<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ütopyam.Com &#187; Güncel</title>
	<atom:link href="http://www.utopyam.com/kategori/guncel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.utopyam.com</link>
	<description>Gençlik ve Genel Kültür Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 21:51:06 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Grammy&#8217;ler Sahiplerini Buldu</title>
		<link>http://www.utopyam.com/grammyler-sahiplerini-buldu/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/grammyler-sahiplerini-buldu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 17:56:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[31 ocak 2010]]></category>
		<category><![CDATA[52. grammy ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[beyonce]]></category>
		<category><![CDATA[beyonce knowles]]></category>
		<category><![CDATA[black eyed peas]]></category>
		<category><![CDATA[bloomberg tv]]></category>
		<category><![CDATA[cbs]]></category>
		<category><![CDATA[eminem]]></category>
		<category><![CDATA[grammy]]></category>
		<category><![CDATA[grammy music awards]]></category>
		<category><![CDATA[grammy müzik ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[grammy ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[jay z]]></category>
		<category><![CDATA[kings of leon]]></category>
		<category><![CDATA[lady gaga]]></category>
		<category><![CDATA[taylor swift]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=1182</guid>
		<description><![CDATA[
52. Grammy Müzik Ödülleri 31 Ocak 2010&#8242;da Los Angeles&#8217;ta sahiplerini buldu. Amerika&#8217;da CBS&#8216;te yayınlanan ödül töreni, Türkiye&#8217;de Bloomberg TV tarafından yayınlandı. 
Geceye damgasını vuran isim, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, Beyonce oldu. Beyonce aday olduğu 10 dalın 6&#8217;sında ödül alarak gecenin en çok ödül alan sanatçısı oldu. Beyonce&#8217;yi ise Taylor Swift 4 ödülle takip ediyor. 
Black [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" imgalign="right" src="http://2.bp.blogspot.com/_e-F8stp24iY/Sxew0Z4LhQI/AAAAAAAAC9M/pNdMqmuZU60/s400/grammy+awards.jpg" title="grammys" class="alignnone" width="200" height="150" /><br />
<strong>52. Grammy Müzik Ödülleri</strong> 31 Ocak 2010&#8242;da Los Angeles&#8217;ta sahiplerini buldu. Amerika&#8217;da <strong>CBS</strong>&#8216;te yayınlanan ödül töreni, Türkiye&#8217;de <strong>Bloomberg TV</strong> tarafından yayınlandı. </p>
<p>Geceye damgasını vuran isim, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, <strong>Beyonce</strong> oldu. Beyonce aday olduğu <strong>10 dalın 6&#8217;sında</strong> ödül alarak gecenin en çok ödül alan sanatçısı oldu. Beyonce&#8217;yi ise <strong>Taylor Swift</strong> 4 ödülle takip ediyor. </p>
<p><strong>Black Eyed Peas</strong>, <strong>Jay-Z</strong> ve <strong>Kings of Leon</strong>&#8216;ın 3 ödül aldığı gecede, son dönemin yükselen sesi <strong>Lady Gaga</strong> ve yeni albümüyle müziğe geri dönen <strong>Eminem</strong> 2 ödül aldılar. Eminem aldığı bu iki ödülle Grammy ödüllerinin sayısını onbire çıkardı, böylece en fazla Grammy sahibi olan 2. hip hop sanatçısı oldu.</p>
<p>Gecede popun kralı <strong>Micheal Jackson</strong> da unutulmadı. <strong>Celine Dion, Jennifer Hudson, Smokey Robinson, Carrie Underwood, Usher</strong>&#8216;dan oluşan topluluk Jackson&#8217;ı anmak için performanslarını sergilerken, sahnenin arka planında ise <strong>This Is It</strong> adlı film için hazırlanan 3D tanıtım filmi gösterimi yapıldı.</p>
<p>Gecenin diğer performansları ise şöyle:</p>
<p>1.Lady Gaga &#038; Elton John &#8211; Poker Face &#8211; Speechless &#8211; Your Song<br />
2.Green Day &#038; American Idiot Müzikali oyuncuları &#8211; 21 Guns<br />
3.Beyoncé &#038; Alanis Morissette &#8211; If I Were a Boy &#8211; You Oughta Know<br />
4.Pink &#8211; Glitter in the Air<br />
5.Black Eyed Peas &#8211; Imma Be &#8211; I Gotta Feeling<br />
6.Lady Antebellum &#8211; Need You Now<br />
7.Jamie Foxx, T-Pain, Slash &#038; Doug E. Fresh &#8211; Blame It<br />
8.Zac Brown Band &#038; Leon Russell &#8211; America the Beautiful &#8211; Dixie Lullaby &#8211; Chicken Fried<br />
9.Taylor Swift &#038; Stevie Nicks &#8211; Today Was a Fairytale &#8211; Rhiannon &#8211; You Belong with Me<br />
10.Celine Dion, Jennifer Hudson, Smokey Robinson, Carrie Underwood &#038; Usher &#8211; Earth Song<br />
11.Bon Jovi &#038; Jennifer Nettles &#8211; We Weren&#8217;t Born to Follow &#8211; Who Says You Can&#8217;t Go Home &#8211; Livin&#8217; on a Prayer<br />
12.David Foster, Mary J. Blige &#038; Andrea Bocelli &#8211; Bridge over Troubled Water<br />
13.Dave Matthews Band &#8211; You and Me<br />
14.Maxwell &#038; Roberta Flack &#8211; Pretty Wings &#8211; Where Is the Love<br />
15.Jeff Beck &#038; Imelda May &#8211; How High the Moon<br />
16.Drake, Eminem, Lil Wayne &#038; Travis Barker &#8211; Drop the World &#8211; Forever</p>
<p>Adayların ve kazananların tam listesi için <strong>Grammy</strong>&#8216;nin resmi sitesine <a href="http://www.grammy.com/nominees">buyrun.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/grammyler-sahiplerini-buldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nekromantik</title>
		<link>http://www.utopyam.com/nekromantik/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/nekromantik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 17:09:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film ve Oyun İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema ve Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Mide bulandırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Ölü sevicilik]]></category>
		<category><![CDATA[Snuff]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=1117</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımda izlediğim en iğrenç, en mide bulandırıcı film.
Kazalardan sonra kaza mahallini temizleyen JSA adlı bir şirkette (!! Cesetleri Seven Adamlar, nası şirket bu ya özelleştirmenin böylesine pes doğrusu?) işçi olarak çalışan bir genç adamın ölüler ve ölü iç organları ile ilgili saplantılı bir bağı vardır. Kaza yerlerinde buldukları cesetlerin ufak tefek parçalarını çaktırmadan eve getiren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="center;">Hayatımda izlediğim en iğrenç, en mide bulandırıcı film.<img class="alignright size-thumbnail wp-image-1153" title="nekromantik" src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/12/debilcd-150x150.jpg" alt="nekromantik" width="150" height="150" /></div>
<p>Kazalardan sonra kaza mahallini temizleyen JSA adlı bir şirkette (!! Cesetleri Seven Adamlar, nası şirket bu ya özelleştirmenin böylesine pes doğrusu?) işçi olarak çalışan bir genç adamın ölüler ve ölü iç organları ile ilgili saplantılı bir bağı vardır. Kaza yerlerinde buldukları cesetlerin ufak tefek parçalarını çaktırmadan eve getiren adamın en az kendisi kadar sapık bir de kız arkadaşı vardır. Bir gün bir çayırlıkta çürümüş bir ceset bulunur ve adamımız cesedi çaktırmadan komple yürüterek işleri büyütmeye karar verir. Cesedi eve getiren adam sevgilisinin takdiri ve sevinç gösterileri ile karşılanır. Cesetle üçlü sevişme yapan ve bundan büyük keyif alan sevgililerin arası, adamın işten kovulması ile açılır. Artık eve ölü arkadaş getiremeyecektir. Bu duruma bir hayli bozulan kız arkadaşı, adamı cesetle aldatır ve cesetle birlikte evi terk eder! Bundan sonra bunalım dolu günler adamı beklemektedir.</p>
<p>Eskiden filmi aldığımda ilk izlediğimde biraz izledikten sonra kapatıyordum. Çünkü bu filmin içindeki çoğu görüntüye hiç kimse dayanamasam desem abartmam. Üçlü sevişme sahnesi hayatımda gördüğüm en iğrenç şeydi. Umarım böyle bir şeyi bir daha görmem. Filmin bu sahnesi dışında, sondaki intihar sahnesini saymazsak bu kadar yoğun mide bulantıcı halleri yok aslında. Var tabi ki ama belli bir düzeyde ve tonda devam eden bir bulantı bu. Sevişme sahnesiyle bomba gibi patlayan mideler, akabinde korku dolu, her kapının ardından iğrenç bir şey çıkacak beklentisiyle yankılı bir bulantıya dönüşüyor. Bu kadar iğrendiği yıllar önce Cannıbal Holaust’u arkadaşlarla çay içerken yaşadığımı hatırlıyorum. Hele o müthiş mide bulandırıcı sonu yok mu? Anlatmayacağım…</p>
<p>Film iç organ, kan, irin, her türlü vücutsal ifrazat vs göstermekten çekinmiyor. Eğer korku filmleri izlemeyi alışkanlık haline getirenler buna alışkan olduklarından hiç bir şey olmaz. Fakat sen gidip böyle filmlere alışkan değilsen yazık haline. Efektlerin nasıl bu kadar iyi olduğunu, filmin yapım kalitesine (kalitesizliğine) baktığımızda anlayabilmek çok zor. Kimi kaynaklar, bu filmde efekt kullanılmadığını, cesetlerin ve organların gerçek olduklarını, başroldeki ikilinin de gerçek ölü seviciler olduğunu söylese de, ben buna inanmıyorum. Eğer sağlam bir mideniz varsa izleyin. Ama böyle gore unsuru yüksek filmi tavsiye etmiyorum. Yani kırmızı rengin hâkimliğini hemen, anlayacaksınız. Bundan önce daha hafif, daha kolay tüketilebilir, Henry: Portrait of A Serial Killer gibi filmleri izleyin, daha sonra bu anti-ortodoks ve çarpık nekrofili öyküsünü izlemeyi deneyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/nekromantik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ziyaretçiler</title>
		<link>http://www.utopyam.com/ziyaretciler/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/ziyaretciler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 16:52:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Liv Tyler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedensiz Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Ziyaretçiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=1131</guid>
		<description><![CDATA[Liv Tyler, Scott Speedman, Alex Fisher gibi zengin kadrosuyla dikkatleri üzerine çeken &#8220;Ziyaretçiler&#8221; uzun süredir karmaşık karakterler ve onların hikayeleri üzerinde çalışan Bryan Bertino&#8216;nun ilk yönetmenlik ve senaryo yazarlığı deneyimi. Bazı kişiler oyuncuları için filmi izleyip beğenmediklerini söylüyorlar. İlk önce hiçbir filmi oyuncusu ile izlemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü aynı futbolcu gibi oyuncularında kötü ve iyi performansları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Liv Tyler, Scott Speedman</strong>,<strong> Alex Fisher</strong> gibi zengin kadrosuyla dikkatleri üzerine çeken<strong> &#8220;Ziyaretçiler&#8221;</strong> uzun<img class="alignright size-medium wp-image-1156" title="the-strangers-poster" src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/12/the-strangers-poster1-202x300.jpg" alt="the-strangers-poster" width="202" height="300" /> süredir karmaşık karakterler ve onların hikayeleri üzerinde çalışan <strong>Bryan Bertino</strong>&#8216;nun ilk yönetmenlik ve senaryo yazarlığı deneyimi. Bazı kişiler oyuncuları için filmi izleyip beğenmediklerini söylüyorlar. İlk önce hiçbir filmi oyuncusu ile izlemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü aynı futbolcu gibi oyuncularında kötü ve iyi performansları olabilir. Ve yönetmen ve senaristin başarısızlığı iyi oyunculuk kurtaramayabilir. En iyisi oyuncu ayırmadan bir filmi izleyelim. Ziyaretçiler oyuncu kadrosuyla dikkat çeken bir yapım olduğundan izleyici çekmeyi başardı. Sinemada izlediğim zaman filmi aslında evde izlenecek filmlerden olduğunu söyledim. Çünkü sinemada zevki çıkacak filmlerden değil 2.sınıf bir gerilim filmi olarak görmek en doğrusu olacak. Çünkü özellikle insanlara mesaj verme çabasında olduğunu düşüneceğimiz bir senaryoya sahip nedensiz şiddettin kötülüğünden bahsederken sokaklarda eve dönemeyen her çeşit insanın olduğu bir dünya yaratıyor. Fakat yönetmenin ilk deneyimi olduğundan malesef amatörlüğü filme çok yansıyor. Haneke tarzını kullanmak isterken egolarına tutsak oluyor. Ve film ticari amaçlı bir filme dönüşüyor. Fakat Haneke&#8217;nin hiç bir filminde bunu göremezsiniz. Bakınız Funny Games (1997)</p>
<p>Filmin başlangıcı romantik başlayan yavaş ve durgun sonraları olay örgüsü hızlanıyor. Fakat çiftin hikayesine pek değinilmiyor sadece küs olduklarını görüyoruz. Sonra onlara pek değinmiyor, gereksiz karakter analizi yapmaması iyi oluyor. Doğruca felaketleri önümüze seriyor. Çifti tehdit eden karakterlerin amaçlarını belirtmeyerek nedensiz şiddeti gözler önüne seriyor. Fakat sürekli kaybolup, istediği yerden çıktıklarını anlıyoruz. Demek ki canlı kanlı değiller, fakat filmin sonunda &#8220;Siz evdeydiniz&#8221; kelimesinden anlayabileceğiniz üzere siz evinizdesiniz biz ise eve dönemeyen kızgın çocuklarız mesajını yolluyor. Birde evde olduklarını yani evde olmasanız ölmeyeceksiniz bunlar kaderin cilvesi diyor. Fakat oyuncuların performansı ve liv&#8217;in bebek yüzlü masum ve dehşete düşmüş halini görmek bizi gerçekten korkutuyor. Diken üstünde tutan bir gerilim fakat ölümcül oyunlar gibi toplumsal mesajlar göndererek sinirimizi bozmaktan çok bizi korkutmak istiyor. Müzik kullanımı başarılı ve yerinde örneğin plakın takılı kalması ve sinirimizi bozması gerçekten iyi düşünülmüş, klişeler yumağına dolanmış bir gerilim filmi. Gerçek bir hikayenin arkasına saklanan devamını gelecek bir 2.sınıf gerilim filmi düzeyinde sizi diken üstünde tutucak bir film.</p>
<p>Anlatmeak istediğini anlatamayan eksik bir film olduğunu düşünüyorum açıkçası. Eğer derdiniz sebepsiz şiddet üzerine bir film izlemekse daha iyileri mevcut. Ve hatta tam da ziyaretçiler&#8217;le ilişkilendirilen &#8220;Funny Games&#8221; varken vakit kaybetmenize gerek. İzledikten sonra barda ve Ölümcül oyunları izleyin üstüne birde Benny&#8217;nin Videosu koyun. İyi seyirler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/ziyaretciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyon/ High Tension</title>
		<link>http://www.utopyam.com/yuksek-tansiyon-high-tension/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/yuksek-tansiyon-high-tension/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 16:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film ve Oyun İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema ve Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Dehşet Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[fransız]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=1148</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek Tansiyon ne kadar güzel ve vurucu bir filmde olsa kendi ülkesinde korkuya öcü gibi bakan insanlardan destek alamadı. Ama bu yinede yurt dışındaki başarısını durduramadı. Peki ama Yüksek Tansiyonun kaynağı neydi? Kaynağına ise 70’ler İtalyan korku sinemasındaki tür kırması örnekleri ve onların stilize görsel yapılarını, 60’ların istismar filmlerini, 70’lerin Amerikan slasher filmlerini alırken, arka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1171" title="2669-hightension-p" src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/12/2669-hightension-p.jpg" alt="2669-hightension-p" width="150" height="200" />Yüksek Tansiyon ne kadar güzel ve vurucu bir filmde olsa kendi ülkesinde korkuya öcü gibi bakan insanlardan destek alamadı. Ama bu yinede yurt dışındaki başarısını durduramadı. Peki ama Yüksek Tansiyonun kaynağı neydi? Kaynağına ise 70’ler İtalyan korku sinemasındaki tür kırması örnekleri ve onların stilize görsel yapılarını, 60’ların istismar filmlerini, 70’lerin Amerikan slasher filmlerini alırken, arka planına da elbette ‘Fransız sanat sineması’ geleneğinin alt metinlerini yerleştiriyordu. Zira film, özünde lezbiyen bir aşk hikayesiydi. Ancak bu öykü, slasher, istismar filmi ve splatter film kalıplarıyla anlatılıyordu. Zaten bütün özgünlüğü de buradan geliyordu. Hem psikolojik ve felsefik olarak zengin, hem de korkutucu ve mide zorlayıcı bir filmdi. Eskilerde unutulan İstismar sineması ögelerini günümüze getiriyor ve bizi son derece zorluyordu. Ama yinede modernleşen insanların olaylara modern bakış açısı bir İstismar sineması örneği olmasını engelledi. Ama yüksek tansiyonun son derece güçlü bir film olan Teksas Katliamından güç alarak Kırsal kesimde yaşayan insanların şiddette yakınlığını anlatmayı son derece iyi başarıyordu.Hitckcockun Pschosu ve De Palmanın Dressed To Killi (ki bu film çok iyi olmasına rağmen buram buram Pscho kokar ama taklitten ziyade bir saygı sunuşudur) tarzında şok edici bir sonla bitiyor film. Çoğu arkadaşımı ve beni de ters köşeye yatırmış bir filmdir. Fakat bu izleyiciyi şaşırtmaktan çok izleyiciyi aptal yerine koymak olabilir. Fakat yine de bunu kafaya takmamak lazım. Filmin son derece sert ve izlemesi zor olduğunu söylemek isterim. Bu yüzden çoğu ülkede yasaklanmış sonra yasağı kaldırılmıştır. Alexandra Aja&#8217;nın en iyi filmdir. Dinamik, etkileyici ve heyecan verici bir film..</p>
<p>Film konusu:<span>Okuldan arkadaş olan Alex ve Marie sınavlarına rahat bir yerde çalışabilmek dinlenmek için Marie’nin ıssız bir yerde olan evine giderler. Gece geç saat varır varmaz yatarlar. Kısa bir süre sonra kapı çalınır ve psikopat bir seri katil içeri dalıp evdekileri öldürmeye başlar. Marie bütün bu olanlara şahit olur ve katil onun odasına bakacağı sırada saklanır. Fakat katil Alex’i bulur ve onu kelepçeler.</span></p>
<p>Marie, Alex’e yardım edeceğine söz verir ve katilden saklanarak hayatlarını kurtarmaya çalışır. Acaba Marie bu zorlu mücadeleden arkadaşıyla sağ kurtulabilecek midir? Acaba her şey göründüğü gibi midir?</p>
<p>3 Sene İçinde Fransızlar Kendi Adlarını Taşıyan Bir Korku Alt Türü Yarattılar. Bunun adına da biz “Yeni Fransız Dehşet Sineması” dedik. Bir kaç pisikolojik gerilim filminden sonra(Kutsal Bakire) sinema filmleri değişmeye başladı. 2006 yılında Sheitan ve Onlar,2007 yılında ise İçerde ve Sınırda bu geleneği sürdürmeye devam etti. Yine de çoğu yüksek tansiyon&#8217;un arkasından yürümeye devam ettiler. Lezbiyenlik ve kırsal kesimdeki şiddette kavramlarını incelediler. Bu yüzden hiçbiri yenilikçi olamadılar. Fakat insanların özledikleri istismar sinemasının kan revan günlerini burnumuza sürdüler. Çoğu makasdan geçti. Bu evrede en yenilikçi olanı ise İşkence Odasıydı. 70 lerde gördüğümüz cesur korku sinemacıları şu an 2000 lerin Fransız yönetmenlerinde görüyoruz. Fransız sineması kadınları şiddette kullanan,alt türlerde gezinirken bize değişik duygular yaşatan lezbiyenlik ve pisikolojik temalarını kullanan yeni bir cesur sinemacılık dalgası. <span>Şaşırtmacalı, yüksek gerilimi ve “yüksek tansiyon”uyla, festivaller tarafından ilgi gören bu yapım, gerilimcilerin de yüksek beğenisini topladı.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/yuksek-tansiyon-high-tension/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüm Provası</title>
		<link>http://www.utopyam.com/olum-provasi/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/olum-provasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 15:48:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film ve Oyun İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[asami]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenme Hırsı]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[japon Kızları]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Takashi Miike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[
Gözünü yeniden evlenme hırsı bürümüş arkadaşı ve filmin ana karakteri dul Aoyama’ya. Karısını kaybettikten sonra bu gerçek ile yaşayıp tekrar başka bir kadınla evlenme teşebbüsünde bulunmayan Aoyama, Asami adlı kadında aradığı özelliklerin olduğunu düşünerek istediğini elde etme yolunda arkadaşını bile dinlemiyor. Ama aradığı kadını bulmanın ve sonrasının bu kadar kolay olmadığını anlaması oldukça zor ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/07/olum-provasi.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/07/olum-provasi.jpg" alt="" title="olum-provasi" width="150" height="200" class="aligncenter size-medium wp-image-1109" /></a></p>
<p>Gözünü yeniden evlenme hırsı bürümüş arkadaşı ve filmin ana karakteri dul Aoyama’ya. Karısını kaybettikten sonra bu gerçek ile yaşayıp tekrar başka bir kadınla evlenme teşebbüsünde bulunmayan Aoyama, Asami adlı kadında aradığı özelliklerin olduğunu düşünerek istediğini elde etme yolunda arkadaşını bile dinlemiyor. Ama aradığı kadını bulmanın ve sonrasının bu kadar kolay olmadığını anlaması oldukça zor ve acılı bir yoldan geçiyor. Filmin kendisi ise şunu söylüyor: korku filmini izlemek kolay değildir. En azından dozu yerinde tek Takashi Miike filmi Ölüm Provasıdır.</p>
<p>O yüzden ki filmin yönetmeni Takashi Miike, tamami ile algılarımızın üzerine oynayan bir film yapmış. Başında ve neredeyse yarısını geçen bir süre boyunca, filmi oldukça gerilimsiz ve sıradan romantik bir filmmiş gibi göstererek büyük bir risk alıyor Miike. Yine açıkça her filminde yaptığı gibi sabrımızı sınıyor. Yıkık dökük loş bir odanın içinde keskin düz siyah saçları önüne dökülmüş genç bir kadın (Asami), önünde yerde duran bir telefon ve telefonun arkasında içinde ne olduğunu anlayamadığımız bağlı bir çuval. Telefon çaldığında ise tüm sessizlik içinde sadece telefonun sesi duyuluyor ve kamera birden Asami’nin saklı yüzüne odaklanıyor ve belki de hayatınızda daha önce hiç görmediğiniz tüyler ürpertici bir gülümseme ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bundan sonra oyunculuktan bahsetmek doğru olacak galiba oyunculuklar harika özellikle Asami karakterini canlandıran kadın oyuncu rolünü harika bir şekilde yerine getiriyor.</p>
<p>Tabii diğer oyunculuklarda başarılı ama en çok göze çarpan Asami’yi canlandıran oyuncunun performansı oluyor. Miike, çuvalda saklanan bilinmez gibi gerilimi uzun süre boyunca saklıyor ve sonra da bir volkan gibi püskürtüyor dışarıya. İzleyici açısından da ilginç bir deneyime dönüşüyor böylece. Bu film bana diğer bir yönetmenin, Hideo Nakata&#8217;nın Karanlık Sular filmini hatırlattı. Fakat bana sorarsanız karanlık sulardan kat ve kat daha başarılı bir film ölüm provası. Japon filmlerinde gerilimin bu kadar kıymete binmesini ve bizi bir o kadar etkilemesini anlamak için Japon kültürü ile ilişkilerine bakmak gerekiyor. Bu filmler Japon kültüründen besleniyor gibiler. Belki de kadın-erkek çekişmesini anlatan en iyi yabancı film olarak Takashi Miike’nın bu başyapıtını gösterebilirim. Şimdi diyeceksiniz bunda anormal bir şeyler yok mu? Visitor Q filmi ve Katakurilerin Mutluluğu filmlerini gösterdikten sonra insanlar da haklı olarak daha değişik şeyler bekliyorlar. Üzgünüm Takashi Miike bu filminde gerçek kimliğine bürünmüş. Bu filmde ise Japon kadınlarının kültürel rollerinden çıkışla bir film hazırlanmış. Japon kültürünün içinde tanımları bile var kadınların: &#8216;tatemae&#8217; dışarıdan görünüş zarif ve kibar olan, &#8216;honne&#8217; ise gerçek olan görünüş demek. Asami&#8217;nın dış görünüşü ile gerçekleri arasındaki uçurum Miike&#8217;nin sinemasal şölenine dönüşmüş. Artık bu uzun saçlı Japon kızları kesinlikle korku sinemasının simgeleri haline geldi. Kesinlikle uzun, siyah saçlı Japon kızlarınla evlenmeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/olum-provasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ege&#8217;nin İncisinde Parlayan Bir Yıldız: Ege Üniversitesi</title>
		<link>http://www.utopyam.com/egenin-incisinde-parlayan-bir-yildiz-ege-universitesi/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/egenin-incisinde-parlayan-bir-yildiz-ege-universitesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 13:27:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üniversitelerimizi Tanıyalım]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[ege üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite tanıtımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=1106</guid>
		<description><![CDATA[
Ege Üniversitesi 20 Mayıs 1955’te kurulmuş, 9 Mart 1956 tarihinde ise eğitim-öğretim hayatına başlamıştır. 54 yıllık uzun bir geçmişi olan Ege Üniversitesi Türkiye’nin 4. , Ege Bölgesi’nin ilk üniversitesidir. Bu özelliğiyle İzmir’deki ve çevre illerdeki üniversitelerin ana kaynağı, aynı zamanda da İzmir’deki özel üniversitelerin garantörü durumundadır.

Ege Üniversitesi 1982 yılına kadar bölgedeki tek üniversite konumundaydı. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" img align="right" src="http://www.dsi.gov.tr/duyuru/su_forumu_dosya/havza_kirliligi/image/ege_klasik.jpg" title="ege" class="alignnone" width="255" height="256" /></p>
<p>Ege Üniversitesi 20 Mayıs 1955’te kurulmuş, 9 Mart 1956 tarihinde ise eğitim-öğretim hayatına başlamıştır. 54 yıllık uzun bir geçmişi olan <strong>Ege Üniversitesi Türkiye’nin 4. , Ege Bölgesi’nin ilk üniversitesidir.</strong> <strong>Bu özelliğiyle İzmir’deki ve çevre illerdeki üniversitelerin ana kaynağı, aynı zamanda da İzmir’deki özel üniversitelerin garantörü durumundadır.<br />
</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi 1982 yılına kadar bölgedeki tek üniversite konumundaydı. Bu konum onun gelişmesine oldukça büyük katkıda bulunmuştur. Tek üniversite olduğu için yatırımların tamamı Ege Üniversitesi’ne yapılmış, bu da üniversiteyi oldukça geliştirmişti. <strong>1982’de ise Ege Üniversitesi’nden bir başka üniversite, Dokuz Eylül Üniversitesi doğmuştur.</strong> Ege Üniversitesi’nin yerleşke alanı dışındaki fakülte ve yüksekokulları Dokuz Eylül Üniversitesi’ne devredilmiştir. Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin 2. devlet üniversitesi unvanının sahibidir. <strong>Ayrıca, Ege Üniversitesi’nin bölgenin çeşitli il ve ilçelerine yayılan fakülte ve yüksekokullarından bu illerde kurulan Pamukkale, Celal Bayar ve Adnan Menderes gibi önemli üniversiteler ilk fakültelerini oluşturmuşlardır.<br />
</strong></p>
<p><img alt="" img align="left" src="http://sci.ege.edu.tr/~botanik/sempozyum/sempozyum.jpg" title="ege botanik" class="alignnone" width="250" height="300" />Ege Üniversitesi’ni bugün olduğu konuma taşıyan hem ülke hem de bölge eğitiminde edindiği bu önemli misyonun yanında kültüre ve bireye verdiği önemdir. Her bölümün aktif olarak seminer ve sempozyumlar düzenlemesine katkıda bulunan üniversitenin kültür etkinlikleri ve kongreler için ayrılmış özel binaları vardır. Bunlar; Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi, kampus içinde E.Ü Kültür Merkezi, her fakültenin kendine ait sempozyum salonları ve kampus dışında, bütün İzmir’in kültür faaliyetlerine hizmet veren Atatürk Kültür Merkezi’dir. </p>
<p>Bulunduğu ilçe itibariyle de geniş bir sosyal çevre sağlayan Ege Üniversitesi, Bornova’da 3.450 dekarlık bir arazi üzerine kurulmuştur. Arazisinin tamamı kendine ait olan Üniversite, Türkiye’nin en büyük kampusüne sahip olan üniversitedir aynı zamanda. Kampus içinde 1 adet öğrenci çarşısı, Türkiye’nin en büyük kütüphanelerinden Ege Üniversitesi Kütüphanesi, bir çok sosyal tesisi, açık ve kapalı yüzme havuzları, kapalı spor salonları, spor tesisleri, toplum merkezi, alışveriş merkezi, sergi alanları ve Öğrenci Köyü ile 70.000 kişilik <strong>yaşayan bir kampus kentidir Ege Üniversitesi</strong>. </p>
<p><img alt="" img align="right" src="http://www.guzelresimler.name.tr/data/media/88/ege-universitesi-bilgisayar-muhendisligi.jpg" title="ege foto" class="alignnone" width="256" height="384" /><strong>Ege Üniversitesi ile ilgili en çok takdir ettiğim şey Öğrenci İşleri’nin hızı ve ilgisidir.</strong> Bugüne kadar hiçbir işlemimde beni yarı yolda veya uzun bir süre beklemek zorunda bırakmamış olan Öğrenci İşleri, diğer üniversitelerle kıyaslandığında özellikle çok büyük bir önem taşımaktadır. Zamanınızdan çalmayan ve size birey olarak değer veren bir Öğrenci İşleri’nin varlığı, takdir edersiniz ki üniversitelerde bulunabilecek en büyük nimettir. </p>
<p>“<strong>Neden Ege Üniversitesi?</strong>” diye bir soru sorulduğunda cevabı öncelikle kendim vermek isterim: “<em>İzmir gibi çağdaşlıkla bütünleşmiş muhteşem bir şehirde kaliteli bir eğitim almak, sosyal hayatın her alanından faydalanmak ve özellikle de projelerinizde maddi-manevi her türlü desteği almak istiyorsanız Ege Üniversitesi herkes için bulunmaz bir fırsat. Öğrenci topluluklarının aktifliği ve sayıca fazlalığı ise sosyal bir öğrenci için her daim artı puan oluşturabilecek kapasitedir. Kampus hayatı yaşamak istiyorsanız Ege, Türkiye’nin en büyük kampusüyle hizmetinizdedir. Aynı zamanda 2008 yılı verilerine göre dünyanın en iyi 1.000 üniversitesi arasında olan Ege Üniversitesi –belki klasik bir tanım olacak ama- kocaman bir ailedir ve her ferdine önemli bir birey olduğu hissiyatını yerleştirir.”<br />
</em></p>
<p>Bu soruya yanıtı, bir de verilerle cevaplamak gerekirse Ege Üniversitesi’nin <a href="http://www.ege.edu.tr">resmi sitesinden</a> alıntıladığım şu verilere göz atmakta fayda var:</p>
<p><strong>KALİTELİ EĞİTİM:</strong></p>
<p>Her bilim dalının gerektirdiği mesleki yabancı dil eğitimi<br />
Türkiye’deki en büyük üniversite kütüphanelerinden biri olan Ege Üniversitesi Merkez Kütüphanesi<br />
Avrupa Birliği Socrates-Erasmus Eğitim Programı ile Avrupa’ya ilk öğrenci gönderen Türk üniversitesi<br />
2008 yılında 438 öğrenci, 46 öğretim elemanını yurtdışına göndererek Türkiye’deki üniversiteler arasında ilk sıralarda yer alan üniversite<br />
2009 yılında Avrupa Komisyonu’nun verdiği yetki ile Diploma Eki Etiketi veren yedi Türk üniversitesinden biri<br />
500 eğitim ve araştırma laboratuvarı ile uygulamalı eğitime önem veren dev bir eğitim kurumu<br />
Bilgiye hızlı erişim sağlayan gelişmiş bilgisayar altyapısı </p>
<p><img alt="" src="http://www.guzelresimler.name.tr/data/media/41/izmir-ege-universitesi-ins-muh.jpg" title="ege ins" class="alignnone" width="344" height="300" /></p>
<p><strong>YAŞAYAN KAMPÜS ÜNİVERSİTESİ:</strong></p>
<p>3.155 öğretim elemanından oluşan deneyimli kadrosu, 3.500 idari çalışanı, 44.000’i aşan öğrencisiyle dev bir kampüs-kent<br />
Alışveriş merkezleri, öğrenci yurtları, spor tesisleri, bankaları, postaneleri, kafeleri ve restoranları ile her türlü ihtiyaca cevap veren kampüs üniversitesi<br />
Yıl boyunca devam eden çok sayıda bilimsel ve sosyal toplantıların yapıldığı kültür merkezleri ve konferans salonları<br />
69 öğrenci topluluğunun faaliyetleri ile renkli bir sosyal yaşam<br />
30 yıldır düzenlenen, 15 gün süren geleneksel bahar şenlikleri </p>
<p><strong>HEM GEÇMİŞ, HEM GELECEK; EGE ÜNİVERSİTESİ</strong></p>
<p>Birçok ilke imza atmış, 54 yıllık köklü geçmişe sahip üniversite<br />
Yarım asırlık köklü geçmişinde ülkeyi geleceğe taşıyacak 150.000’den fazla nitelikli mezun<br />
Türkiye’nin 4., Ege Bölgesi’nin 1. sırada kurulan üniversitesi olarak diğer bölge üniversitelerinin kurulmasında öncü ve vakıf üniversitelerinin garantörü<br />
Öğretim Elemanı Yetiştirme Programı ile bölge üniversitelerine önder<br />
Dünyanın en iyi 1.000 üniversitesinden biri (2008 yılı)</p>
<p><em>Bugün Ege Üniversitesi&#8217;ne bağlı 11 Fakülte, 5 Yüksekokul, 7 Meslek Yüksekokulu, 1 Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı, 8 Enstitü, 6 Bölüm ve 25 Uygulama ve Araştırma Merkezi vardır. 2008 &#8211; 2009 öğretim yılı itibarıyla 11.695 ön lisans, 28.083 lisans, 2.281 yüksek lisans, tıp ihtisas 478 ve 1.557 doktora öğrencisi olmak üzere toplam 44.094 öğrencisi olan Ege Üniversitesi&#8217;nde 3.155 öğretim elemanı ve 3.500 idari personel bulunmaktadır.</em></p>
<p><img alt="" src="http://www.agaclar.net/galeri/files/14628-ege_niversitesi_botanik_bah_esi.jpg" title="ege botank" class="alignnone" width="284" height="213" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/egenin-incisinde-parlayan-bir-yildiz-ege-universitesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Destansı: Harry Potter ve Melez Prens</title>
		<link>http://www.utopyam.com/destansi-harry-potter-ve-melez-prens/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/destansi-harry-potter-ve-melez-prens/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 23:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chucky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film ve Oyun İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Harry]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Potter]]></category>
		<category><![CDATA[HP]]></category>
		<category><![CDATA[melez]]></category>
		<category><![CDATA[melez prens]]></category>
		<category><![CDATA[Potter]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=1098</guid>
		<description><![CDATA[Harry Potter, Türk seyircisiyle 2001&#8242;de tanıştı ilk  olarak. Çoğu kişi ilk film Felsefe Taşı&#8217;nı izledikten sonra büyülü dünyasına kapılıp kitaplarını okumaya başladı. Okudukça okudu.. Sonra ikinci film geldi, sonra üç, dört, beş ve altı.. Son film de iki bölüm halinde çekilecek. Kitap serisi bitince hayranlar bu sefer kendilerini filmlere verdi ve beklentileri çok yüksekti.
Kitapları okuyanlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Harry Potter, Türk seyircisiyle 2001&#8242;de tanıştı ilk  olarak. Çoğu kişi ilk film Felsefe Taşı&#8217;nı izledikten sonra büyülü dünyasına kapılıp kitaplarını okumaya başladı. Okudukça okudu.. Sonra ikinci film geldi, sonra üç, dört, beş ve altı.. Son film de iki bölüm halinde çekilecek. Kitap serisi bitince hayranlar bu sefer kendilerini filmlere verdi ve beklentileri çok yüksekti.</p>
<p>Kitapları okuyanlar, filmlerin sayısı arttıkça hayal kırıklığına uğramaya başladılar. Kitaplardan haberdar olmayanlar için ise bir sorun yoktu çünkü görsel açıdan ve hikayenin genel olarak yansıtılması yeterliydi onlar için. Önceki filmlerden edindiğimiz tecrübelere göre artık kitaplarla filmleri kıyaslamıyoruz. Filmler yaklaşık iki buçuk saat sürerken her kitap bir öncekinden daha uzun oluyor. Yani senarsitlerin her yeni filmin uyarladığı kitabı iki buçuk saate sıkıştırabilmesi için kitaptan daha fazla detayı ve karakterleri kırpması gerekiyor. Bu sayede her yeni filmiyle Harry Potter serisi senaryo anlatımı bakımından daha odaklı, daha hızlı bir tempoya sahip, daha sürükleyici birer sinema deneyimine dönüşüyor. Ancak son filmin iki bölüm halinde çekilecek olması hayranların beklentisini arttıyor, orada daha fazla şey göreceğiz çünkü.</p>
<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/07/421.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/07/421.jpg" alt="" title="421" width="500" height="281" class="aligncenter size-full wp-image-1102" /></a></p>
<p><a href="http://sihirbaslasin.net/portal/film-6-melez-prens" target="_blank">Harry Potter ve Melez Prens</a>&#8216;in ilk 13 dakikası IMAX’de üç boyutlu olarak gösteriliyor. Film efektlerinin teknolojinin gelişmesiyle her geçen gün daha etkili hale gelmesi, özellikle bu filmde görsel bir şölen yaratıyor. Hiç bir konuyu beğenmeseniz bile filmin görsel yönüne kesinlikle hayran kalacaksınız. Bu yönden müzikelriyle birlikte serinin en iyisi.</p>
<p>Melez Prens (Half-Blood Prince), kitap bakımından serinin kilit noktalarını içeriyor. Ancak yukarda belirttiğim gibi sayfa sayısı arttıkça kesilen yerler de artıyor. Bu kilit noktalar belki kitapları okumayanlar için pek önemli değil ancak okuyanlar bundan biraz şikayetçi. Ama kırpılan yerler de  beşinci filmdeki gibi fazla önem taşıyan yerler değildi, <em>konu bütünlüğünü</em> bozmuyordu yani. Şikayetler genelde kesilen sahneler ve karakter odaklı. Peki böyle olumsuz tepkileri verenler, ne bekliyorladı ki? Tüm sahnelerin filme alınıp 5-6 saatlik monoton bir sinema filmi mi? Senarsitler ve yönetmenler destansı bir kitabı perdeye düzgün bir şekilde uyarlamak için tamamen ana hikayeye ve ana karakterlere bağlı kalıyorar. Böylece anlatım olarak gerçek bir sinema filmi ortaya çıkıyor. Eğer kitabı okuduktan sonra hayalimizde canlandırdığımız görüntüleri perdede A&#8217;dan Z&#8217;ye elverişli bir biçimde önümüze serilmesini bekliyorsak o zaman kitabı okumanın ne gereği var?</p>
<p>Filmde dikkati çeken bir diğer konu ise aşk. Filmden önceki bütün röportajlarda aşkın daha ön plana çıkacağını zaten duymuştuk. Gerçekten de öyle. Kitapta olmadığı kadar abartılan bir aşk kurgusu var. Karakterler büyüdükçe herkes lise aşıkları moduna girmiş. Harry&#8217;nin Dumbledore&#8217;un yardımıyla Voldemort&#8217;u yok etmenin yollarını aradığı ana hikaye kadar bu aşk kurgusunun da ağırlıkta olması filmi ilgi çekici ve izlenesi kılıyor.</p>
<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/07/411.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2009/07/411.jpg" alt="" title="411" width="500" height="211" class="aligncenter size-full wp-image-1103" /></a></p>
<p>Ünlü süpürge oyunu <a href="http://sihirbaslasin.net/portal/?p=330" target="_blank">Quidditch</a> de uzun bir aradan sonra bu filmde geri dönüyor. Üstelik komik ve heyecanlı. Özellikle Ron ve McLaggen ön plana çıkıyor bu sahnelerde. Ron demişken, filmdeki bütün komedi tamamen Ron&#8217;un üzerinde yoğunlaşıyor ve genç aktör <a href="http://sihirbaslasin.net/portal/?p=162" target="_blank">Rupert Grint</a> de bu işin üstesinden başarıyla gelmiş. Genç aktörlere baktığımızda bu şekilde başarılı performans sergileyen <a href="http://sihirbaslasin.net/portal/?p=164" target="_blank">Tom Felton</a> (Malfoy) ve <a href="http://sihirbaslasin.net/portal/?p=160" target="_blank">Emma Watson</a> (Hermione) geliyor. Özellikle Tom, karakteriyle bütünleşerek kendinden beklenmedik bir performans sergiliyor. Yetişkin oyunculara ise söyleyecek söz yok, özellikle Alan Rickman (Snape) ve Michael Gambon (Dumbeldore) bu filmde, öncekilere nazaran fevkalede.</p>
<p>Sonuç olarak Harry Potter ve Melez Prens filmi -kimileri için- kitaptan bağımsız olarak, her açıdan serinin en kaliteli ve destansı filmi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/destansi-harry-potter-ve-melez-prens/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
