<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ütopyam.Com &#187; Şairler</title>
	<atom:link href="http://www.utopyam.com/kategori/edebiyat/sairler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.utopyam.com</link>
	<description>Gençlik ve Genel Kültür Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 21:51:06 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Nazım Hikmet Ran</title>
		<link>http://www.utopyam.com/nazim-hikmet-ran/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/nazim-hikmet-ran/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 20:43:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[nazım]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Selanik&#8217;te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.
İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’&#8217;ı 1913&#8242;te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi&#8217;nde ortaokula başlar. 1917&#8242;de Heybeliada Bahriye Mektebi&#8217;ne girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu&#8217;ya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü&#8217;nde güverte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selanik&#8217;te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.</p>
<p>İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’&#8217;ı 1913&#8242;te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi&#8217;nde ortaokula başlar. 1917&#8242;de Heybeliada Bahriye Mektebi&#8217;ne girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu&#8217;ya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü&#8217;nde güverte subayıdır.</p>
<p>Bolu&#8217;ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova&#8217;ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921&#8242;de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924&#8242;te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye&#8217;ye geri döner. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitmek zorunda kalır. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nâzım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)&#8217;nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır. Moskova&#8217;da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden ölür.</p>
<p>1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği&#8217;nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet)ile Moskova&#8217;da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.</p>
<p>Davaları</p>
<p>1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası<br />
1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası<br />
1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası<br />
1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası<br />
1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası<br />
1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası<br />
1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası<br />
1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası<br />
1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası<br />
1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası<br />
1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası </p>
<p>3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30&#8242;da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novo-Deviçye Mezarlığı&#8217;nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir.</p>
<p>2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatandaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması durumu belirdi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet&#8217;in Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu maddenin sadece yaşamakta olanlar için düzenlendiğini ve Nâzım Hikmet&#8217;i kapsamadığını öne sürerek bu öneriyi reddetti.</p>
<p>Şair Nâzım Hikmet&#8217;in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye&#8217;nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye&#8217;nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/nazim-hikmet-ran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başka Türlü Bir Şey</title>
		<link>http://www.utopyam.com/baska-turlu-bir-sey/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/baska-turlu-bir-sey/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 20:19:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[başka]]></category>
		<category><![CDATA[bir şey]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[türlü]]></category>
		<category><![CDATA[yücel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[
başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..
Can Yücel
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/baska.png"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/baska-300x300.png" alt="" title="baska" width="300" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-702" /></a><br />
başka türlü bir şey benim istediğim<br />
ne ağaca benzer, ne de buluta<br />
burası gibi değil gideceğim memleket<br />
denizi ayrı deniz,<br />
havası ayrı hava..</p>
<p>bir başka yolculuk dalından düşmek yere<br />
yaşadığından uzun</p>
<p>bir tatlı yolculuk dalından inmek yere<br />
ağacın yüksekliğince<br />
dalın yüksekliğince rüzgarda<br />
ve bir yeni ömür<br />
vardığın çimen yeşilliğince</p>
<p>nerde gördüklerim<br />
nerde o beklediğim<br />
rengi başka<br />
tadı başka..</p>
<blockquote><p>Can Yücel</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/baska-turlu-bir-sey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık Şiiri</title>
		<link>http://www.utopyam.com/yalnizlik-siiri/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/yalnizlik-siiri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 19:53:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[Veli]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=400</guid>
		<description><![CDATA[
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.
ORHAN VELİ
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/yalnizlik202823029.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/yalnizlik202823029.jpg" alt="" title="yalnizlik202823029" width="284" height="288" class="aligncenter size-medium wp-image-688" /></a><br />
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,<br />
Nasıl korku verir sessizlik insana;<br />
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;<br />
Nasıl koşar aynalara,<br />
Bir cana hasret,<br />
Bilmezler.</p>
<blockquote><p>ORHAN VELİ</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/yalnizlik-siiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orhan Veli Kanık</title>
		<link>http://www.utopyam.com/orhan-veli-kanik/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/orhan-veli-kanik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 19:44:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[Veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=390</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğu İstanbul&#8217;un Cihangir ve Beykoz semtlerinde geçti. İlkokulu Galatasaray Lisesi&#8217;nde yatılı olarak okudu. Babasının Cumhurbaşkanlığı Bando Şefi olması üzerine dördüncü sınıfta iken ailesi İstanbul&#8217;dan ayrılınca Ankara Gazi Okulu&#8217;na geçti ve ertesi sene Ankara Erkek Lisesi&#8217;ne başladı.
En yakın arkadaşlarından Oktay Rıfat ile 13 yaşında, Melih Cevdet ile 16 yaşında tanıştı. Bu iki arkadaşıyla birlikte lise yıllarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/orhan.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/orhan-150x150.jpg" alt="" title="orhan" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-681" /></a>Çocukluğu İstanbul&#8217;un Cihangir ve Beykoz semtlerinde geçti. İlkokulu Galatasaray Lisesi&#8217;nde yatılı olarak okudu. Babasının Cumhurbaşkanlığı Bando Şefi olması üzerine dördüncü sınıfta iken ailesi İstanbul&#8217;dan ayrılınca Ankara Gazi Okulu&#8217;na geçti ve ertesi sene Ankara Erkek Lisesi&#8217;ne başladı.</p>
<p>En yakın arkadaşlarından Oktay Rıfat ile 13 yaşında, Melih Cevdet ile 16 yaşında tanıştı. Bu iki arkadaşıyla birlikte lise yıllarında hazırladığı Sesimiz dergisinde ilk yazılarını yayımladı.</p>
<p>1933 yılında liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü&#8217;ne başladı. Ancak, 1935 yılında okuldan ayrılarak yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.</p>
<p>Şair, 1936’da Ankara’ya döndü. Askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Bu arada ilk şiirlerini 1936 yılı Aralık ayında Varlık Dergisi&#8217;nde Mehmet Ali Sel adı ile yayınladı. 1941’de lise arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir kitabını çıkartarak Garip Şiir Akımının öncülerinden oldu. Şiirlerinde yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askerlik uzatıldığı için 4 yıl askerlik yaptı. Askerlikten döndükten sonra 2 yıl kadar Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalıştı. Azra Erhat, Oktay Rıfat, Erol Güney ile ortak çeviriler yaptı. Ancak 1947’de bakanlıktaki “antidemokratik hava” nedeniyle Tercüme Bürosu’ndaki görevinden istifa etti.</p>
<p>Mehmet Ali Aybar’ın yayımladığı Hür ve Zincirli Hürriyet gazetelerinde eleştiriler, kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı. La Fontaine’in masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi. Nasrettin Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.</p>
<p>1 Ocak 1949 tarihinden itibaren on beş günde bir yayımlanan Yaprak dergisini çıkarmaya başladı. 28 sayıyı tamamen kendi çabası ile çıkardı. 15 Haziran 1950&#8242;ye kadar yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca Ankara&#8217;dan ayrılıp, İstanbul&#8217;a döndü.</p>
<p>1950 sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara&#8217;da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura kafa üstü düşerek yaralandı. İstanbul&#8217;a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi&#8217;nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü. Ölümü, Türkiye&#8217;de o güne kadar hiçbir şairin ölümünde görülmemiş bir yankı buldu. Orhan Veli Kanık geniş katılımlı bir cenaze töreninin ardından Rumelihisarı Mezarlığı&#8217;nda toprağa verildi.</p>
<p><strong>ESERLERİ</strong><br />
Garip (1941 – Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte)<br />
Garip (1945 – Yalnız kendi şiirlerinden oluşan genişletilmiş 2. baskı)<br />
Vazgeçemediğim (1945)<br />
Destan Gibi (1946)<br />
Yenisi (1947)<br />
Karşı (1949)<br />
Bütün Şiirleri (Adam Yayınları, 1951 – 1975) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/orhan-veli-kanik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Turgut Uyar</title>
		<link>http://www.utopyam.com/turgut-uyar/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/turgut-uyar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 02:55:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanesse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci yeni]]></category>
		<category><![CDATA[sevgim acıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=346</guid>
		<description><![CDATA[Doğumu: 4 Ağustos 1927 Ankara
Ölümü: 22 Ağustos 1985 İstanbul
Yaşamı:
İstanbul&#8217;daki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Bursa Işıklar Askeri Lisesi ve Askeri Memurlar okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankara&#8217;da personel subayı olarak görev yaptı. 1958&#8242;de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayii&#8217;nin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. Emekliliğinden sonra İstanbul&#8217;a yerleşti.
Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/turgut_uyar.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/turgut_uyar.jpg" alt="" title="turgut_uyar" width="100" height="127" class="alignleft size-full wp-image-634" /></a><strong>Doğumu:</strong> 4 Ağustos 1927 Ankara<br />
<strong>Ölümü:</strong> 22 Ağustos 1985 İstanbul<br />
<strong>Yaşamı:</strong><br />
İstanbul&#8217;daki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Bursa Işıklar Askeri Lisesi ve Askeri Memurlar okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankara&#8217;da personel subayı olarak görev yaptı. 1958&#8242;de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayii&#8217;nin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. Emekliliğinden sonra İstanbul&#8217;a yerleşti.</p>
<p>Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitapı <em>Arz-ı Hal(1949) ve Türkiyem(1952)</em>&#8216;den sonra, <em>Dünyanın En Güzel Arabistanı</em> &#8216;yla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. <em>Tütünler Islak(1962)</em> ve <em>Her Pazartesi(1968)</em> &#8216;de koruduğu bu çizgiyi, <em>Divan(1970)</em> &#8216;la geleneksel şiirin kalıplarına, <em>Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)</em> &#8216;le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.</p>
<p><strong>Eserleri:</strong><br />
Şiir:<br />
~Arz-ı Hal (1949)<br />
~Türkiyem (1952-1963)<br />
~Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959)<br />
~Tütünler Islak (1962)<br />
~Her Pazartesi (1968)<br />
~Divan (1970)<br />
~Toplandılar (1974)<br />
~Toplu Şiirler (1981, ilk dört kitaptaki şiirleri)<br />
~Kayayı Delen İncir (1982)<br />
~Dün Yok mu (1984)<br />
~Büyük Saat (Son yazdıklarıyla birlikte bütün şiirleri 1984) </p>
<p><strong> İnceleme:</strong>  Bir Şiirden (1984)<br />
<strong>Çeviri:</strong> (Tomris Uyar&#8217;la birlikte) Lukretius &#8211; Evrenin Yapısı</p>
<p>~~<br />
<strong>Yazarın notu:</strong> Turgut Uyar&#8217;la Bir sonbahar sabahı, gitmek diye cümlelerime işleyen o kelimeyi çözmeye çalışırken tanıştım.<br />
<em>&#8220;Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak<br />
Toprak ve İnsan kokularıyla<br />
Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için<br />
Alıp başımı gideceğim&#8230;&#8221;</em><br />
Diyordu ve ben kendimi bulmanın heyecanıyla hafızama kazıdım bu ismi: Turgut Uyar.<br />
İkinci Yeni&#8217;den olmasıyla daha bir sevdiğim oldu zamanla, daha bir içime işleyen.<br />
~~<br />
~<em>&#8220;Sevgim acıyor<br />
Kimi sevsem<br />
Kim beni sevse&#8221;</em></p>
<p>~<em>&#8220;Mutsuzluktan söz etmek istiyorum<br />
Dikey ve yatay mutsuzluktan<br />
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun<br />
Sevgim acıyor.&#8221;</em></p>
<p>~<em>&#8220;Elele gittiğimiz bu yolda<br />
Sen gitgide büyürsen,<br />
Benim içimde çok beklemiş<br />
Çok eski bir yer kanar&#8230;&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Sen beni seversin<br />
Atlar öldüğünde<br />
Ve şapkam başka olsa bile&#8221;<br />
</em></p>
<p><em>&#8220;Şehirler çarpa çarpa büyüyordu&#8221;<br />
</em><br />
~~<br />
ELanesse</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/turgut-uyar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cahit Sıtkı Tarancı</title>
		<link>http://www.utopyam.com/cahit-sitki-taranci/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/cahit-sitki-taranci/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 19:33:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtkı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarancı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[2.Ekim.1910 yılında Suriçi Cami Kebir Mahallesi 3 nolu evde dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı&#8217;nın çocukluk ve gençlik yıllarının bir bölümü bu tarihi evde geçmiştir.Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakır&#8217;ın soylu ailelerinden olan Pirinçcizadelerdendir. 2 Ekim 1910 yılında dünyaya gelen Tarancı&#8217;nın Babası Bekir Sıtkı, annesi Arife hanımdır. İlk tahsilini Diyarbakır&#8217;da tamamladı. Daha sonra Orta öğrenimi için İstanbul&#8217;a gönderilerek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/cahit.gif"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/cahit.gif" alt="" title="cahit" width="141" height="196" class="alignright size-full wp-image-600" /></a>2.Ekim.1910 yılında Suriçi Cami Kebir Mahallesi 3 nolu evde dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı&#8217;nın çocukluk ve gençlik yıllarının bir bölümü bu tarihi evde geçmiştir.Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakır&#8217;ın soylu ailelerinden olan Pirinçcizadelerdendir. 2 Ekim 1910 yılında dünyaya gelen Tarancı&#8217;nın Babası Bekir Sıtkı, annesi Arife hanımdır. İlk tahsilini Diyarbakır&#8217;da tamamladı. Daha sonra Orta öğrenimi için İstanbul&#8217;a gönderilerek, Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi&#8217;ne yazıldı.Burada dört yıl okuduktan sonra Galatasaray Lisesinde tamamladı (1931).Sonra Istanbul&#8217;da Mülkiye Mektebi&#8217;nde (1931-1935) ve Yüksek Ticaret Okulu&#8217;nda okudu. Yüksek öğrenimini tamamlamak için Paris&#8217;te Sciences Politiques&#8217;te sürdürdü (1938-1940). Öğrenimi sirasinda Paris Radyosu&#8217;nda Türkçe yayinlar spikerligi yapti.</p>
<p>2. Dünyü savaşı nedeniyle Türkiyeye döndü.1944 yilindan baslayarak Ankara&#8217;da Anadolu Ajansi, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalisma Bakanligi&#8217;nda çevirmen olarak çalisti. 1951 de Cavidan Tınaz&#8217;la evlenir.1954&#8242;te ağır bir hastalığa yakalandı felç geçirdi. Türkiye&#8217;de tedavisi sonuç vermeyince Viyana&#8217;ya götürüldü. 13 Ekim 1956&#8242;da orada bir hastanede öldü. Ankara&#8217;da toprağa verildi. </p>
<p>&#8216;Sanat için sanat&#8217; ilkesine bağlı kaldı. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. </p>
<p>Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur. Fransiz sairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine&#8217;den etkilenmistir.</p>
<p>Şairin önemli kitapları arasında &#8220;Otuzbeş Yaş&#8221;, &#8220;Ömrümde Sükut&#8221;, &#8220;Düşten Güzel&#8221; ve &#8220;Ziya&#8217;ya Mektuplar&#8221; sayılabilir.</p>
<p>1946 Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışmasında ödül aldı. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/cahit-sitki-taranci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Can Yücel</title>
		<link>http://www.utopyam.com/can-yucel/</link>
		<comments>http://www.utopyam.com/can-yucel/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 19:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ELanor TeLrunya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yücel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.utopyam.com/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[Can Yücel, 1926&#8242;da İstanbul&#8217;da doğdu.Hasan Ali Yücel’in oğludur.
Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.
Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/cannn.jpg"><img src="http://www.utopyam.com/wp-content/uploads/2008/08/cannn-239x300.jpg" alt="" title="cannn" width="239" height="300" class="alignright size-medium wp-image-593" /></a>Can Yücel, 1926&#8242;da İstanbul&#8217;da doğdu.Hasan Ali Yücel’in oğludur.</p>
<p>Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.</p>
<p>Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.</p>
<p>Son yıllarında Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça&#8217;ya gömüldü.</p>
<p>Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, ‘Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao&#8217;dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkum oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla &#8220;Rengahenk&#8221; adlı kitabı toplatıldı.</p>
<p>1962&#8242;de İngiltere&#8217;deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.</p>
<p>Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.</p>
<p>Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel&#8217;in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. &#8216;Maaile&#8217; şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. &#8216;Küçük Kızım Su&#8217;ya&#8217;, &#8216;Güzel&#8217;e', &#8216;Yeni Hasan&#8217;a Yolluk&#8217;, &#8216;Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim&#8217; bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.</p>
<p>Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare&#8217;in ünlü &#8216;to be or not to be&#8217; sözünü &#8216;bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin&#8217; şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959&#8242;da ilk baskısı yayımlanan &#8216;Her Boydan&#8217; adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.</p>
<p><strong>ESERLERİ</strong><br />
Yazma (1950)<br />
Her Boydan (1959, Çeviri Şiirler)<br />
Sevgi Duvarı (1973)<br />
Bir Siyasinin Şiirleri (1974)<br />
Ölüm ve Oğlum (1976)<br />
Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabı)<br />
Rengâhenk (1982)<br />
Gökyokuş (1984)<br />
Beşibiyerde (1985, ilk beş şiir kitabı)<br />
Canfeda (1985)<br />
Çok Bi Çocuk (1988)<br />
Kısa Devre (1990)<br />
Kuzgunun Yavrusu (1990)<br />
Gece Vardiyası (1991)<br />
Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993)<br />
Gezintiler (1994)<br />
Maaile (1995)<br />
Seke Seke (1997)<br />
Alavara (1999)<br />
Mekânım Datça Olsun (1999)<br />
En Uzak Mesafe<br />
Benim adım firuzansa ne olayım<br />
cazcı firuzan (1997) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.utopyam.com/can-yucel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
