RSS
02 Haziran 2009 | ELanor TeLrunya | 0 Yorum Var.
Yazdır

Frederick Douglass


Şubat 1818 doğumlu olan Frederick Douglass Amerikalı anti-köleci, kadın destekçisi, editör, hatip, yazar, devlet adamı ve reformcuydu. Bütün bu özelliklerinin yanında Afro-Amerikanların köleliğin kaldırılma süreci içinde adeta bir simgesiydi.

Annesi de köle olan Douglass, dünyaya köle bir çocuk olarak geldi. Babasının kim olduğu belli olmamakla beraber, o zamanlar annesinin efendisi olan Aaron Anthony, Douglass’ın babası olarak tahmin edilebiliyor. Beyaz bir efendi ve siyah bir kadının çocuğu olan Douglass, çok küçük yaşlarından beri ağır işlerde çalıştırıldı. Bununla birlikte, diğer kölelerden farklı ve şanslı olarak eğitim görebildi. 12 yaşındayken efendisinin eşi tarafından yazma ve okumayı öğrenen Douglass’ın ileriki yıllarda elindeki en büyük silahı bu olacaktı.

Okuma ve yazmayı öğrenmesiyle birlikte gazeteleri ve siyasi olayları takip eden Douglass’ın görüş ve fikir dünyasında önemli değişmeler oluşmaya başladı. Okuduğu makalelerle birlikte durumunu ve köleliği sorgulamaya başlayan Douglass, insan hakları üzerinde de kafa yormaya başladı. Douglass’ın bu durumunu keşfeden efendisi onu “köle terbiyecisi” olarak bilinen Covey‘ye yolladı. Covey’nin kötü namı o çevre içinde herkes tarafından biliniyordu. Covey uyguladığı şiddetle “asi” olarak tanımlanan köleleri kendilerine göre “adam ediyordu.” Sürekli gördüğü bu işkenceye artık dayanamayan Douglass, efendisi Covey’nin vuruşlarına karşılık verince, Covey Douglass’ı dövmeyi bıraktı ve o saatten sonra ona asla vurmadı.

1837′de tanıştığı özgür ve siyahi bir kadınla evlenen Douglass, 1838′de Maryland trenine binerek kaçmayı başardı ve böylece özgürlüğüne kavuştu.

Yolculuğuna Massachussets’e giderek devam eden Douglass, anti-köle hareketine burada katıldı. New Bedford hareketine katılıp aynı zamanda da William Lloyd Garrison‘ın haftalık dergisi The Liberator‘a başvurdu. Zamanla köleciliğe karşı görüşleri ilgi ve beğeni topladı. O kadar ki Garrison bile Douglass’tan oldukça etkilendi ve The Liberator’da onun hakkında bir yazı kaleme aldı. Benzer bir şekilde, Douglass da Garrison’un fikirlerini oldukça beğeniyordu.

Garrison’dan ve çevresinden aldığı destekle yoluna devam eden Douglass 1843′te Amerikan Anti-Köleci Derneği‘nin projelerinde yer aldı ve gezdiği bir çok şehirde kendi hayatını anlattı. Aynı zamanda, Feminist hareketlere de destek veren Douglass, sadece iki ırk arasında eşitlikten yana değil aynı zamanda iki cins arasındaki eşitlikten de yanaydı.

Kendisinin en bilinen eseri üç parça halinde yayınlanan otobiyografisidir. Kitap insanları o kadar çok etkiledi ki kısa zamanda best-seller (en çok satan kitap) ünvanını aldı. Ünü Amerika’nın da dışına taşan Douglass’ın bu eseri aynı zamanda Fransızca ve Hollandaca dillerine çevrilerek Avrupa’da da satışa sunuldu.

Oldukça beğeni toplayan ve ünlenen Douglass, bu sırada da anti-köleci, feminist ve özgürlükçü projelerine devam etmekteydi. 20 Şubat 1985′te Washington D.C’de Ulusal Kadın Konseyi‘nde de bir konuşma yapan Douglass, eve döndükten hemen sonra ani bir kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Rochester (New York)’daki Mount Hope Mezarlığı’na gömüldü.

Öldükten sonra 1921′de Alpha Phi Alpha tarafından onu ödülüne layık görülen Douglass, 2002′de Molefi Kete Asente tarafından En Büyük 100 Afro-Amerikalılar listesine girdi.

Yazı Hakkında

Kategoriler: Yazarlar

Etiketler:

Yazar Hakkında: Ege Üniversitesi / İngiliz Dili Ve Edebiyatı * Edebiyat Eleştirileri, Dinler Tarihi, Sosyo-Psiko İncelemeler *

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL