| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
iskeletli hayalet Gezgin

 Cinsiyet:  Yaş: 18 Kayıt: 25 Oca 2009 Mesajlar: 1040 Nerden: aşk, sevgi, alışkanlık üçgeninden
|
|
| zizastorm demiş ki: | Vidyo olsa güzel olurdu. Bir vidyo vardı. Beyaz Saray'a doğru birkaç ışıklı nesne geliyordu. Amerika ayağa kalkmıştı. Bir tanesi inanılmaz bir hızda giderken, resmen gidiş yönünün aksine bir anda dönebiliyordu. İçinde bir canlının olduğuna inanamıyorum. Zaten F-16 da oluşan G kuvveti bile insanın tüm organlarını pestil yapıyorken, bilmiyorum yani orada ne olur Tabi içinde canlı olması şart değil. Sadece, insan teknolojisine indirgedim. |
Ama sorun temelinde her şeyi insan yapısına göre değerlendirmemiz. Mesela en basitinden, mars'ta bile hayat belirtisi ararken su var mıydı acaba, varsa nerede vardı, su kaynaklarının yakınında hayat gelişmiş midir diye sınırlı düşünüyoruz. Uzayın herhangi bir bölümünde de şartları dünyadakine benzeterek açıklama yapmaya çalışıyoruz. Demek istediğim ya mars'ta hayat varsa ama bu protoplazma yığını yaratıklar (ya da mikroorganizmalar) yaşamak için suya ihtiyaç duymuyorsa.
Aynı bu örnekte olduğu gibi. Yani uzaylılar böyle bir alet yapsa da vücutları bu düzeyde bir G kuvvetini kaldırmaz diye düşünmek bence yanlış. Çünkü uzayın derinliklerinde hayat bulmuş başka bir tür bizimkinden çok farklı koşullarda evrilmiş olabilir. Vücutları yüksek G'ye alışkındır belki, belki gezegenlerinde yerçekim ivmesi o kdar büyüktür ki vücutları bizimkinden kısadır ve bu sayede yüksek G değişimlerine vücutlarını daha iyi adapte edebiliyorlardır. Only God knows diyorum (İmla ya da anlatım hatası varsa kusura bakmayın yüksek dozda Frank Sinatra - Romance Songs From The Heart dinleyince ) _________________
tom loves summer
ben Bilimum'un doğru yazımını bilen, insanları görünüş, fikir ya da taktığı kolyeye göre yaftalamayan ergen bir hippiyim.
he bir de;
80'ler mükemmeldi abi. beatles da harikaydı. |
|
| Başa dön |
|
 |
zizastorm Genel Moderatör Ütopyam Editörü Proje Mimarı

 Cinsiyet:  Yaş: 22 Kayıt: 19 Nis 2006 Mesajlar: 9298 Nerden: Anderfels
|
|
Benim uzaya bakış açım, bir senede şekillenmiş bir şey değil. Eğer, en eski mesajlarımı okusan, ben kainatta yalnız olmadığımıza inananlardanım. Orada, insan teknolojisine indirgemem, tamamen bunların insan teknolojisini aşmış olmalarını temellendirmemden dolayı Umarım, anlamışsındır.
Zaten, NASA'da biliyordur uzayda yaşayan organizmaların ya da yaşayan varsa o canlıların "belki de" suya ihtiyaç olmadığını. NASA, su var mı diye arıyorsa, onun nedeni dünya dışı varlıklar değil. İnsanlığın 2. gezegeni neresi olabilir sorusuna verilecek makul cevap arayışlarıdır.
Yoksa, katılıyorum zaten sana. Hiçbir şey bilmiyoruz. Yapabileceğim tek yorum, her şeyi insanla kıyaslamak, insan teknoljisine ya da insan mantığına indirgemek. Aramızda, 200 ışık yılı uzaktan gelen varsa, elbet farklı bir şeye indirgeyecektir. Bu su götürmez bir gerçek  _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
Pleione Moderatör

 Cinsiyet:  Yaş: 19 Kayıt: 09 Hzr 2006 Mesajlar: 1653 Nerden: İzmir
|
|
| Başa dön |
|
 |
Pleione Moderatör

 Cinsiyet:  Yaş: 19 Kayıt: 09 Hzr 2006 Mesajlar: 1653 Nerden: İzmir
|
|
Görünmez pelerin yaptılar!
Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi, fantastik filmlerin vazgeçilmez nesnelerinden görünmez pelerini hayata geçirdi. Beyaz perdenin unutulmaz kahramanları Frodo ve Harry Potter'ın defalarca hayatını kurtaran pelerinin gerçeği nanoteknolojik kumaştan yapıldı.
Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) araştırmacıları, cisimleri belli frekanslarda görünmez kılan nanoteknoloji tabanlı malzeme geliştirdi.
Türkiye'nin tek Descartes bilim ödülü sahibi olan Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay'ın başkanlığını yürüttüğü projede doktora öğrencisi Atilla Özgür Çakmak tarafından geliştirilen “görünmezlik pelerini” teknolojisi, askeri araçların üzerine kaplanacak bir metamalzeme sayesinde istenilen frekans bandında, tankların hatta havadaki uçakların görünmezliğine olanak sağlıyor.
HARRY POTTER'IN VE FRODO'NUN GÖRÜNMEZLİK PELERİNİ
Metamalzemeleri “doğada kendiliğinden var olmayan özellikler gösterebilen sihirli materyaller” olarak tanımlayan Görünmezlik pelerininin temel çalışma prensibi, J. K. Rowling'in romanlarındaki Harry Potter ve Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi romanındaki kahramanı Frodo Baggins'in görünmezlik pelerinlerini hatırlatıyor.
Görünmezlik pelerininin roman boyunca bu kahramanlara düşmanlarının gözlerinden ve sezilerinden uzak, güvenli bir ortam sunduğunu vurgulayan Özbay, ülkelerin savunma sanayilerinin hedeflerinin yalnız filmlerde rastlanan bu teknolojilere benzer olduğunu ifade etti.
HEDEF TAM GÖRÜNMEZLİK
Görünmezlik pelerini, parazit ve gürültü oluşturmadığından dünya literatürüne de pek çok yenilik katıyor.
Prof. Dr. Özbay, son yıllarda dünyanın en önde gelen araştırma merkezlerinin, üniversitelerinin tam ve kesin bir görünmezliğe ulaşabilecek teknolojileri geliştirmeye odaklandığını ifade etti.
Bu rekabete Türk araştırmacılar olarak kendilerinin de katıldığını dile getiren Özbay, NANOTAM'da geliştirdikleri metamalzeme tabanlı “görünmezlik pelerinin” dünyadaki benzerlerine göre yenilikler içerdiğini kaydetti.
“Görme” ya da “algılama”nın, bir cisimden yayılan ya da üzerine çarpıp saçılan elektromanyetik dalgaların algılayıcılara geri dönmesiyle gerçekleşen bir süreç olduğunu anlatan Özbay, “Görünmezlik sağlamak için yapılacak şey, saklanacak cismin elektromanyetik dalgaları saçmasını önlemek, dalgaların çarpmasını engellemek ya da çarpan dalgaların gelişigüzel saçılmasını önlemekle gerçekleşebilir. Herhangi bir cismin üzerine kaplanacak bu özel pelerin sayesinde cisimler görünmez kılınabiliniyor” bilgisini verdi.
“CİSİMLER 'GÖRÜNMEZ' HALE GELEBİLDİ”
Prof. Dr. Özbay, merkezde yaptıkları başarılı deneyde, alıcı ve verici arasına konan metal bir silindirin elektromanyetik ifadelerle “görünmez” kılındığını bildirdi.
“Görünmezlik pelerini” olarak adlandırılan tam görünmezliğin, teorik olarak uzayda arındırılmış bir bölge yaratmakla mümkün olacağını belirten Özbay, geliştirdikleri metamalzemelerle saklanmak istenilen cismin etrafı kaplandığında cismi belli elektromanyetik dalgalar için görünmez kılmanın mümkün hale geldiğini kaydetti.
Bilim çevrelerinde “halının altına saklamak” olarak isimlendirilen pelerinleme yöntemi ile Bilkent Üniversitesinde gerçekleştirilen deneylerde radyo frekanslarında bir metal silindirin elektromanyetik ifadelerle görünmez hale getirildiğini bildiren Özbay, şöyle konuştu:
“Normalde metal bir yüzeyin üzerine gelen dalgaları saçılıma uğratması ve hatta arkasında gölge bırakması beklenir. Oysa ki metal silindirin etrafına metamalzemeler kullanılarak örülen pelerin sayesinde elektromanyetik dalgaların yollarına hiç bir bozulma yaşamaksızın devam etmesi sağlandı. Bu çeşit bir sistemi dışarıdan elektromanyetik dalgalar yardımı ile tarayan bir okuyucunun ortaya yerleştirilen metal silindiri fark etmesi imkansızlaştırıldı.”
“ULUSLARARASI LİTERATÜRDE TÜRK BAŞARISI”
Türkiye'nin bu çalışma ile birlikte görünmezlik pelerinini üretme teknolojisine erişebilen ABD ve iki Avrupa Birliği üyesi ülkenin ardından 4. ülke konumuna geldiğini bildiren Özbay, “Bilim merkezleri arasında bir rekabete olanak sağlayan bu yarış nefes kesici. Mükemmel görünmezliği elde etmek için sürekli geliştirilen ve güncellenen yeni tasarıların sanayiye ve askeri kullanımlara uyarlanmasıysa tahmin edilenden daha kısa sürede gerçekleşecek” dedi.
Ar-Ge çalışmalarının bu yılın başında “New Journal of Physics” dergisinde yayımlanarak literatüre girdiğini bildiren Özbay, görünmezlik deneyine dair detaylı bilgilerin popüler bilim dergisi “NTV Bilim”in Ağustos sayısında yayımlandığını belirtti.
ASKERİ ÜSTÜNLÜK SAĞLAYACAK
Görünmezliğin, bu teknolojiyi elinde tutabilen ülkelere üstün istihbarat yetileri kazandıracağını dile getiren Özbay, bunun çok uzakta olmadığını belirtti.
Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Askeri araçların üzerine örülecek bir pelerin sayesinde istenilen frekans bandında, tankların hatta havadaki uçakların bile görünmezliğine olanak sağlanabilecek. Pelerin günümüzde görünmezlik teknolojilerinde kullanılan örneklerinin aksine herhangi bir ekstra yayın yaparak parazit oluşturma ve düşmanın aklını karıştırmaya ihtiyaç duymadığından elektromanyetik açıdan herhangi bir gürültü yaratmasına gerek kalmayacak. Aracı kumanda eden askeri personel için çok daha sağlıklı bir seçim olabilecek.
Çalışmamızda mevcut yöntemleri daha da ileriye taşıdık. Eskiden havada asılı kalan cisimler görünmez kılınmakla uğraşılırken şimdi karada duran bir tankı da görünmez kılmak mümkün hale gelecek.”
“GÖLGE SORUNU DA ORTADAN KALKTI”
Özbay, dünyadaki mevcut görünmezlik pelerini çalışmalarının henüz kesin bir görünmezlik sağlayabildiğini söylemenin mümkün olmadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Soğurulan elektromanyetik dalgalar, yerlerinde nüfuz edilememiş hareketli bir gölge bırakıyor. Bizim geliştirdiğimiz malzemeler ise bu gölge problemini de ortadan kaldırıyor. Görünmez kılınmak istenen cisme gönderilen elektromanyetik dalgaları yansıtmamak ve saçılıma uğratmamak artık tek amaç değil; ana hedef, bu arada arkada herhangi bir gölge de bırakmamak. İşin asıl zor kısmı bu. Bu söylenilenler doğrultusunda gerçekleştirilebilecek bir pelerinin çok maliyetli olacağı düşünülebilir. Oysa sözkonusu yapılar tamamen yalıtkan ve metallerden oluşuyor.
Çok ufak boyutlardaki yapıtaşlarından oluşacak pelerin, bu boyutlardaki imalat tekniklerinin gelişmişliğinin getirdiği yüksek üretim hızı ve hammaddesinin kolay temini ile gelen ucuzluk sayesinde şu anda yaygın tekniklerden çok daha az maliyetli olacak.”
“MANZARAYI BOZAN AĞAÇ GÖRÜNMEZ YAPILABİLECEK”
Görünmezlik pelerininin sivil uygulama alanlarının da bulunacağını aktaran Özbay, vücudunda metalik implant ya da kalp pili taşıyanların da bu teknoloji ile güvenle MRI'a girmesinin sağlanabileceğini söyledi.
Özbay, medikal cihazların pelerinlenmesinin alışveriş merkezlerinde, havalimanları gibi güvenlik kontrol noktalarında da işleri hızlandıracağını, hastaların sürekli bir açıklama getirmek durumunda kalmayacağını dile getirdi.
Cep telefonu sinyallerinin rotalarını engellerden en az etkilenecek şekilde yönlendirmenin de bu teknoloji ile mümkün olacağını kaydeden Özbay, şöyle konuştu:
“Rota üzerinde bulunan coğrafi engeller elektromanyetik dalgalar için ölümcül olabiliyor. Bir dalga kılavuzu rolünü üstlenecek olan pelerinleme teknikleri sayesinde bilgi taşıyan dalgalarımızı istediğimiz doğrultularda ve nispeten az kayıplarla yönlendirebileceğiz. Belki düşük kayıplar sayesinde daha az baz istasyonuna ihtiyaç duyabileceğiz. Duyarlı ekipmanları radyo dalgalarından, elektrik ve manyetik alanlardan koruyabileceğiz. Hatta daha da cüretkar konuşursak, bu malzemelerle ileride manzaranızı kapatan bir ağacı da pelerinleyerek, kesmeden görüş sahanızın dışına çıkarabileceksiniz.”
AA _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
zizastorm Genel Moderatör Ütopyam Editörü Proje Mimarı

 Cinsiyet:  Yaş: 22 Kayıt: 19 Nis 2006 Mesajlar: 9298 Nerden: Anderfels
|
|
Başlarına bir şey gelmese bari. _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
Pleione Moderatör

 Cinsiyet:  Yaş: 19 Kayıt: 09 Hzr 2006 Mesajlar: 1653 Nerden: İzmir
|
|
Uzayda yaşam bulundu!
Bilim insanları, Satürn gezegeninin en büyük uydusu olan Titan'da yaşam olabileceğine dair kanıt bulduklarını açıkladılar.
Bazı basit yaşam formlarının gezegenin atmosferini soluyup, yüzeyindeki maddelerle beslendiklerine dair izler bulundu.
Nasa'nın Cassini uydusunun gönderdiği verileri analiz eden bilim insanları, Titan'ın yüzeyinin dağlar, göller ve ırmaklarla dolu olduğunu, Güneş Sistemi'nde Dünya'ya en çok benzeyen gezegenin Titan olduğunu söylüyorlar.
Kimi organik bileşenler, daha önce Titan'da tespit edilmişlerdi. Ancak Titan'ı kaplayan sıvının su değil de metan olması yüzünden, araştırmacılar metan temelli yaşam olabileceğini düşünmüyorlardı.
Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan, Titan'ın atmosferinde alçalan hidrojen gazının, gizemli bir şekilde yüzeyde yok olmasının, bu gazın Titan'da yaşayan canlılar tarafından tüketilmesi anlamına geldiği düşünülüyor.
Gezegendeki kimi kimyasalların güneşle etkileşime girmelerinin ardından atmosfere asetilen olarak karışması gerekirken, bunun da olmaması, yiyecek olarak tüketildiği şeklinde yorumlanıyor.
Böylece, metan temelli yaşam için gerenek iki önemli kaynağın varolduğunu düşünen bilim insanları, Titan'da yaşamın varlığının önemli bir ihtimal olduğunu vurgularken, bunun tahmin edilemeyen bir sebepten kaynaklanabileceğini de belirtiyorlar.
Kaynak: www.kenthaber.com
Daha önce de başka gezegenlerde bu tarz kalıntılar bulunmuştu, bunun bir farklılık olduğunu sanmıyorum, yine bir başka gezegen için de Güneş sisteminde Dünya'ya en çok benzeyen olduğu söylenmişti. Güvenmiyorum yani bu tür açıklamalara, çok küçük ilerlemeler ayrıca gerçek bile olsalar, hala çok başındayız bu araştırmaların. Organizma yaşamış olsa bile insan ya da akıllı başka bir varlık yaşadığı veya yaşayabileceği anlamına gelmiyor sonuçta. Daha somut, işe yarar bilgilerle gelsinler artık. _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
utena's_rose Gezgin

 Cinsiyet:  Yaş: 17 Kayıt: 20 Hzr 2005 Mesajlar: 7196 Nerden: Galaksinin Batı Sarmal Kolunun bir ucundaki küçük güneşin yüz kırk sekiz milyon kilometre uzağından.
|
|
Evet ben de çok heyecanlanmadım açıkçası. O değil de dünya uzaktan ne güzel duruyor.  _________________
It's funny. All you have to do is say something nobody understands and they'll do practically anything you want them to.
~J.D. Salinger |
|
| Başa dön |
|
 |
zizastorm Genel Moderatör Ütopyam Editörü Proje Mimarı

 Cinsiyet:  Yaş: 22 Kayıt: 19 Nis 2006 Mesajlar: 9298 Nerden: Anderfels
|
|
Dimi? Oysa kim bilir gerçek bir cehennem olduğunu. _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|