincinizi açmaya yönelik bir çalışma yaptığınızdan dolayı üzerinizdeki o felç durumunu atarsınız. Kısacası karabasanın ne cinlerle ne de dua okuyup göndermeyle uzaktan yakından bir alakası olmadığını 7 seneye yayılan bir tecrübemle fark ettim.<br />
Her şey insanın kafasında biter. Eğer o şeyin 3. tür bir varlık olduğuna inanırsanız psikolojikman yaşadığınız korku ve tedirginliğin akabinde bunun gözle görülmeyen bir varlığın işi olduğuna emin olduğunuzu sanırsınız. Oysa ki durum aslında böyle değildir. Yıllarca inanılagelmiş dogmalardan ötürü kişilerin bilinçaltına yerleşen korkuları ile perçinlenen psikolojik boyutunu da göz ardı etmemenizi tavsiye ederim. Her şey insanın inançlarıyla bağıntılıdır. Bir şeye inanırsanız o vardır, yürekten inanmazsanız o yoktur. Karabasan denilen olayın bir cinle ilişkisi olduğuna bir çok defa görülen halisünasyonlar ve kişilerin ortak deneyimleri ile inandım. Yıllarca nedir ne değildir diye araştırıp söylenmiş her taktiği denedim. Fakat tüm sorunun beynime yerleşmiş inançlar olduğunu fark edebilmem uzun zaman aldı. Belki daha önceleri bir psikolojik yardım alabilseydim çok daha önce fark edecektim. Bu doğrultuda araştırmalarım ile aydınlattığım, geceleri bu sebepten uyku uyuyamayan bir çok tanıdığım da artık çok rahatlar.<br />
Siz siz olun , korkularınızın esiri olmak yerine üzerine gidin; gidin ki onlar sizin esiriniz olsun.</p>
<p><strong>februata</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/karabasandan-korkmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chichen Itza</title>
		<link>http://www.utopyam.com/chichen-itza/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/chichen-itza/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 08:03:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ütopyam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[21.yy]]></category>
		<category><![CDATA[chichen]]></category>
		<category><![CDATA[Itza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[
Chichen Itza
Yirmi birinci yüzyılda dünya düzeni yeniden şekilleniyor. Önce balkonlarda bu şekillenmenin ilk rötuşları yapıldı, şimdi de sırada Ortadoğu ve diğer üçüncü dünya ülkeleri var…
Hammadde ve pazar sıkıntısı, yüzyıllardır haritaların değişmesine, insan kanının ırmaklara karışmasına ve insani değerlerin yerle bir edilmesine neden olurken, kazandıkça(!) hep daha fazlasını isteyen, çekenleri “nereye kadar?” sorusunu akıllarına bile getirmeden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img370.imageshack.us/img370/1707/cikr4.jpg" alt="Ci" /><br />
<strong>Chichen Itza</strong></p>
<p>Yirmi birinci yüzyılda dünya düzeni yeniden şekilleniyor. Önce balkonlarda bu şekillenmenin ilk rötuşları yapıldı, şimdi de sırada Ortadoğu ve diğer üçüncü dünya ülkeleri var…</p>
<p>Hammadde ve pazar sıkıntısı, yüzyıllardır haritaların değişmesine, insan kanının ırmaklara karışmasına ve insani değerlerin yerle bir edilmesine neden olurken, kazandıkça(!) hep daha fazlasını isteyen, çekenleri “nereye kadar?” sorusunu akıllarına bile getirmeden zaman tüneline kara harflerle yazdılar adlarını…Önce yeni dünyanın keşfi ve bir uygarlığın yok oluşuyla son bulan bir soykırımla başladı emperyalizmin insanlıkla dansı…”Salsa”dan çok vahşetini “modernlikle(!)” ört bas etmeye çalışan aç gözlü, aristokrasinin bile(!) dışladığı bir zihniyet vardı bu kirli oyunda…Saf dünyanın içtenliğine karşı en büyük silahları kuşkusuz kurnazlık ve ikiyüzlülüktü. Bu yüzden gün geçtikçe bir virüs gibi yayıldılar, yaktılar, yıktılar…Sonunda kazandılar(!). Bilgeliğine kurşunlarıyla saldırıp halkını acımasızca katlettikleri “Şef Seattle”nın  “…en son nehir kuruduğunda, elinizdekiler ne işe yarayacak?”sorusuna karşılık vermeden, kendilerini barışın ve özgürlüğün simgesi ilan etme yüzsüzlüğünden kaçınmadılar…</p>
<p>Birkaç virgül, dört beş nokta ve bir o kadar da ünlemle devam eden bu macera günümüzde Ortadoğu’da son cildini basıyor. Bu oyunun “kahramanları” körler ve sağırlar olsa da yine de soruyorum: “Nereye kadar?”</p>
<p><strong>Semir Beyaz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/chichen-itza/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başucu Kitapları</title>
		<link>http://www.utopyam.com/basucu-kitaplari/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/basucu-kitaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 01:15:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ütopyam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[başucu]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Başucu kitapları nedir? Hiç yanımızdan ayıramadığımız, hangi yaşta olursak olalım okuyabildiğimiz ve okumamız gerektiğine inandığımız, bize farklı duygular tattıran, bize farklı düşünceleri öğreten, bizi bambaşka dünyalara götüren kitaplar…
Bu kitaplar bazen küçük yaşta bir büyüğümüzden hediye olarak alıp öğrendiğimiz, bazense anne babamızın bize zorla okutmaya çalıştığı ancak bizim seneler sonra okuduğumuz ve o zorlamanın nedenini anladığımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/kitap.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/kitap-150x150.jpg" alt="" title="kitap" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-625" /></a>Başucu kitapları nedir? Hiç yanımızdan ayıramadığımız, hangi yaşta olursak olalım okuyabildiğimiz ve okumamız gerektiğine inandığımız, bize farklı duygular tattıran, bize farklı düşünceleri öğreten, bizi bambaşka dünyalara götüren kitaplar…</p>
<p>Bu kitaplar bazen küçük yaşta bir büyüğümüzden hediye olarak alıp öğrendiğimiz, bazense anne babamızın bize zorla okutmaya çalıştığı ancak bizim seneler sonra okuduğumuz ve o zorlamanın nedenini anladığımız kitaplardır. Bazen ise kendimiz bir kitapçıda gezerken kitabın arka kapak yazısına veya kapak resmine belki de adına takılarak aldığımız kitaplardır. Nasıl elde etmiş olursak olalım yıllar geçse de, o kitapların sayfaları artık sararıp solsa da, üstlerindeki sandık lekeleri ne kadar çoğalsa da, köşelerinin kıvrımı ne kadar artsa da biz üzülmeyiz. Çünkü biliriz ki bu izler bir kitaba yaşanmışlık katar. İşte bu gibi izleri kattığımız kitaplar bizim hayatımızda çok önemli rol oynarlar. Adeta bizim onlarda bıraktığımız gibi onlar da bizim kişiliklerimize izler katarlar.</p>
<p>Bu gibi kitaplardan bahsetmemiz gerekirse aklımıza aslında bir çok örnek gelir. Çünkü herkesin başucu kitapları farklıdır. Ancak herkes tarafından belirlenmiş bazı kitaplar vardır ki kimse reddedemez onları…</p>
<p><strong>Küçük Prens </strong> bunlardan ilkidir. İnsanlara bambaşka bir bakış açısı öğreten, şu anda çocuk kitapları raflarında yerini alan ancak tüm dünya tarafından bir edebiyat şaheseri kabul edilen bir kitaptır Küçük Prens. Öyle ki Fransa’da özel Küçük Prens günleri vardır, Fransa’nın resmi para birimi Frank’ın üzerinde bile Küçük Prens’in ve yazarının resmini görebilirsiniz….</p>
<p>Başucu kitaplarının ikincisi <strong>Martı</strong>’dır. Hiç kuşkusuz Martı Jonathan Livingstone’un hayatı ve çabalamaları bütün insanlara bir ders olur. Herkesin bu kitabı okurken etkilendiğine ve elinden bırakamadığına eminim. Martı’nın insanlara kattıkları tüm dünyada hala konuşulur. Richard Bach’ın bu eseri klasikler arasında çoktan yerini almıştır…</p>
<p>Vasconcelos’un bir üçlemesi olan <strong>Şeker Portakalı </strong>serisinin ilk kitabı olan Şeker Portakalı da gerçekten zaman zaman okuduğumuz ve gözyaşlarımızı tutamadığımız kitapların arasındadır. Küçük Zezé’nin dramatik hayatı, ailesine ve çevresine olan duyarlılığı hangi yaşta olursak olalım etkiler bizi. Sevginin varlığını bir kez daha tadarız….</p>
<p>Panait Istrati’nin <strong>Kodin</strong>’i pek bilinmeyen kitaplardandır. Çok ince olmasına rağmen bir çok kalın kitabın içeriğine sahiptir. Kodin, yalnız bir çocukla hapisten yeni çıkmış bir “sokak serserisi”nin arkadaşlığını ele alan mükemmel bir kitaptır…</p>
<p><strong>Küçük Kara Balık</strong>…Ah o nasıl bir kitaptır. Samed Behrengi’nin 70’lerde ve 80’lerde yasaklanan kitabı. Çok küçükken okumuş olsanız bile izlerini hala taşıyacağınız kitaplardan…</p>
<p>İşte bu kitapları elimizden bırakamayız. Çocuklarımıza miras kalır. Büyüdüğümüzde ara sıra çocuklarımızın dolaplarından gizlice alır okuruz.. Eğer hala bu kitapları okumadıysanız mutlaka bir yerlerden edinin ve bir an önce okuyun. Annenize babanıza sormaya ne dersiniz? Belki hala başuçlarında bulabilirsiniz….</p>
<p><strong>Emre Erbirer (IslakMavi)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/basucu-kitaplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şairler ve Yazarlar Hakkında Kısa Metrajlı Bir Yazı</title>
		<link>http://www.utopyam.com/sairler-ve-yazarlar-hakkinda-kisa-metrajli-bir-yazi/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/sairler-ve-yazarlar-hakkinda-kisa-metrajli-bir-yazi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 01:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ütopyam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[zerdüşt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Kağıdım kalemim ile sevişir. Ortaya çıkan orgazm sayesinde tarih sayfalarında yer alma çabam başlar. Yazar olmak çabası ile çizilen bir gelecek. Aslında olası gerçeklerden biraz uzak aynı zamanda bir fantezi gibi duruyor. Fakat hayat başlı başına hayal peşinden koşmak iken ufak biraz elimdeki hayal kırıntısı ile yazdıklarım ile düşündüklerim arasında kusur ilişkiyi kurmam ile olası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/hand-illusion-01-reklamsiz.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/hand-illusion-01-reklamsiz-150x150.jpg" alt="" title="hand-illusion-01-reklamsiz" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-622" /></a>Kağıdım kalemim ile sevişir. Ortaya çıkan orgazm sayesinde tarih sayfalarında yer alma çabam başlar. Yazar olmak çabası ile çizilen bir gelecek. Aslında olası gerçeklerden biraz uzak aynı zamanda bir fantezi gibi duruyor. Fakat hayat başlı başına hayal peşinden koşmak iken ufak biraz elimdeki hayal kırıntısı ile yazdıklarım ile düşündüklerim arasında kusur ilişkiyi kurmam ile olası sonuç olarak bir sayfada bana derim. Fakat kağıdın ve kalemin kölesi olduğum şu günlerde gözlerim âmâ misali bir sürme var ve etrafı görmekte zorluk çekiyorum.</p>
<p>Sonsuz kelime hazinesinden mükemmel olanları yan yana getirip noktası ile bütünleşen cümlelerimde zorluk çekmekteyim.</p>
<p>Fakat parmaklarım kırılana dek yılmayacağım savaşımda küçük bir taarruza mahsur kaldım. Fakat imza günlerini düşleyerek bundan sıyrılma çabası içerisinde farkındayım biraz başarılıyım.</p>
<p>Müsvette kağıtlarımın arasından çıkardığım bir tanesine düzeltmeler yaparak topal olan tek ayağıma bir nevi pansuman yapıyorum. Daktilomdan çıkan ses ile buğulu camıma yazdığım birkaç kelime ile mükemmelle ulaşmak için zihnim en dem noktalarında gezinmekteyim. Kendimi aramaktayım.</p>
<p>Necip Fazıl kendini kaldırımlarda ararken zihnin derinlerinde bulduğu ölüm isteği ve yalnızlık korkusu ile kağıdı döktürdükleri ilham kaynağı için somut bir varlık.</p>
<p><em>&#8221;Evdeyim karanlık bir oda da bir mum ışığı bir açacak deydikten sonra bitecek kurşun kalem ile duruşlarımı kağıda dökmekteyim ölümü bekleyen biri gibi kağıda vasiyet yazar bir halim var ancak umutluyum. Tırnak uçlarımdan çıkan birkaç damla kan ile yazmaya devam ediyorum çıkacak olan sonucu sabırsızlık ile bekliyorum. Belki bir yarınıım belki sabahı olmayan bir gecenin parçasıyım. Sonuç olarak varım.Varlığım yazdıklarım ile somutlaşıyor fakat ömür belli değil ölümsüz değil belki. Mum az sonra bitecek ve karanlık üstümü bir çarşaf misali örtecek korkum yok tek korkum ben kalıntı olarak son noktası olmayan bir yazı bırakmak.’’</em></p>
<p>Şairlerin hepsi yalancı Necip Fazıl Kısakürek’te dahil olmak üzere. Şairlerin ruhları fakirdir yazıkları cümlelerin sonu hiçbir zaman gelmez uçsuz bucaksın bilgi hazineleri yerine züğürt birikimleri vardır. Bilmediklerini biliyormuş hissetmediklerini hissediyormuş taklidi yapar. Son noktayı koymaktan ürkerler çünkü nokta ile yazdıkları son bulur ve yalanı ile yanlışını kabullenmek zorunda kalır.</p>
<p>Üstüne ekleyecek mısrası olmaz. Çoğu kadınlar ile yaşarlar şarap ile meşk ederler. Düşünmeden yazarlar kaldırımlarda dolaşıp kalemlerini serseri mayın gibi kullanırlar. <em><strong>Mavi gözlü dev olanları Zerdüşt olanları vardır. Hepsi aşıktır. Minnacık kadınlar severler.</strong></em></p>
<p>En karanlık noktalara ineler. Her baktıkları noktada mükemmel kadınları görürler. Karagözlü olanları makbuldür. Şair yalancılar yazalar ise dünyalar kurarlar gerçek olma ihtimali olan dünyalar.</p>
<p><em>&#8216;’Bıraktığım cümleler kalıcı olmam için yeterli olacak mı merak içerisindeyim. Çok koştum çok yoruldum öldüm ama kalemle var oldum.’’</em></p>
<p>(1)<strong>Zerdüşt</strong> başını salladı ve gülümsedi.<br />
<em>“İnanman, hele bana inanman, beni mesut etmez. Fakat, birisi ciddiyetle, şairler çok yalan söylerler diyorsa haklıdır. Biz çok yalan söyleriz. Biz pek az şey biliriz. Ve güç öğreniriz. Onun için yalan söylemeye mecburuz. Biz şairlerden, şarabını tağşiş etmeyen kim var? Kilerimizde nice zehirli karıştırmalar yaptık. Tarif edilmez nice işler yaptık. Çok az şey bildiğimiz için ruhça züğürt olanlar hoşumuza gider.&#8221;</em><br />
<strong>(1)Friedrich Nietzsche Şairlere Dair yazsınında alıntı.</strong></p>
<p><strong>Ali Yıldırım </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/sairler-ve-yazarlar-hakkinda-kisa-metrajli-bir-yazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gitmelerin adresi: Haydarpaşa</title>
		<link>http://www.utopyam.com/gitmelerin-adresi-haydarpasa/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/gitmelerin-adresi-haydarpasa/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 00:35:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanesse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[gar]]></category>
		<category><![CDATA[gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[haydarpaşa]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[
Haydarpaşa garı, İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında, ismini garın bulunduğu Haydarpaşa semtinden alan demiryolu terminalidir. Semt ise ismini buraya kışla yaptıran üçüncü Selim&#8217;in vezirlerinden Haydar Paşa&#8217;dan almaktadır. Anadolu&#8217;ya ve dış ülkelere yolcu ve yük taşımacılığıyla İstanbul&#8217;un Asya&#8217;ya açılan kapısı olan gar, banliyö hattıyla da kentsel ulaşımda önemli bir yer tutar.
İstanbul-Anadolu demiryolu hattının başlangıç yeri olan bugünkü garın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/www_yeniresim_com_-_stanbul_resimleri_-_haydarpaa_gar.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/www_yeniresim_com_-_stanbul_resimleri_-_haydarpaa_gar-300x240.jpg" alt="" title="www_yeniresim_com_-_stanbul_resimleri_-_haydarpaa_gar" width="300" height="240" class="aligncenter size-medium wp-image-616" /></a><br />
<strong>Haydarpaşa garı</strong>, İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında, ismini garın bulunduğu Haydarpaşa semtinden alan demiryolu terminalidir. Semt ise ismini buraya kışla yaptıran üçüncü Selim&#8217;in vezirlerinden Haydar Paşa&#8217;dan almaktadır. Anadolu&#8217;ya ve dış ülkelere yolcu ve yük taşımacılığıyla İstanbul&#8217;un Asya&#8217;ya açılan kapısı olan gar, banliyö hattıyla da kentsel ulaşımda önemli bir yer tutar.</p>
<p>İstanbul-Anadolu demiryolu hattının başlangıç yeri olan bugünkü garın yerinde, 22 Eylül 1872&#8242;de Pendik&#8217;e kadar işletmeye açılan demiryolunun ilk istasyonu bulunuyordu. Daha sonraki yıllarda demiryolları Anadolu&#8217;nun içlerine doğru uzandıkça ve Anadolu&#8217;nun çeşitli şehirleri demiryolu ile İstanbul&#8217;a bağlandıkça Haydarpaşa Garı&#8217;nın önemi arttı. İkinci Abdülhamit, istasyonun artık ihtiyaca cevap veremez duruma gelmesi üzerine, yerine yeni bir gar binası ve tesisler yapılmasını istedi. 30Mayıs 1906&#8242;da inşaatına başlanan gar binası, 19Ağustos 1908&#8242;de işletmeye açıldı.</p>
<p>Gar binasının plan ve projesini Otto Ritter ve Helmuth Cuno adlı iki alman mimar, yapım işlemlerini Ph. Holzmann inşaat firması üstlendi. Her biri 21m uzunluğundaki 1100 ahşap kazık üzerine oturtulan gar binasının mimarisi, Prusya yeni-rönesans üslubunda gerçekleştirildi. İki kollu farklı uzunlukta olan &#8220;U&#8221; planıyla inşa edilen binanın iç avlusu kuzeye, deniz cephesi ise güneye bakacak şekilde konumlandırıldı. Binanın temelinde Hereke&#8217;den getirilen pembe granit, dış yüzünde ise Lefke&#8217;den getirilen kolay işlenebilir, sert hava koşullarına dayanıklı taşlar kullanıldı. Ahşap çatısı, Alman mimarisinde sık kullanılan dik çatı şeklinde tasarlandı. <strong>Çatı hizasındaki saat, Alman Demiryollarının simgesi olan kartal kanadı ile süslendi. Daha sonra bu motif, Türk demiryollarının simgesi olarak kabul edildi.</strong> Haydarpaşa Garı&#8217;nın iç süslemeleri ve vitrayları da, yine bir Alman sanatçı olan Linneman tarafından yapıldı.</p>
<p>1.Dünya savaşı sırasında, 6Eylül 1917 günü çok sayıda insanın ölümüne ve gar binasının önemli ölçüde hasar görmesine neden olan bir sabotaja uğrayan gar, daha sonra onarılarak yeniden hizmete açıldı.</p>
<p>Haydarpaşa garı hizmete açıldığı tarihten bu yana İstanbul&#8217;dan Anadolu&#8217;ya yolcu ve asker sevkiyatı; memurların, devlet ve işadamlarının Anadolu&#8217;ya gidiş gelişleri ve İstanbul&#8217;un tüm Anadolu ile demiryolu bağlantısını sağlaması nedeniyle günlük hayatta önemli bir yer dolduruyor. <em><strong>Görkemli bir görünüme ve orijinal bir atmosfere sahip olan Haydarpaşa garı, filmlerde ve edebiyatta ayrılık ve kavuşma sahnelerinin, umut ve özlemlerin değişmez dekoru olmaya devam ediyor.</strong></em><br />
~~<br />
<strong>ELanesse</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/gitmelerin-adresi-haydarpasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Popomundo</title>
		<link>http://www.utopyam.com/popomundo/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/popomundo/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 19:12:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ütopyam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[
Popomundo, son yılların en gözde online role play (rol yapma) oyunlarından birisidir. Oyundaki amacınız kısaca, grubunuzla en üst sıralara yerleşmeye çalışmaktır. Tabii bu cümle oyunu kesinlikle tanımlamaya yetmez. Popomundo biraz daha açmak gerekirse, normal dünyanın ufak bir kopyasıdır. Yalnızca bu dünyada insanlar müziğe biraz daha önem vermektedirler. Oyunun müzikal yönünden bahsedecek olursak, konser verebilir, provalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/popomundo97_new_york1.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/popomundo97_new_york1.jpg" alt="" title="popomundo97_new_york1" width="474" height="250" class="aligncenter size-full wp-image-585" /></a><br />
<strong>Popomundo</strong>, son yılların en gözde online role play (rol yapma) oyunlarından birisidir. Oyundaki amacınız kısaca, grubunuzla en üst sıralara yerleşmeye çalışmaktır. Tabii bu cümle oyunu kesinlikle tanımlamaya yetmez. Popomundo biraz daha açmak gerekirse, <strong>normal dünyanın ufak bir kopyasıdır</strong>. Yalnızca bu dünyada insanlar <em>müziğe</em> biraz daha önem vermektedirler. Oyunun müzikal yönünden bahsedecek olursak, konser verebilir, provalar yapabilir, turnelere çıkabilir, single veya albüm çıkartıp, video klip çekebilirsiniz ancak bunları oyunda yapmak söylemekten biraz daha zordur. Oyunda birçok şehir seçeneğiniz var, cinsiyet ve şehir seçip karşınıza çıkan karakter listesinden oyuna giriyorsunuz öncelikle. Daha sonra grubunuzu kurup işe koyuluyorsunuz, başta kavraması zor bir oyun ama devam ettikçe tüm sistem kavranabiliyor. Ayrıca oyun sadece müzikle alakalı da değil. Örneğin bir polis veya suçlu olabilirsiniz, politikaya atılıp valilikte şansınızı deneyebilirsiniz, bir bilim adamı ya da doktor olup, ünlülerin peşinde koşturup bir paparazzi de olabilirsiniz. Tabii bunu müzik hayatınızla dengelemek de zor değil. Oyun gerçek zamanlı oynanır ve siz online değilken de karakteriniz gelişmesini sürdürür. Oyunu 2–3 günde bir kontrol etmek yeterlidir ancak her gün girip saatlerce oynamak istiyorsanız sizi tutan bir şey yok! Aksine bunu yapmanız için birçok neden bulabilirsiniz. Sıkı bir maratona girmeye hazır mısınız? Zira popomundo’da ünlü olmak da en az gerçek hayattaki kadar zor. Eğer hazırsanız <a href="http://www.popomundo.com">http://www.popomundo.com</a> adresinde güzel bir oyun sizi bekliyor.</p>
<p>Oyunun diğer güzel yanlarından biriyse, oyunda bulunan tüm oyuncuların dünyanın bir başka ucundan oyunu oynuyor olması. Yani gördüğünüz her karakterin bir sahibi var ve kim bilir nerden oynuyor. Diğer bir deyişle, oyunun enternasyonal yanı da çekici bir unsur. Üstelik diğer karakterle ilgilenebiliyorsunuz da. Sevgili ve arkadaş edinebilir, hatta çocuk dahi yapabilirsiniz! Bunlar oyunun belirgin özellikleri. Bazı kendine has ufak güzellikleri de var. Örneğin oyunun forumları, rol yapmak için biçilmiş kaftan yerler ya da kendine has gazetesi. Bunların yanı sıra oyuna kendinizi kaptırırsanız, oyundaki planlarınız hakkında kendi kendinizi mırıldanırken bulabilirsiniz. Popomundo’da olabildiğince gerçek hayattan uzak kalmaya çalışın, en önemlisi; siyaset,din,dil,ırk yaklaşımlarından. Gerçek dünyadan kopup, popodünyanın tadına varırken fazla kaptırmamaya dikkat edin.</p>
<p><strong>Sempatizan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/popomundo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
