Bir Tarih: Kapalı Çarşı
Gittim, gördüm ve büyülendim. Çok daha iyi bir şeyler ortaya çıkartılabilinir bu konuda, biliyorum. Yine de bu tarihi anlatmayı aklıma koymuştum bu kadar etkilenebildiğimden beri.
~~
Kapalıçarşı’nın temeli 1461 yılında atılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in şehri aldıktan sonraki isteklerinden biriydi; hanlar, camiler, medreseler, çarşılar inşaa etmek ve bir devri bitirip ötekini başlatırken böylesine görkemli mimari yapıları bir büyük şehre sunabilmek. Nitekim önce sokaklar ve kendi halinde küçük çarşılar halinde yapımına başlandı o zamanki deyimiyle ‘bedesten’ in. Çeşitli adlara sahip oldu; sonraları eski bedesten, iç bedesten, yahut Cevahir Bedesteni diye anılmaya başlandı. Bunun ilerisine yapılan ve yeni bedesten denilen Kapalıçarşı’ da bir yolu pamuk, bir yolu ipekle dokunan ve sandal denilen bir nevi kumaş satışına tahsisinden dolayı Sandal Bedesteni ismini almıştı. Her iki bedestende de Fatih Devri inşa karakterleri hakimdir.
*Bedesten ismini almasının asıl nedeni ise çeşitli değeli eşyaların alım satımına tahsis edilmiş olması idi.
~~
Zamanla en değerli mücevherlere, devletin kazandığı altın, ganimet ve değerli eşyalara ev sahipliği yapması nedeni ile buradaki esnaf şehrin en zengin esnafı haline geldi.
Bedestende dünyanın ve imparatorluğun her tarafından toplanmış mücevherler, altınlar, silahlar, kıymetli kumaşlar, şallar, halılar ve her nevi kıymetli eşya bulunurdu.
Çeşitli tahribatlar sonucu tamirler görmüş, el değiştirmiş ve sonraları istanbul belediyesi tarafından mezat yeri haline getirilmiştir.
Her devirde hayatımızı aksettiren Çarşı, yabancı seyyahların kitaplarında, yabancı ressamların fırçalarında binbirgece masalları gibi yaşatılmıştır.
3000′ den fazla dükkanın bulunduğu Kapalıçarşı ‘ yı hergün mevsimine göre 250.000 ile 400.000 kişi ziyaret etmektedir. Kaybolmaya yüz tutmuş birçok mesleği, kendisine has kültürüyle yaşatan Kapalıçarşı dünyanın en eski, en büyük ve en çeşitli üretimlerinin sergilendiği bir mekandır.
~~
Kendine has kültürü ve görkemiyle zamanla önemli bir mekan haline gelmiştir. Dev ölçülü bir labirent gibi, 30.700 metrekarede 60 kadar sokağı, 3600′den fazla dükkânı ile Kapalıçarşı, İstanbul’un görülmesi gereken, benzersiz bir merkezidir. Adeta bir şehri andıran, bütünü ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür. İçinde son zamanlara kadar 5 cami, 1 okul, 7 çeşme, 10 kuyu, 1 akarsu, 1 sebil, 1 şadırvan, 18 kapı, 40 han vardı.
~~
Sözün özü; böyle bir kültürü ve tarihi tek bir yazıya sığdırmak mümkün olmasa da, kapalıçarşı mutlaka gidip görülmesi gereken bir yer. Osmanlı döneminin kültürünü ~hâla~ sunulan eşyalarda, mekanın mimarisinde, o eski dönemlerin ışıltısında biraz sevinçli, biraz da geçmiş dolu yansıtan görkemli her yeri tarih kokan bir yer.
~~
Kapalı Çarşı günün her saatinde hareketli ve kalabalıktır. Esnaf, ziyaretçileri ısrarlı olarak kendi mağazasına çağırır. Çarşı girişinde gelişen konforlu, büyük mağazalar Türkiye’de elde imal edilen ve ihracatı yapılan hemen bütün eşyayı satışa sunmaktadır. El halıları ve mücevherat geleneksel Türk sanatının en güzel örnekleridir. Bunlar kalite ve orijin belgeleri ile satılır ve dünyanın her tarafına garantili gönderme yapılır. Halı ve mücevheratın yanında meşhur Türk işi gümüşten yapılmış eserler, bakır, bronz hediyelik ve dekoratif eşya, seramik, oniks ve deriden mamul, üstün kaliteli, Türkiye hatıraları zengin bir koleksiyon oluştururlar.Batılı yazarlar, seyahatname ve anılarında Kapalıçarşı’ya geniş yer ayırmışlardır.



