Günümüz Siyasetine Gençlerin Bakışı
Bütün büyük siyasi olayların tarihini incelediğimzie gençler bu olayların ortasında önemli roller oynamışlardır. 68 kuşağı en önemli örneklerdendir. Bugün ise etrafımızda olup bitenlere gençler olarak daha az duyarlıyız. Gençler bugün bırakın siyasete karışmak takip etmekte bile isteksizler. Günün koşturmacasından sonra siyasetle değil eğlenceli şeylerle uğraşmayı tercih ediyorlar.
Günümüzde siyasette oldukça önemli olaylar oluyor. Türkiye bugünlerde bir dnüm noktasında. Terör olayları hızla tırmanırken bir yandan yeni anayasa tartışmaları, kadrolaşma iddiaları ve bu iddiaların kaynağı olan yeni kanun değişiklikleri gündemde yer alıyor. Herkes kendisini ilgilendiren konuyla ilgilenirken diğerlerini görmezden geliyor. Halbuki gençliğin bunu yapmaması gerekir. Zaten siyaste zaman ayıranlar da bu alanda düşünmekle değil belli bir ideolojiyi savunmak için konuşmakla meşgul oluyorlar.
İrdelemeden, incelemeden, araştırmadan, sırf ailesi o görüşte diye bir görüşü benimsemek Türk gençliğinden beklenen bir şey değildir. Her gencin kendine ait bir dünya görüşü ve bir ideolojisi olmalıdır. Evet, bunu çatışma şekline dönüştürmemeli ama görüşlerinin de arkaında olmalıdır. Ancak arkasında olmak aklına yatmayan bir şeyi savunmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Görüşlerimizin yanlışlarını görüp onları düzeltmek zamanla bir ideolojiyi mükemmel bir hale getirecek adımlar olacaktır.
Atatürk’ün bu ülkeyi emanet ettiği gençlik bu konuda tek başına suçlu sayılamaz elbette. Bugün gençliğin bu halde olmasında en büyük etken eğitim sistemidir. Çünkü gençler bu ezberci ve zor sınavlarla dolu eğitim sistemini aşabilmek için kendilerini normal hayattan soyutluyor, bırakın siyaseti eğlenceyi bile ellerinin tersiyle itiyorlar. Ne tiyatro, ne konser ne sinema yeterince ilgi görebiliyor. Bunlara bile zaman ayıramazken siyasete zaman ayırmaları pek mümkün görünmüyor.
Eğitim sisteminin etkisi dışında topumdaki 80 darbesinin yarattığı korku ve baskı devam etmekte hala. Gençler zamanında konuşmuş, yürümüş, karşı koymuş abi ve ablalarının başına gelenleri düşünerek hayatlarını riske atmak istemiyorlar. Ölüm bir yana fişlenme, baskı ve şiddet görme gibi korkular hala gençlerin bilinçaltında mevcut. Eskiden özgür düşüncenin doğduğu kurum olan üniversitelerde bile özgürlük sınırlanırken gençlerin özgürce düşüncelerini dile getirmeleri oldukça zor. Bu yüzden gençler ve diğer insanlar bir bastırılmışlık duygusu ile siyaset hakkındaki görüşlerini ancak aile sohbetlerinde dile getiriyor veya her gelen siyaseti beğenerek bu işin dışında kalıyorlar.
Ancak nedeni ne olursa olsun Atatürk’ün gençliğe hitabesini okumuş her genç ülkesinin içine düştüğü durumu görmeli ve ona göre ülkesini korumak için yalnızca asker olup ölmek değil yaşayarak, üreterek ve yeni fikirler doğurarak çalışabileceğini unutmamalıdır. Düşünmek, tasarlamak, konuşmak ve geliştirmek gençlikten beklenen bir görevdir.Türk gençliğinin bu göreve layık olması gerekir.
Ayça ÇİÇEK



